SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Mihraplarımızdaki Eksik Yazı Ve Bir Öneri

Haber Giriş Tarihi: 20.01.2014 17:42
Haber Güncellenme Tarihi: 20.01.2014 18:42
Kaynak: Haber Merkezi
https://sehirmedya.com/


Hazırlayan: Ömer Kaptan   / kaptanomar@gmail.com

 

Camilerimizde imamın namaz kıldığı yer mihrab diye anılır. Mihrab Arapça da h-r-b (harb/savaş)kökünden gelir ki şeytan ile ve heva heveslerle savaşılan yer olduğu için mescidlerdeki bu bölümler mihrab diye anılmıştır (ragıp el ısfahani, müfredat). Camilerimizin mihraplarında genellikle Kuran-ı Kerimden "Mihrap" kelimesinin geçtiği ayeti kerimeler bu mihrapların mukarnaslarının üst kısmına  yazılır. Ancak genellikle "mihrap" kelimesi dikkat çekici görünsün diye bu kelime yazıldıktan sonra ayetin devamı yazılmaz ve bu şekilde anlam yarım kalmış olur. Örneğin bu gün hangi camiye gitsek en sık göreceğimiz ayet şudur: "Kullema dehale aleyha zekeriyya-l mihrab". "Zekeriyya mihraba her girdiğinde ?" cümlenin gerisi yoktur. Anlam yarım kalmıştır. Anlamdan ziyade şekle, görünüşe öncelik verilmiş ve "mihrab" kelimesinin arada kaybolmasını önlemek için ayet yarım bırakılmış gerisi yazılmamıştır. Ama nadiren de olsa bazı camilerimizde doğru haliyle bu ayetin devamı da yazılmıştır. Örneğin Bursa Orhan Camii’nin orijinal ve çok güzel mihrabında ayetin şöyle yazıldığını görebilirsiniz "Kullema dehale aleyha zekeriyya-l mihrabe vecede indeha rızkan" "Zekeriyya mihraba her girdiğinde (Hz. Meryemin) yanında yiyecekler görürdü." İşte bu cümlenin tamamlanmış halidir. Ayette Al-i İmran suresinde geçen Hz. Meryem'in Beyti Makdis'te Zekeriyya As.’ ın gözetiminde yaşadığı ilginç olay anlatılmaktadır. İlgilenenler 3/37-38 ayetlerine bakabilirler.

Yine Ulu Cami’ye giderseniz mihrab tarafındaki direklerin kıbleyi gösteren cephelerinin hepsine  mihrap tasvirleri yapılmış ve üzerlerine Kuran'da 'mihrab' kelimesinin geçtiği ayetler yazılmıştır. Bunlar Ali İmran suresindeki zikrettiğimiz ayet ve Davut as.'ın Sad suresinde geçen içinde "Mihrab" kelimesinin hikâyelerdir. (bknz. sad/21). Ve burada da ayet mihrab kelimesine gelince durmuş ama yarım kalmaması için üzerinden beyaz kufi yazıyla devam etmiştir.

Benim acizene önerim ise cami mihraplarına  "Fenadethul melaiketu ve huve kaimun yusalli fi-l Mihrab" ayetinin yazılmasıdır. Zira bu ayet hem anlamın mihraba yakışması itibariyle hem de yarım kalmayan cümle tamlığıyla çok daha uygundur. İlginçtir bu ayet de Hz. Zekeriya ile ilgilidir. Meleklerin Zekeriyya a.s. mihrabda ibadet ederken kendisine nida etmelerini anlatır (bknz. 3/39). Namaz kılan kişi ile melekler arasında bir bağ oluşturması hasebiyle bu ayet mihrapların üzerlerine çok uygundur ve bazı camilerimizde de kullanılmıştır. Ve cümle tamdır, yarım değildir. Aynı şekilde bazı camilerin mihrabında "Fevelli vecheke şetrel mescidil haram" "Yüzünü mescidi haram tarafına çevir" yazıldığı da görülebilir ama mihrab kelimesinin de geçtiği "Melekler O, mihrabta namaz kılarken ona nida ettiler" ayeti mihraplarımıza çok daha yakışmaktadır.

 

BURSANIN MAHALLESİ

DOĞANBEY

Bursa’nın kalbine hançer gibi saplanan toki binalarını biliyorsunuz (bu hançer benzetmesi Yusuf Kaplan’ın Bursa'yla ve tokilerle ilgili yazdığı unutulmaz yazının başlığında kullanmasıyla pek popüler oldu). Doğanbey tokileri şehir merkezinin her açıdan siluetini bozan çirkin manzarasıyla meclis görüşmelerine bile yansımıştı. İşte bu toki konutlarına ismini veren Doğan bey'in kim olduğunu bu hafta dostlarla paylaşmak istiyorum.  Kent meydanından Şehreküstü’ne çıkarken cadde üzerinde sol tarafta bir cami görürsünüz. Bu küçük caminin (Süluki Camii) hemen arkasına bakarsanız orada büyükçe bir mezar vardır. Mezar taşında da yine büyük harflerle 'Yıldırım Bayezid'in Niğbolu muhafızı Doğan Bey' yazılıdır. Bursa’mızın en büyük camisi olan Ulucami’nin  yapılmasına vesile olan Niğbolu Seferi işte Yıldırım Bayezid'in bu komutanına yardıma gitmesiyle gerçekleşmişti. Yine bu seferde yaşanan bir olay kuruluş devri efsaneleri arasında unutulmayan bir yere sahiptir ki Doğan Beyin adı da bu olay sayesinde hafızalara kazınmıştır. Farklı kaynaklarımızda geçen ve halk efsanesi gibi görünmesine rağmen gerçekten yaşandığı tarihçiler tarafından belirtilen bu olaya göre Sultan Yıldırım Bayezid Niğbolu kalesini kuşatmış olan büyük haçlı ordusuna karşı kaleye yardıma gittiğinde henüz daha savaş başlamadan evvel kale dibine kadar ilerler ve uzun süredir yardım bekleyen Doğan Bey'e surların altından seslenir:

"Bre Doğan! Bre Doğan!..

Bre Doğan, halin nicedir?"

Padişahın sesini duymasıyla şaşırmakla birlikte Doğan Bey padişahtan bu cesareti de beklermişcesine : "Zahiremiz yeterli, surlarımız sağlamdır" yanıtını verir. Bunun üzerine Yıldırım, "Hele dayanın, biz dahi vardık"  der. Ve ismini yakışır bir süratte yıldırım gibi kaleyi kuşatmış olan askerlerin arasından o akşam ki sarhoşluklarından da istifade ederek kendi mevkiine döner.

Yıldırım Bayezid döneminin önemli devlet adamlarından olan Doğan Bey şimdiki mezarının olduğu yere bir de cami yaptırmış ancak cami günümüze gelememiştir. Bugünkü Doğan Bey Mahallesi işbu caminin etrafında gelişmiş bir mahalle idi.  Toki binaları yapılmadan önceki gecekonduları ve tek tük küçük, eski Osmanlı evleriyle Bursa'nın en eski mahallelerinden biriydi.

BURSANIN ŞİİRİ

Mevlid

Geçtiğimiz hafta Mevlid Kandili idrak edildi. Bu münasebetle Bursa'nın belki en meşhur şiiri olan Vesiletünnecat'tan unutulmayan bazı beyitleri aktarıyorum.

Ol gîce kim doğdu ol hayrûl-beşer

Ânesi anda neler gördü neler

 

Dedi gördüm ol habîbin ânesi

Bir acep nûr kim güneş pervânesi

 

Berk urup çıktı evimden nâgehân

Göklere dek nûr ile doldu cihân

...

Bû gelen "ilm-î ledün" sultânıdır

Bû gelen tevhîd ü irfân kânıdır

 

Bu gelen aşkına devvr eyler felek

Yüzüne müştaktır ins-ü melek.

 

Bû gîce ol gîcedir kim ol şerîf

Nûr ile âlemleri eyler latîf

 

Bû gîce şâdân olur erbâb-ı dil

Bû gîceye can verir eshâb-ı dil

 

Rahmeten lil'âlemindir Mustafâ

Hem şefîal müznibîndir Mustafa

...

Tokunsa saçına bâd-ı sabâ

Misk-ü anberle dola idi hava

 

İnci dişlerin şuaından gece

İğne düşse bulunurdu ey hoca.

Süleyman çelebi. 15yy. başları. Bursa/ulucami

 

 

BURSANIN SÖZÜ

Bu haftaki sözümüz güzel bir hadisi şerif. "İ'zzü-l dünya bi-l mali ve izzü-l ahireti bi-l a'mali". "Dünyanın izzeti, üstünlük ve şerefi mal-mülk iledir. Ahiretteki üstünlük ise ameller iledir."bu hadis-i şerifi yeşil türbenin pek çok penceresinin üzerinde görebilirsiniz. Bir sanat şaheseri olan Yeşil türbe, dünyanın geçiciliği ahiretin bekası ile ilgili pek çok hadisi şerifi görsel güzelliğiyle pencerelerinin üzerinden bize sunuyor. Ahirete götürdüğümüz salih amellerin orada iftihar ve üstünlük vesilemiz olacağını bize bu hadisle anlatıyor. Tanpınar boş yere mi söylüyor :
Yeşil türbesini gezdik dün akşam,

Duyduk bir musiki gibi zamandan,

Çinilere sinmiş kuran sesini,

Fetih günlerinin saf neşesini...

 

 
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.