SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gsyh

ŞehirMedya - Gsyh haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gsyh haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Büyümeye en fazla katma değer bilgi ve iletişim sektöründen geldi Haber

Büyümeye en fazla katma değer bilgi ve iletişim sektöründen geldi

AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye ekonomisi 23 çeyrektir büyüme trendini sürdürdü. Ekonomi, yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüme kaydetti. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'yı (GSYH) oluşturan faaliyetler incelendiğinde, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 9,5 arttı. Bu kapsamda bilgi ve iletişim faaliyetleri sektörü, büyümeye en fazla katma değer sağlayan sektör olarak kayıtlara geçti. Bilgi ve iletişim sektörü, 2024 yılında yüzde 3,8 büyüdü. Geçen yılın ilk çeyreğinde yüzde 5,7 büyümenin görüldüğü bilgi ve iletişim sektörü, yılın diğer çeyreklerinde de sırasıyla yüzde 7, yüzde 10,1 ve yüzde 8,9 büyüme elde etti. Sektör 2025 yılını yüzde 8 büyüme ile kapattı. Sektör ayrıca üst üste 9 çeyrek büyüme gösterdi. "BU ÜRÜNLER HAYATIN MERKEZİNE KONUMLANDI" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Telekomünikasyon Meclis Başkanı Mustafa Kemal Turnacı, başta cep telefonları olmak üzere toplumu dijitalleştiren ürünlerin hayatın merkezine konumlandığını belirterek, "Haberleşme hizmeti, gıda ve barınma hizmetinden sonra zaruri bir ihtiyaç haline geldi. Buradaki gelişmelerin temelinde, dijital çağda bu ürünlerin önemi, hayatı kolaylaştırması, hatta birçok sektörün gelişimine kılavuzluk etmesi merkezi etken olarak karşımıza çıkıyor." diye konuştu. Özellikle cep telefonlarına ilişkin cirolarda yüzde 11 artış görüldüğüne işaret eden Turnacı, söz konusu artışın, yurt dışında iletkenlerdeki problemler, çip krizi, savaşlar ve lojistik maliyetlerin yükselmesi gibi nedenlerle vatandaşların fiyatların artışına ilişkin yaşadığı kaygıdan kaynaklandığını söyledi. Turnacı, bu kaygıların vatandaşların ihtiyaçlarını erkene alması noktasında tetikleyici olduğunu bildirerek, şöyle devam etti: "Bu ürünler, artık hem hayatı kolaylaştırıyor hem de toplumu dijitalleştiriyor. Aslında dolaylı birçok faydaları var. Bugün bu ürünleri yakıt tasarrufundan tutun sağlık noktasına kadar her alanda kullanıyoruz. Özellikle son yıllarda yaşanan deprem, sel gibi doğal afetlerde teknolojik cihazların hayat kurtaran araçlar haline geldiğini görüyoruz. Bilgi ve iletişim faaliyetlerine ilişkin cihazların, ekonomik olarak doğrudan ya da dolaylı birçok faydası var." Turnacı, söz konusu ürünlerin taksit kısıtlamasının kaldırılması talebinde bulunarak, makul vergi oranlarıyla vatandaşların teknolojik cihazlara ulaşmasının kolaylaştırılması gerektiğini kaydetti. "BİLGİ VE İLETİŞİM ALANINDAKİ BÜYÜME, TALEP TARAFINDAKİ CANLILIĞI GÖSTERİYOR" Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Başkanı Halil Nadir Teberci de bilgi ve iletişim faaliyetlerinin yılın ilk çeyreğinde genel ekonomik büyümenin oldukça üzerinde performans göstermesinin, Türkiye'de dijital hizmetlere, bağlantı ihtiyacına, veri kullanımına ve teknoloji tabanlı iş modellerine olan talebin güçlü biçimde sürdüğünü gösterdiğini söyledi. Bilgi ve iletişim alanındaki büyümenin talep tarafındaki canlılığı gösterdiğini dile getiren Teberci, şöyle devam etti: "Ancak elektronik haberleşme sektörünün sürdürülebilir biçimde büyüyebilmesi için yatırım ortamının güçlendirilmesi gerekmektedir. Bugün dijitalleşme hızlanmakta, vatandaşların ve işletmelerin internet erişimine, veri kullanımına, bulut hizmetlerine, dijital platformlara ve kesintisiz bağlantıya olan ihtiyacı artmaktadır. Fakat artan talebin karşılanabilmesi için sektörün daha fazla yatırım yapması gerekmektedir." Teberci, bilgi ve iletişim faaliyetlerinde görülen büyümenin, elektronik haberleşme altyapısının stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğuna dikkati çekerek, "Özellikle fiber altyapı yatırımlarının hızlandırılması, geçiş hakkı süreçlerinin kolaylaştırılması, tesis paylaşımının etkin uygulanması, toptan erişim koşullarının iyileştirilmesi ve alternatif işletmecilerin rekabet gücünün artırılması gerekmektedir." ifadesini kullandı. Bilgi ve iletişim faaliyetlerindeki büyümenin, Türkiye'nin dijitalleşme potansiyelini göstermesi bakımından önemli olduğunu bildiren Teberci, şunları kaydetti: "Bilgi ve iletişim sektöründeki büyüme, Türkiye için önemli bir fırsat penceresi sunmaktadır. Bilgi ve iletişim faaliyetlerinde açıklanan büyüme oranı, dijitalleşmeye olan ihtiyacın devam ettiğini göstermektedir. Türkiye'nin dijital geleceği için fiberleşmenin hızlandırılması, veri merkezi yatırımlarının desteklenmesi, alternatif işletmecilerin rekabet gücünün artırılması ve elektronik haberleşme sektörünün yatırım yapabilirliğinin korunması büyük önem taşımaktadır."

ASO Başkanı Ardıç, birinci çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi Haber

ASO Başkanı Ardıç, birinci çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi

Ardıç, 2026 yılı birinci çeyrek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Büyüme verisinin, Türkiye ekonomisinin yalnızca büyüme hızını değil, aynı zamanda büyümenin niteliğini de ortaya koyduğunu belirten Ardıç, büyümeyi hangi sektörlerin gerçekleştirdiğinin önemli olduğunu vurguladı. Verilerin, ekonomide sektörler arasında belirgin ayrışmanın derinleştiğini gösterdiğini aktaran Ardıç, arz tarafındaki zayıflamanın özellikle sürdürülebilir büyüme açısından dikkatle okunması gereken bir tablo ortaya koyduğunu kaydetti. "SANAYİNİN YÜZDE 0,8 DARALMASI ÖNEMLİ BİR UYARI" Son dönemde ASO üyesi sanayicilerden, meslek komitelerinden ve sahadan aldıkları geri bildirimlerin üretim, yatırım ve ihracat tarafında ivme kaybına işaret ettiğini aktaran Ardıç, söz konusu verilerin, sanayideki yavaşlamanın istatistiklere yansıdığını teyit ettiğini belirtti. Ardıç, sanayinin yüzde 0,8 daralmasının, büyümenin kalitesi, üretim kapasitesi ve orta vadeli rekabet gücü açısından önemli bir uyarı olduğunu bildirdi. Gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki büyümenin, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 3 seviyesine gerilediğine değinen Ardıç, "Bu düşüş sanayicinin yatırım iştahındaki gerilemeyi gözle görülür hale getiriyor. Yatırım yavaşlaması özellikle sermaye malı üreten sanayi kollarını da önemli ölçüde etkiliyor." ifadesini kullandı. Büyümedeki sert kırılmanın dış ticaret tarafında yaşandığına dikkati çeken Ardıç, mal ve hizmet ihracatındaki yüzde 12,7 daralmanın çok güçlü bir negatif sinyal verdiğinin altını çizdi. "DEZENFLASYON SÜRECİ REEL SEKTÖRÜ ZAYIFLATMAMALI" Ardıç, ithalattaki azalmanın ihracata göre çok düşük gerçekleşmesinin hem büyümenin ivmesinin zayıflamasına hem de cari işlemler açığının yükselmesine neden olabileceğini belirterek, şöyle devam etti: "Bu sürecin, jeopolitik ve konjonktürel gelişmeleri de dikkatle alarak yakından takip edilmesi ve proaktif politikalar geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu tablo, bize ülkemiz ekonomisinin büyümeye devam etse bile, sanayideki daralma ve rekabet gücü kaybının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü, sanayicimizin rekabet gücünde ve ihracat pazarlarında yaşadığı kayıpların telafisi uzun yıllar alabilir. Kalıcı ve sürdürülebilir büyüme için üretim ve yatırım ortamını iyileştirecek, ihracatı ve verimlilik artışını destekleyecek politikalar önceliklendirilmelidir. Önümüzdeki dönemde, ekonomi politikalarının temel önceliği, fiyat istikrarı hedefiyle üretim kapasitesini koruyan bir dengeyi aynı anda kurmak olmalıdır. Dezenflasyon süreci reel sektörü zayıflatmamalı, üretim iştahını kırmamalı ve yatırım kararlarının ertelenmesine neden olmamalıdır."

Ticaret Bakanı Bolat: 2026 yılı ilk çeyrek büyüme performansı ekonomimizin dayanıklılığını teyit etmiştir Haber

Ticaret Bakanı Bolat: 2026 yılı ilk çeyrek büyüme performansı ekonomimizin dayanıklılığını teyit etmiştir

Bolat, 2026 yılı birinci çeyrek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bu yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisinin yüzde 2,5 büyüdüğünü ve 23 çeyrek üst üste büyüme gösterdiğini belirten Bolat, milli gelirin yıllıklandırılmış olarak 1 trilyon 639 milyar dolara yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını ifade etti. Bolat, yatırım harcamalarının bu dönemde yüzde 3 artışla büyümeye 0,8 yüzde puan katkı verdiğine dikkati çekerek, "Böylelikle yatırımlar büyümeyi desteklemeyi 6 çeyrektir kesintisiz sürdürmüştür. İlk çeyrek büyümesine en yüksek katkı özel tüketimden gelmiş, özel tüketim büyümeye 3,4 yüzde puan katkı sağlamıştır. Takvim ve savaşın olumsuz etkisiyle de dış dengenin büyümeye katkısı eksi 2,5 yüzde puan olurken kamu kesimi harcamalarının büyümeye katkısı ise 0,3 yüzde puan olarak gerçekleşmiştir." değerlendirmesinde bulundu. "REFORMLARLA POTANSİYEL BÜYÜME ORANINI YUKARI TAŞIYACAĞIZ" Katma değer artışının ilk çeyrekte hizmetler sektörü toplamında yüzde 2,5 olarak gerçekleştiğini, bu kapsamda hizmetlerin büyümeye en fazla katkı veren sektör olduğunu vurgulayan Bolat, sanayi sektöründe üretimin yüzde 0,8 azalışla büyümeye 0,2 yüzde puan negatif etkide bulunduğunu kaydetti. Bolat, inşaat sektöründe katma değerin yüzde 3,2, tarımda ise yüzde 4,6 arttığına işaret ederek, şu ifadeleri kullandı: "Küresel belirsizliğin ve savaşların hakim olması nedeniyle bu yılın ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak cari işlemler açığının milli gelire oranı yüzde 2,4 seviyesine yükselmiş fakat tarihsel ortalamanın (yüzde 3,4) altında dengeli seyrini korumuştur. Üretimin öncü göstergesi olan İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) Mayıs 2026'da 49,8'e yükselerek son 26 ayın en yüksek seviyesine ulaşmıştır. Bu yılın ikinci çeyreğinde kaydedilen mal ve hizmet ihracatındaki önemli artışların da katkısıyla yılın kalan 9 ayında ekonomik büyümede ivmelenme beklenmektedir. Üretimde verimlilik odaklı dönüşüm ve rekabet gücünü artırmaya yönelik yapısal reformlarla birlikte Türkiye ekonomisinin potansiyel büyüme oranını yukarı taşıyacağız." KİŞİ BAŞINA MİLLİ GELİR TÜM ZAMANLARIN EN YÜKSEĞİNE ULAŞTI Kovid-19 salgınında dahi Türkiye'nin büyüme performansını sürdürdüğünü hatırlatan Bolat, ülke ekonomisinin 2020 yılında yüzde 1,8, 2021'de yüzde 11,8, 2022'de yüzde 5,4, 2023'te yüzde 5, 2024'te yüzde 3,3 ve geçen yıl yüzde 3,6 büyüme kaydettiğinin altını çizdi. Bolat, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksinin ise bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,1 arttığını belirtti. Cari fiyatlarla GSYH'nin 2021'de 828 milyar dolar, 2022'de 925 milyar dolar, 2024'te 1 trilyon 358 milyar dolar olduğunu aktaran Bolat, bunun geçen yıl 1 trilyon 596 milyar dolara yükseldiğini anımsattı. Bolat, 2022'de 10 bin 434 dolar, 2023'te 13 bin 8 dolar ve 2024'te 15 bin 325 dolar olan kişi başına düşen milli gelirin, geçen yıl ivmelenmesini sürdürerek tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 18 bin 40 dolara ulaştığını bildirdi. "BÜYÜME PERFORMANSI EKONOMİMİZİN DAYANIKLILIĞINI TEYİT ETMİŞTİR" Cari işlemler açığının GSYH içindeki payının 2022'de yüzde 5, 2023'te yüzde 3,6 ve 2024'te ise yüzde 1 olduğunu belirten Bolat, bu payın geçen yıl itibarıyla yüzde 1,9 ile tarihsel ortalamasının altında seyretmeye devam ettiğine işaret etti. Bolat, bu kapsamda ilk çeyrekteki büyümeye ilişkin şunları kaydetti: "2026 yılı ilk çeyrek büyüme performansı, küresel ölçekte zorlu şartların sürdüğü bir dönemde ekonomimizin dayanıklılığını teyit etmiştir. Ticaret Bakanlığı olarak yürüttüğümüz faaliyetlerin de katkısıyla cari işlemler dengesindeki ılımlı görünüm korunmaktadır. Mal ve hizmet ihracatında, yıl sonu hedefi olan 410 milyar doların üzerinde bir performansın yakalanması ve büyüme ivmesinin korunarak güçlendirilmesi için yürüttüğümüz çalışmaları hız kesmeden sürdüreceğiz."

Yılmaz: Ekonomimizin verimliliğini artıran politikalarımızı tavizsiz biçimde uygulamaktayız Haber

Yılmaz: Ekonomimizin verimliliğini artıran politikalarımızı tavizsiz biçimde uygulamaktayız

Yılmaz, 2026 yılı birinci çeyrek gayrisafi yurt içi hasıla (GSYH) verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. "Türkiye ekonomisi, küresel ekonomideki çoklu krizlerin ve bölgemizdeki jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemde, sağlıklı politika çerçevesi ve sürdürülebilir büyüme hedefi doğrultusunda dayanıklılığını korumaktadır." değerlendirmesini yapan Yılmaz, son 23 çeyrektir kesintisiz büyüme performansı sergileyen ekonominin bu yılın birinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2,5 büyüme kaydettiğini bildirdi. Yılmaz, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak bir önceki çeyreğe göre kaydedilen yüzde 0,1 büyüme oranının ise iktisadi faaliyetteki dirençli seyri ortaya koyduğuna işaret ederek, "2025 yılında tarihi bir rekorla 1,60 trilyon dolar olan gayrisafi yurt içi hasılamız, 2026 yılı ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda 1,64 trilyon dolara ulaşmıştır." bilgisini paylaştı. Üretim yönünden GSYH bileşenleri incelendiğinde, sektörel bazda beklenen ayrışmaların gerçekleştiğini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti: "Geçtiğimiz yıl olumsuz hava koşullarının etkisiyle küçülen tarım sektörü bu dönemde bir toparlanma sergileyerek yüzde 4,6 oranında büyümüştür. İnşaat dahil hizmetler sektörü aynı dönemde yüzde 3,4 oranında büyüme kaydetmiş olup sektörün büyüme hızındaki yavaşlama dezenflasyon programıyla uyum içinde gerçekleşmiştir. Sanayi sektörü ise dış talepteki yavaşlamanın bir yansıması olarak bu çeyrekte yüzde 0,8 oranında daralmıştır. Bu gelişmede ramazan ayının, 2026 yılında yılın ilk çeyreğine kayması nedeniyle gerçekleşen işgünü kayıplarının da etkisi bulunmaktadır. 2026 yılı ilk çeyreğinde iş gücü ödemelerinin milli gelir içindeki payı ise yüzde 38,1 oranıyla tarihi en yüksek seviyesine ulaşmıştır." Harcamalar yönünden makroekonomik kompozisyon değerlendirildiğinde, nihai yurt içi talebin iktisadi faaliyetin sürükleyicisi olmaya devam ettiğinin görüldüğüne işaret eden Yılmaz, "Bu çerçevede toplam tüketim harcamaları yüzde 4,4 oranında artarken gayrisafi sabit sermaye oluşumu ve üretim kapasitesinin geliştirilmesi açısından önem arz eden makine ve teçhizat yatırımları yüzde 3 oranında büyümüştür. Toplam tüketim harcamaları tarihsel ortalamasının altında artarken yatırımlardaki artış eğiliminin korunması üretim kapasitesinin güçlendirilmesi açısından olumlu bir görünüme işaret etmektedir." değerlendirmesinde bulundu. "KÜRESEL SINAMALARI YAKINDAN TAKİP ETMEKTEYİZ" Yılmaz, deprem illerindeki yeniden inşa ve ihya faaliyetlerinin etkisiyle ivmelenen inşaat yatırımlarının, bu dönemde geçmiş dönemlere kıyasla bir miktar yavaşlayarak yüzde 3,3 oranında arttığını bildirdi. Dış ticaret tarafında ise başta Körfez ülkeleri olmak üzere Türkiye'nin ticaret ortaklarındaki zayıf dış talep görünümünün yanı sıra küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların etkisiyle net mal ve hizmet ihracatının büyümeyi geçici olarak sınırlayıcı etkide bulunduğunu ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti: "Ülkemizin ekonomisinde gerçekleşen büyüme oranları, uyguladığımız makroekonomik istikrar programının hedefleri ve ekonomide tesis edilen sürdürülebilir ve küresel krizlere direnç gösteren yapıyla uyumlu bir görünüm sunmaktadır. Orta Vadeli Program (2026-2028) çerçevesinde belirlediğimiz ana istikamet ve hedefler doğrultusunda ekonomimizin verimliliğini artıran ve şoklara karşı direncini güçlendiren politikalarımızı tavizsiz biçimde uygulamaktayız. Bölgemizde yaşanan jeopolitik gerginlikleri ve küresel sınamaları makroekonomik dengeler üzerindeki olası yansımaları bakımından yakından takip etmekteyiz. Bu çerçevede ilgili tüm kurumlarımız makroekonomik istikrarı korumaya yönelik araçları gerektiğinde eş güdüm içerisinde kararlılıkla devreye almaktadır. Son dönemdeki küresel ekonomik tahminler çerçevesinde 2026 yılının tamamında büyüme oranı açısından OVP hedeflerine yönelik aşağı yönlü riskler ortaya çıkmakla birlikte söz konusu riskler etkin biçimde yönetilmekte olup yıl genelinde büyümenin OVP hedefine yakınsayacağı beklenmektedir."

ATO Başkanı Baran, birinci çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi Haber

ATO Başkanı Baran, birinci çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi

Baran, yılın ilk çeyreğine yönelik Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH'nin, birinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35,7 artarak 16 trilyon 999 milyar 977 milyon lira olduğuna işaret eden Baran, ekonominin büyüme performansını korumasının önemli olduğunu belirtti. Baran, dünya ekonomisinde belirsizliklerin arttığı, ticarette korumacı eğilimlerin güçlendiği, jeopolitik risklerin sürdüğü süreçten geçildiğine işaret ederek, şöyle devam etti: "Yüzde 2,5 olarak açıklanan büyüme oranı, beklentilerin altında gerçekleşti. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri ve küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen Türkiye ekonomisinin büyümesini 23 çeyrektir sürdürmesi önemli. Böyle bir dönemde büyüme oranı beklentilerin altında kalmış olsa da ekonomimizin pozitif bölgede kalmayı sürdürmesi son derece kıymetli." Sanayi sektöründeki daralmanın üretim, ihracat ve istihdam üzerinde oluşturabileceği etkilerin yakından izlenmesi gerektiğini aktaran Baran, bu süreçte reel sektörün desteklenmesinin, büyümenin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olduğunu bildirdi. Baran, iş dünyasının son dönemde yüksek kredi maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve artan işletme giderlerine rağmen üretmeye, istihdam sağlamaya ve ihracat yapmaya devam ettiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Ekonomimizin büyüme performansını koruyabilmesi ve yeniden daha güçlü bir ivme yakalayabilmesi için reel sektörün desteklenmesi büyük önem taşıyor. Özellikle üretim ve yatırım yapan işletmelerimizin finansmana erişimini kolaylaştıracak, yatırım iştahını artıracak ve işletmelerimizin nakit akışını rahatlatacak düzenlemeler, büyümeye doğrudan katkı sağlayacaktır. Enflasyonla mücadelede elde edilecek başarı, uzun vadeli ekonomik istikrar açısından büyük önem taşıyor. Ancak bu süreçte üretim gücümüzü, yatırım kapasitemizi, ihracat ve istihdam seviyemizi koruyacak adımların da eş zamanlı hayata geçirilmesi gerekiyor. Reel sektörün güçlü kalması, sürdürülebilir büyümenin en temel şartıdır. İş dünyası olarak üretmeye, yatırım yapmaya ve ülkemiz için değer oluşturmaya devam edeceğiz."

Bakan Şimşek: Ekonomimiz büyümesini 23 çeyrektir kesintisiz sürdürdü Haber

Bakan Şimşek: Ekonomimiz büyümesini 23 çeyrektir kesintisiz sürdürdü

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2026 yılı birinci çeyrek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bu yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisinin, küresel belirsizliklerin de etkisiyle yıllık yüzde 2,5, çeyreklik yüzde 0,1 ile ılımlı büyüdüğünü aktaran Şimşek, "Ekonomimiz, karşı karşıya kaldığı çoklu şoklara rağmen büyümesini 23 çeyrektir kesintisiz sürdürdü. Milli gelir yıllıklandırılmış olarak 1,6 trilyon doları aştı." değerlendirmesinde bulundu. Şimşek, ilk çeyrekte sanayi katma değerinin küresel konjonktür ve takvim etkisiyle daraldığını vurgulayarak, geçen yıl don ve kuraklık nedeniyle önemli ölçüde düşen tarım katma değerinin ilk çeyrekte yıllık yüzde 4,6 artış gösterdiğine ve tarım sektörünün 2026'da büyümeyi desteklemesini beklediklerine işaret etti. Küresel belirsizliklerin ve ticaret ortaklarındaki zayıf görünüm ile net dış talebin büyümeyi sınırladığının altını çizen Şimşek, tüketimin ilk çeyrekte yıllık yüzde 4,8, yatırımların yüzde 3 arttığını bildirdi. "BÜTÇEDE DİSİPLİNLİ DURUŞUMUZU KORUYORUZ" Şimşek, küresel talep görünümü ve yüksek emtia fiyatları nedeniyle ilk çeyrekte yıllık cari açığın 39,7 milyar dolar, milli gelire oranla yüzde 2,4 olduğuna değinerek, şöyle devam etti: "Artan enerji maliyetleri, dezenflasyon sürecinde geçici yavaşlamaya yol açsa da enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürmekte, fiyat istikrarını kalıcı şekilde sağlamak temel önceliğimiz olmaya devam etmektedir. Yakın coğrafyamızdaki savaşın, kısa vadeli etkilerinin görüldüğü bir dönemden geçiyoruz. Bu etkileri sınırlamak ve reel sektörümüzü desteklemek amacıyla gerekli adımları atarken bütçede disiplinli duruşumuzu koruyoruz." Şimşek, yılın ilk 4 ayında faiz dışı bütçe dengesinin geçen yılın aynı dönemine göre, 536 milyar lira iyileşerek 375 milyar lira fazla verdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Üretim ve ticaret dinamiklerinde yaşanan küresel dönüşüm, stratejik konumu, güçlü üretim ve ihracat altyapısı sayesinde ülkemize orta vadede önemli fırsatlar sunuyor. Bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek amacıyla, Türkiye'yi üretim üssü ve uluslararası firmalar için bölgesel bir merkez haline getirecek düzenlemeler hazırlıyoruz. Makroekonomik istikrarı güçlendirerek dayanıklılığımızı pekiştirecek, yüksek katma değerli üretim ve ihracatla sürdürülebilir yüksek büyümeyi sağlayacak ve vatandaşlarımızın refah seviyesini kalıcı olarak artıracak politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.