SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ihracat

ŞehirMedya - Ihracat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ihracat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İş dünyası temsilcileri büyüme rakamlarını değerlendirdi Haber

İş dünyası temsilcileri büyüme rakamlarını değerlendirdi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın ilk çeyreğine (ocak-mart dönemi) ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) sonuçlarını açıkladı. Buna göre, GSYH 2026 yılı birinci çeyrek ilk tahmini, zincirlenmiş hacim endeksi olarak geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,5 arttı. Böylece Türkiye ekonomisi art arda 23 çeyrektir büyüdü. İş dünyası temsilcileri, söz konusu döneme ilişkin büyüme verilerini AA muhabirine değerlendirdi. "İŞ DÜNYAMIZ TÜM ZORLU KOŞULLARA RAĞMEN ÜRETMEYE DEVAM EDİYOR" Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, küresel gelişmelerin ve yaşananların belirsizlikleri artırdığını belirterek, belirsizlik ortamının yansımalarını tüm dünya gibi Türkiye'nin de hissettiğini söyledi. Sanayi sektörünün artan maliyetlerinin büyüme rakamlarına negatif etkisini, yüzde 0,8 daralmasından gördüklerini aktaran Olpak, hane halkı harcamalarının büyümeye etkisinin yüzde 4,8 olduğunu anlattı. Olpak, "Geçtiğimiz yıl ortasından beri negatif büyüyen ihracatımızın, gerek yakın coğrafyamızdaki savaş gerekse küresel ticaretteki artan belirsizlik ve enerji maliyetleri sebebiyle yüzde 12,7 daraldığını görüyoruz. Böyle bir tablo içinde 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 ile büyüme trendini devam ettirmek önemli." dedi. ABD ile İsrail'in İran savaşındaki müzakere görüşmelerinin bir an önce kalıcı barışa dönüşmesini istediklerini vurgulayan Olpak, şu değerlendirmelerde bulundu: "Böylece küresel belirsizliğin, lojistikteki sorunların ve artan enerji maliyetlerinin normale dönmesi en büyük temennimiz. Yurt içinde ise enflasyonla mücadele amaçlı mevcut ekonomi programının, üretim ve ihracatı destekleyecek mekanizmalarla hızla ve olabildiğince daha fazla güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İş dünyamız, tüm zorlu koşullara rağmen üretmeye ve ticaret yapmaya devam ediyor." "TÜRK EKONOMİSİNİN DAYANIKLILIĞI BİR KEZ DAHA TESCİLLENDİ" İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de Türkiye'nin genç ve dinamik hane halkı yapısının, ticari esnekliğinin ve üretim motivasyonunun dünyadaki karışık konjonktüre rağmen ülke ekonomisini dirayetli tutmaya devam ettiğini söyledi. Bölgedeki savaşa, jeopolitik baskılara ve yüksek enerji maliyetlerine rağmen büyüme eğiliminin korunmasını önemli bir kazanım olarak değerlendiren Avdagiç, sanayi üretiminin ve ihracatın negatif bölgede kalmasının, dikkate alınması gereken önemli sinyaller olduğunu vurguladı. Avdagiç, "2026 yılının birinci çeyrek büyüme verisi, küresel belirsizlik ortamında Türk ekonomisinin dayanıklılığını ve potansiyelini bir kez daha tescilledi. Bu süreçte özellikle doğrudan yatırımları ülkemize çekmek, yeni ihraç pazarlarını desteklemek ve ihracat kadar ithalatta da hedef odak​lı yürümek önem taşıyor." dedi. Sürdürülebilir ve nitelikli büyüme için sanayi odaklı ve ihracata dayalı ekonomi modelini güçlendirmeleri gerektiğinin altını çizen Avdagiç, "Maliye politikaları, teşvikler ve finansman olanakları ile desteklenen bir üretim modeli Türkiye’yi dünyada yeniden şekillenen ticaret haritasında güçlü bir konuma taşıyacaktır. Enflasyonla mücadele önceliğimizi tehlikeye atmayacak​ şekilde finansman ve kur politikalarını revize ederek ihracattaki bu darboğazı aşabileceğimize inanıyoruz." diye konuştu. "ZORLU KOŞULLARDA ELDE EDİLEN BU UZUN SOLUKLU BÜYÜME İVMESİ KIYMETLİ BİR GELİŞME" Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir ise ilk çeyrek büyüme verisinin Türkiye'nin ortalama büyüme performansının altında kaldığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "İhracat pazarlarımızın henüz yeni toparlanma sürecine girmiş olmasını, yaklaşık üç yıldır sürdürülen sıkı para politikasını ve bunlara ek olarak ticaret savaşları ile jeopolitik risklerden kaynaklanan belirsizlik ortamında küresel finansın gelişen piyasalara yönelik yatırım iştahının zayıfladığını göz önünde bulundurduğumuzda, Türkiye ekonomisinin yüzde 2,5 büyümesi dikkate değer performans olarak not edilebilir. Nitekim Türkiye ekonomisi, son dönemde ulusal, bölgesel ve küresel ölçekte yaşanan pek çok şoka karşın 23 çeyrektir kesintisiz büyümeyi sürdürmektedir. Potansiyelimizin altında bir performans sergilediğimiz yadsınamaz bir gerçek olmakla birlikte, zorlu koşullarda elde edilen bu uzun soluklu büyüme ivmesinin kıymetli bir gelişme olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz." Özdemir, yüzde 2,5'lik büyümenin yaklaşık 0,8 puanının yatırımlardan gelmesinin dikkati çekici olduğunun altını çizerek, yatırım harcamalarının 6 çeyrektir büyümesini sürdürmesinin reel sektörün dirençli ve dinamik yapısına işaret ettiğini söyledi. Hizmetler sektörünün bu çeyrekte de büyümede ön plana çıktığını dile getiren Özdemir, tarım sektörünün yıla pozitif büyümeyle başlamasının büyüme görünümü ve dezenflasyon süreci açısından umut verici olduğunu bildirdi. Sanayinin dışsal şoklardan ve zorlu finansman koşullarından en olumsuz etkilenen sektör olduğunu kaydeden Özdemir, "Türkiye'nin yalnızca potansiyel büyüme performansına yaklaşması için değil, enflasyon ve cari açığı kalıcı biçimde aşağı çekmesi için de güçlü bir sanayi sektörüne ihtiyacı vardır. Ekonomi politikaları şekillendirilirken sanayi sektörünün ekonomik gelişmede üstlendiği kritik roller göz ardı edilmemelidir." şeklinde konuştu. "SANAYİ SEKTÖRÜNDEKİ KÜÇÜLME CİDDİ BİR UYARIYA İŞARET" Anadolu Aslanları İş İnsanları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın ise 23 çeyrektir ekonomisi büyüyen bir Türkiye'yi görmenin gayet memnun edici bir tablo olduğunu belirterek, "Bununla birlikte önceki dönemlerin ivmesinin altında kalan bu tablo, ekonomideki sıkı maliye politikaları ve jeopolitik baskıların reel sektöre yansımasının açık bir göstergesidir." dedi. Türkiye'nin enerji koridorları ve ticaret yollarının kesiştiği benzersiz jeopolitik konumunun hem büyük fırsatlar hem de ciddi riskler sunduğunu dile getiren Aydın, yılın ilk çeyreğinde net ihracatın büyümeyi negatif etkilemesinin bu risklerin somut bir sonucu olduğunu, Orta Doğu ve Doğu Avrupa'da süren çatışma ortamının geleneksel ihracat pazarlarındaki talebi zayıflattığını anlattı. Aydın, küresel ekonominin 2026'da yavaş seyretmesinin ve ABD ile AB'de büyüme tahminlerinin aşağı revize edilmesinin dış talebi olumsuz etkilediğini kaydederek, şu açıklamalarda bulundu: "Veriler, büyümenin tek başına hane halkı tüketimine dayandığını göstermektedir. Ancak bu tablo, sürdürülebilir bir kalkınma modelimizden uzak bir göstergedir. Sanayi sektörünün yıllık bazda yüzde 0,8 küçülmesi, ciddi bir uyarıya işaret etmektedir. Bu durum, üretime daha çok ağırlık vermemiz gerektiğini ortaya koyarken ithalata dayalı bir tüketimle büyüdüğümüzü ortaya koymaktadır." "YATIRIM TEŞVİKLERİ İVEDİLİKLE DEVREYE ALINMALIDIR" Orhan Aydın, gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki yüzde 3'lük artışın KOBİ'lerin kapasite genişletmesi ve yeşil dönüşüm için yeterli olmadığını belirterek, sadece iç talebe dayalı bir büyüme stratejisinin Türkiye'yi cari açık ve enflasyon ikileminde daha kırılgan hale getirdiğini söyledi. Jeopolitik konumun avantajını, teknoloji ve AR-GE yoğun üretimle taçlandırmaları gerektiğini vurgulayan Aydın, "Sanayideki daralmayı tersine çevirmek için enerji maliyetlerinde rekabetçi fiyatlandırma ve yatırım teşvikleri ivedilikle devreye alınmalıdır. KOBİ'lerin, özellikle ihracat ve dönüşüm projeleri için ivedilikle desteklenmesi gerekmektedir." dedi. "TARIM SEKTÖRÜNDEKİ BÜYÜMEYİ SON DERECE OLUMLU KARŞILIYORUZ" İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz da küresel ekonomide büyümenin zayıf seyrettiği ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin ilk çeyrekte yüzde 2,5 büyümesinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Birinci çeyreğin bir bölümünü İran'da yaşanan savaşın bölgesel ticaret, enerji piyasaları ve beklentiler üzerindeki etkileri altında geçirdiklerini dile getiren Kopuz, "Bu şartlar altında elde edilen büyüme oranı ekonomimizin direnç kapasitesini göstermesi bakımından önemlidir." dedi. Kopuz, imalat sanayisinin yüksek finansman maliyetleri nedeniyle yatırım ve üretim kararlarında zorlanırken, iç talebin canlılığını koruduğunu belirterek, "Enflasyonla mücadele kararlılıkla sürdürülürken üretim kapasitesini koruyacak ve sanayicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak adımlar ihmal edilmemeli. Özellikle üretim yapan işletmelerin uygun maliyetli finansmana ulaşabilmesi, büyümenin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir zemine oturması açısından hayati önemdedir." ifadelerini kullandı. Kopuz, tarım sektöründe ilk çeyrekte yaşanan yüzde 4,6'lık büyümeyi son derece olumlu karşıladıklarını ifade ederek, "Son yıllarda tarımsal üretimde çeyrekler arasındaki dalgalı görünüme rağmen üreticimiz üretimde kalmayı sürdürdü. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmelerin hemen ardından gübrede oluşabilecek maliyet baskılarına karşı alınan önlemler, bunun devamlılığı açısından son derece önemli." diye konuştu. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için maliyetlerin yönetilebilir seviyelerde tutulmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Kopuz, iklim şartlarının destekleyici seyretmesi halinde bu yılın tarım sektörü açısından hem üretim hem de ihracat tarafında daha verimli olacağını sözlerine ekledi. "ÜRETİMİ ÖNCELEYEN BİR MODELİ ORTAYA KOYMALIYIZ" Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten de ilk çeyrek büyüme verilerine sanayinin ve ihracatın eksi yönde etki yaptığını söyledi. İçten, "Artık ülke olarak bir konuda karar vermemiz gerekiyor: Biz imalat sanayisinde üretime devam etmek istiyor muyuz, istemiyor muyuz? ABD ve Çin bugün sanayi üretimini ulusal güvenlik sorunu yaklaşımıyla ele alıyor ve tüm stratejilerini bu anlayışla kurguluyorlar. Bizim de bir an önce üretimi önceleyen bir modeli ortaya koymamız lazım." dedi.

ASO Başkanı Ardıç, birinci çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi Haber

ASO Başkanı Ardıç, birinci çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi

Ardıç, 2026 yılı birinci çeyrek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Büyüme verisinin, Türkiye ekonomisinin yalnızca büyüme hızını değil, aynı zamanda büyümenin niteliğini de ortaya koyduğunu belirten Ardıç, büyümeyi hangi sektörlerin gerçekleştirdiğinin önemli olduğunu vurguladı. Verilerin, ekonomide sektörler arasında belirgin ayrışmanın derinleştiğini gösterdiğini aktaran Ardıç, arz tarafındaki zayıflamanın özellikle sürdürülebilir büyüme açısından dikkatle okunması gereken bir tablo ortaya koyduğunu kaydetti. "SANAYİNİN YÜZDE 0,8 DARALMASI ÖNEMLİ BİR UYARI" Son dönemde ASO üyesi sanayicilerden, meslek komitelerinden ve sahadan aldıkları geri bildirimlerin üretim, yatırım ve ihracat tarafında ivme kaybına işaret ettiğini aktaran Ardıç, söz konusu verilerin, sanayideki yavaşlamanın istatistiklere yansıdığını teyit ettiğini belirtti. Ardıç, sanayinin yüzde 0,8 daralmasının, büyümenin kalitesi, üretim kapasitesi ve orta vadeli rekabet gücü açısından önemli bir uyarı olduğunu bildirdi. Gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki büyümenin, bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 3 seviyesine gerilediğine değinen Ardıç, "Bu düşüş sanayicinin yatırım iştahındaki gerilemeyi gözle görülür hale getiriyor. Yatırım yavaşlaması özellikle sermaye malı üreten sanayi kollarını da önemli ölçüde etkiliyor." ifadesini kullandı. Büyümedeki sert kırılmanın dış ticaret tarafında yaşandığına dikkati çeken Ardıç, mal ve hizmet ihracatındaki yüzde 12,7 daralmanın çok güçlü bir negatif sinyal verdiğinin altını çizdi. "DEZENFLASYON SÜRECİ REEL SEKTÖRÜ ZAYIFLATMAMALI" Ardıç, ithalattaki azalmanın ihracata göre çok düşük gerçekleşmesinin hem büyümenin ivmesinin zayıflamasına hem de cari işlemler açığının yükselmesine neden olabileceğini belirterek, şöyle devam etti: "Bu sürecin, jeopolitik ve konjonktürel gelişmeleri de dikkatle alarak yakından takip edilmesi ve proaktif politikalar geliştirilmesi büyük önem arz etmektedir. Bu tablo, bize ülkemiz ekonomisinin büyümeye devam etse bile, sanayideki daralma ve rekabet gücü kaybının dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor. Çünkü, sanayicimizin rekabet gücünde ve ihracat pazarlarında yaşadığı kayıpların telafisi uzun yıllar alabilir. Kalıcı ve sürdürülebilir büyüme için üretim ve yatırım ortamını iyileştirecek, ihracatı ve verimlilik artışını destekleyecek politikalar önceliklendirilmelidir. Önümüzdeki dönemde, ekonomi politikalarının temel önceliği, fiyat istikrarı hedefiyle üretim kapasitesini koruyan bir dengeyi aynı anda kurmak olmalıdır. Dezenflasyon süreci reel sektörü zayıflatmamalı, üretim iştahını kırmamalı ve yatırım kararlarının ertelenmesine neden olmamalıdır."

ATO Başkanı Baran, birinci çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi Haber

ATO Başkanı Baran, birinci çeyrek büyüme verilerini değerlendirdi

Baran, yılın ilk çeyreğine yönelik Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH'nin, birinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35,7 artarak 16 trilyon 999 milyar 977 milyon lira olduğuna işaret eden Baran, ekonominin büyüme performansını korumasının önemli olduğunu belirtti. Baran, dünya ekonomisinde belirsizliklerin arttığı, ticarette korumacı eğilimlerin güçlendiği, jeopolitik risklerin sürdüğü süreçten geçildiğine işaret ederek, şöyle devam etti: "Yüzde 2,5 olarak açıklanan büyüme oranı, beklentilerin altında gerçekleşti. Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikası, yüksek finansman maliyetleri ve küresel ekonomideki belirsizliklere rağmen Türkiye ekonomisinin büyümesini 23 çeyrektir sürdürmesi önemli. Böyle bir dönemde büyüme oranı beklentilerin altında kalmış olsa da ekonomimizin pozitif bölgede kalmayı sürdürmesi son derece kıymetli." Sanayi sektöründeki daralmanın üretim, ihracat ve istihdam üzerinde oluşturabileceği etkilerin yakından izlenmesi gerektiğini aktaran Baran, bu süreçte reel sektörün desteklenmesinin, büyümenin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olduğunu bildirdi. Baran, iş dünyasının son dönemde yüksek kredi maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve artan işletme giderlerine rağmen üretmeye, istihdam sağlamaya ve ihracat yapmaya devam ettiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Ekonomimizin büyüme performansını koruyabilmesi ve yeniden daha güçlü bir ivme yakalayabilmesi için reel sektörün desteklenmesi büyük önem taşıyor. Özellikle üretim ve yatırım yapan işletmelerimizin finansmana erişimini kolaylaştıracak, yatırım iştahını artıracak ve işletmelerimizin nakit akışını rahatlatacak düzenlemeler, büyümeye doğrudan katkı sağlayacaktır. Enflasyonla mücadelede elde edilecek başarı, uzun vadeli ekonomik istikrar açısından büyük önem taşıyor. Ancak bu süreçte üretim gücümüzü, yatırım kapasitemizi, ihracat ve istihdam seviyemizi koruyacak adımların da eş zamanlı hayata geçirilmesi gerekiyor. Reel sektörün güçlü kalması, sürdürülebilir büyümenin en temel şartıdır. İş dünyası olarak üretmeye, yatırım yapmaya ve ülkemiz için değer oluşturmaya devam edeceğiz."

Bakan Şimşek: Ekonomimiz büyümesini 23 çeyrektir kesintisiz sürdürdü Haber

Bakan Şimşek: Ekonomimiz büyümesini 23 çeyrektir kesintisiz sürdürdü

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2026 yılı birinci çeyrek Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bu yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisinin, küresel belirsizliklerin de etkisiyle yıllık yüzde 2,5, çeyreklik yüzde 0,1 ile ılımlı büyüdüğünü aktaran Şimşek, "Ekonomimiz, karşı karşıya kaldığı çoklu şoklara rağmen büyümesini 23 çeyrektir kesintisiz sürdürdü. Milli gelir yıllıklandırılmış olarak 1,6 trilyon doları aştı." değerlendirmesinde bulundu. Şimşek, ilk çeyrekte sanayi katma değerinin küresel konjonktür ve takvim etkisiyle daraldığını vurgulayarak, geçen yıl don ve kuraklık nedeniyle önemli ölçüde düşen tarım katma değerinin ilk çeyrekte yıllık yüzde 4,6 artış gösterdiğine ve tarım sektörünün 2026'da büyümeyi desteklemesini beklediklerine işaret etti. Küresel belirsizliklerin ve ticaret ortaklarındaki zayıf görünüm ile net dış talebin büyümeyi sınırladığının altını çizen Şimşek, tüketimin ilk çeyrekte yıllık yüzde 4,8, yatırımların yüzde 3 arttığını bildirdi. "BÜTÇEDE DİSİPLİNLİ DURUŞUMUZU KORUYORUZ" Şimşek, küresel talep görünümü ve yüksek emtia fiyatları nedeniyle ilk çeyrekte yıllık cari açığın 39,7 milyar dolar, milli gelire oranla yüzde 2,4 olduğuna değinerek, şöyle devam etti: "Artan enerji maliyetleri, dezenflasyon sürecinde geçici yavaşlamaya yol açsa da enflasyonla mücadeledeki kararlı duruşumuz sürmekte, fiyat istikrarını kalıcı şekilde sağlamak temel önceliğimiz olmaya devam etmektedir. Yakın coğrafyamızdaki savaşın, kısa vadeli etkilerinin görüldüğü bir dönemden geçiyoruz. Bu etkileri sınırlamak ve reel sektörümüzü desteklemek amacıyla gerekli adımları atarken bütçede disiplinli duruşumuzu koruyoruz." Şimşek, yılın ilk 4 ayında faiz dışı bütçe dengesinin geçen yılın aynı dönemine göre, 536 milyar lira iyileşerek 375 milyar lira fazla verdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: "Üretim ve ticaret dinamiklerinde yaşanan küresel dönüşüm, stratejik konumu, güçlü üretim ve ihracat altyapısı sayesinde ülkemize orta vadede önemli fırsatlar sunuyor. Bu fırsatları en iyi şekilde değerlendirmek amacıyla, Türkiye'yi üretim üssü ve uluslararası firmalar için bölgesel bir merkez haline getirecek düzenlemeler hazırlıyoruz. Makroekonomik istikrarı güçlendirerek dayanıklılığımızı pekiştirecek, yüksek katma değerli üretim ve ihracatla sürdürülebilir yüksek büyümeyi sağlayacak ve vatandaşlarımızın refah seviyesini kalıcı olarak artıracak politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.