SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tüi̇k

ŞehirMedya - Tüi̇k haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüi̇k haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye'de en çok israf edilen gıdalar taze meyve-sebze ve ekmek oldu Haber

Türkiye'de en çok israf edilen gıdalar taze meyve-sebze ve ekmek oldu

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), hane halkları tarafından en fazla israf edilen gıda gruplarını belirledi. AA muhabirinin bu verilerden yaptığı derlemeye göre, tüketicilerin büyük bölümü hassasiyet gösterse de bazı gıda ürünleri israf edilebiliyor. Buna göre, geçen yıl en fazla israf edilen gıda grubu yüzde 39,7 ile "taze meyve ve sebze" olarak kayıtlara geçti. Bu grubu yüzde 32,5 ile "ekmek" takip etti. Diğer israf edilen ürün grupları yüzde 15,1 ile süt ve süt ürünleri, yüzde 5,9 ile kuru bakliyat oldu. Makarna ile et ve et ürünlerinin israf edilme oranının ise yüzde 2,7'şer ile diğer gruplara göre daha düşük seviyede kaldığı görüldü. İSRAFIN ANA NEDENİ GIDALARIN BOZULMASI Gıda ürünlerinin çöpe atılma nedenleri incelendiğinde, "bozulma" yüzde 74,4 ile açık ara ilk sırada yer aldı. Tüketicilerin yüzde 12,1'i "son kullanma tarihinin geçmesi", yüzde 6,3'ü ise "fazla satın alınması veya pişirilmesi" nedeniyle gıdaları israf ettiğini beyan etti. Hane halkının yüzde 84'ü gıda ürünlerini "hiçbir zaman" çöpe atmadığını belirtirken "nadiren" çöpe attığını belirtenlerin oranı yüzde 12,7, "sıklıkla" çöpe attığını söyleyenlerin oranı yüzde 0,3 oldu. ALIŞVERİŞ PLANLAMASINDA "LİSTE YAPMA" ALIŞKANLIĞI KORUNUYOR Tüketicilerin alışveriş alışkanlıkları incelendiğinde, 2025 yılında yüzde 54,4'ünün alışverişe liste yaparak çıktığı görüldü. Ürünün fiyatını takip ederek alışveriş yapanların oranı yüzde 14,9 olurken plansız alışveriş yapanların oranı yüzde 14,4 olarak belirlendi. Gelir gruplarına göre bakıldığında, en düşük gelir grubundaki hane halklarının alışveriş listesi yapma oranının (yüzde 57,3), en yüksek gelir grubuna (yüzde 49,9) göre daha yüksek olduğu saptandı. TÜKETİLEMEYEN GIDALAR HAYVANLARA VERİLİYOR Gıda israfını engellemek için başvurulan yöntemler arasında, "tüketilemeyen gıdaların hayvanlara verilmesi" öne çıktı. 2024 yılında yüzde 27,3 olan bu oran, 2025 yılında yüzde 28,7'ye yükseldi. Gelir düzeyi en düşük olan grupta tüketilemeyen gıdaları hayvanlara verme oranı yüzde 35,9 iken bu oran en yüksek gelir grubunda yüzde 27,8 oldu. Öte yandan, tüketicilerin yüzde 83,6'sı gıda israfını engellemek için bireysel olarak elinden geleni yaptığını ifade etti.

Büyümeye en fazla katma değer bilgi ve iletişim sektöründen geldi Haber

Büyümeye en fazla katma değer bilgi ve iletişim sektöründen geldi

AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye ekonomisi 23 çeyrektir büyüme trendini sürdürdü. Ekonomi, yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüme kaydetti. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'yı (GSYH) oluşturan faaliyetler incelendiğinde, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 9,5 arttı. Bu kapsamda bilgi ve iletişim faaliyetleri sektörü, büyümeye en fazla katma değer sağlayan sektör olarak kayıtlara geçti. Bilgi ve iletişim sektörü, 2024 yılında yüzde 3,8 büyüdü. Geçen yılın ilk çeyreğinde yüzde 5,7 büyümenin görüldüğü bilgi ve iletişim sektörü, yılın diğer çeyreklerinde de sırasıyla yüzde 7, yüzde 10,1 ve yüzde 8,9 büyüme elde etti. Sektör 2025 yılını yüzde 8 büyüme ile kapattı. Sektör ayrıca üst üste 9 çeyrek büyüme gösterdi. "BU ÜRÜNLER HAYATIN MERKEZİNE KONUMLANDI" Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Türkiye Telekomünikasyon Meclis Başkanı Mustafa Kemal Turnacı, başta cep telefonları olmak üzere toplumu dijitalleştiren ürünlerin hayatın merkezine konumlandığını belirterek, "Haberleşme hizmeti, gıda ve barınma hizmetinden sonra zaruri bir ihtiyaç haline geldi. Buradaki gelişmelerin temelinde, dijital çağda bu ürünlerin önemi, hayatı kolaylaştırması, hatta birçok sektörün gelişimine kılavuzluk etmesi merkezi etken olarak karşımıza çıkıyor." diye konuştu. Özellikle cep telefonlarına ilişkin cirolarda yüzde 11 artış görüldüğüne işaret eden Turnacı, söz konusu artışın, yurt dışında iletkenlerdeki problemler, çip krizi, savaşlar ve lojistik maliyetlerin yükselmesi gibi nedenlerle vatandaşların fiyatların artışına ilişkin yaşadığı kaygıdan kaynaklandığını söyledi. Turnacı, bu kaygıların vatandaşların ihtiyaçlarını erkene alması noktasında tetikleyici olduğunu bildirerek, şöyle devam etti: "Bu ürünler, artık hem hayatı kolaylaştırıyor hem de toplumu dijitalleştiriyor. Aslında dolaylı birçok faydaları var. Bugün bu ürünleri yakıt tasarrufundan tutun sağlık noktasına kadar her alanda kullanıyoruz. Özellikle son yıllarda yaşanan deprem, sel gibi doğal afetlerde teknolojik cihazların hayat kurtaran araçlar haline geldiğini görüyoruz. Bilgi ve iletişim faaliyetlerine ilişkin cihazların, ekonomik olarak doğrudan ya da dolaylı birçok faydası var." Turnacı, söz konusu ürünlerin taksit kısıtlamasının kaldırılması talebinde bulunarak, makul vergi oranlarıyla vatandaşların teknolojik cihazlara ulaşmasının kolaylaştırılması gerektiğini kaydetti. "BİLGİ VE İLETİŞİM ALANINDAKİ BÜYÜME, TALEP TARAFINDAKİ CANLILIĞI GÖSTERİYOR" Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER) Başkanı Halil Nadir Teberci de bilgi ve iletişim faaliyetlerinin yılın ilk çeyreğinde genel ekonomik büyümenin oldukça üzerinde performans göstermesinin, Türkiye'de dijital hizmetlere, bağlantı ihtiyacına, veri kullanımına ve teknoloji tabanlı iş modellerine olan talebin güçlü biçimde sürdüğünü gösterdiğini söyledi. Bilgi ve iletişim alanındaki büyümenin talep tarafındaki canlılığı gösterdiğini dile getiren Teberci, şöyle devam etti: "Ancak elektronik haberleşme sektörünün sürdürülebilir biçimde büyüyebilmesi için yatırım ortamının güçlendirilmesi gerekmektedir. Bugün dijitalleşme hızlanmakta, vatandaşların ve işletmelerin internet erişimine, veri kullanımına, bulut hizmetlerine, dijital platformlara ve kesintisiz bağlantıya olan ihtiyacı artmaktadır. Fakat artan talebin karşılanabilmesi için sektörün daha fazla yatırım yapması gerekmektedir." Teberci, bilgi ve iletişim faaliyetlerinde görülen büyümenin, elektronik haberleşme altyapısının stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğuna dikkati çekerek, "Özellikle fiber altyapı yatırımlarının hızlandırılması, geçiş hakkı süreçlerinin kolaylaştırılması, tesis paylaşımının etkin uygulanması, toptan erişim koşullarının iyileştirilmesi ve alternatif işletmecilerin rekabet gücünün artırılması gerekmektedir." ifadesini kullandı. Bilgi ve iletişim faaliyetlerindeki büyümenin, Türkiye'nin dijitalleşme potansiyelini göstermesi bakımından önemli olduğunu bildiren Teberci, şunları kaydetti: "Bilgi ve iletişim sektöründeki büyüme, Türkiye için önemli bir fırsat penceresi sunmaktadır. Bilgi ve iletişim faaliyetlerinde açıklanan büyüme oranı, dijitalleşmeye olan ihtiyacın devam ettiğini göstermektedir. Türkiye'nin dijital geleceği için fiberleşmenin hızlandırılması, veri merkezi yatırımlarının desteklenmesi, alternatif işletmecilerin rekabet gücünün artırılması ve elektronik haberleşme sektörünün yatırım yapabilirliğinin korunması büyük önem taşımaktadır."

İş dünyası temsilcileri büyüme rakamlarını değerlendirdi Haber

İş dünyası temsilcileri büyüme rakamlarını değerlendirdi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın ilk çeyreğine (ocak-mart dönemi) ilişkin Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) sonuçlarını açıkladı. Buna göre, GSYH 2026 yılı birinci çeyrek ilk tahmini, zincirlenmiş hacim endeksi olarak geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2,5 arttı. Böylece Türkiye ekonomisi art arda 23 çeyrektir büyüdü. İş dünyası temsilcileri, söz konusu döneme ilişkin büyüme verilerini AA muhabirine değerlendirdi. "İŞ DÜNYAMIZ TÜM ZORLU KOŞULLARA RAĞMEN ÜRETMEYE DEVAM EDİYOR" Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, küresel gelişmelerin ve yaşananların belirsizlikleri artırdığını belirterek, belirsizlik ortamının yansımalarını tüm dünya gibi Türkiye'nin de hissettiğini söyledi. Sanayi sektörünün artan maliyetlerinin büyüme rakamlarına negatif etkisini, yüzde 0,8 daralmasından gördüklerini aktaran Olpak, hane halkı harcamalarının büyümeye etkisinin yüzde 4,8 olduğunu anlattı. Olpak, "Geçtiğimiz yıl ortasından beri negatif büyüyen ihracatımızın, gerek yakın coğrafyamızdaki savaş gerekse küresel ticaretteki artan belirsizlik ve enerji maliyetleri sebebiyle yüzde 12,7 daraldığını görüyoruz. Böyle bir tablo içinde 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 ile büyüme trendini devam ettirmek önemli." dedi. ABD ile İsrail'in İran savaşındaki müzakere görüşmelerinin bir an önce kalıcı barışa dönüşmesini istediklerini vurgulayan Olpak, şu değerlendirmelerde bulundu: "Böylece küresel belirsizliğin, lojistikteki sorunların ve artan enerji maliyetlerinin normale dönmesi en büyük temennimiz. Yurt içinde ise enflasyonla mücadele amaçlı mevcut ekonomi programının, üretim ve ihracatı destekleyecek mekanizmalarla hızla ve olabildiğince daha fazla güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İş dünyamız, tüm zorlu koşullara rağmen üretmeye ve ticaret yapmaya devam ediyor." "TÜRK EKONOMİSİNİN DAYANIKLILIĞI BİR KEZ DAHA TESCİLLENDİ" İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de Türkiye'nin genç ve dinamik hane halkı yapısının, ticari esnekliğinin ve üretim motivasyonunun dünyadaki karışık konjonktüre rağmen ülke ekonomisini dirayetli tutmaya devam ettiğini söyledi. Bölgedeki savaşa, jeopolitik baskılara ve yüksek enerji maliyetlerine rağmen büyüme eğiliminin korunmasını önemli bir kazanım olarak değerlendiren Avdagiç, sanayi üretiminin ve ihracatın negatif bölgede kalmasının, dikkate alınması gereken önemli sinyaller olduğunu vurguladı. Avdagiç, "2026 yılının birinci çeyrek büyüme verisi, küresel belirsizlik ortamında Türk ekonomisinin dayanıklılığını ve potansiyelini bir kez daha tescilledi. Bu süreçte özellikle doğrudan yatırımları ülkemize çekmek, yeni ihraç pazarlarını desteklemek ve ihracat kadar ithalatta da hedef odak​lı yürümek önem taşıyor." dedi. Sürdürülebilir ve nitelikli büyüme için sanayi odaklı ve ihracata dayalı ekonomi modelini güçlendirmeleri gerektiğinin altını çizen Avdagiç, "Maliye politikaları, teşvikler ve finansman olanakları ile desteklenen bir üretim modeli Türkiye’yi dünyada yeniden şekillenen ticaret haritasında güçlü bir konuma taşıyacaktır. Enflasyonla mücadele önceliğimizi tehlikeye atmayacak​ şekilde finansman ve kur politikalarını revize ederek ihracattaki bu darboğazı aşabileceğimize inanıyoruz." diye konuştu. "ZORLU KOŞULLARDA ELDE EDİLEN BU UZUN SOLUKLU BÜYÜME İVMESİ KIYMETLİ BİR GELİŞME" Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir ise ilk çeyrek büyüme verisinin Türkiye'nin ortalama büyüme performansının altında kaldığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "İhracat pazarlarımızın henüz yeni toparlanma sürecine girmiş olmasını, yaklaşık üç yıldır sürdürülen sıkı para politikasını ve bunlara ek olarak ticaret savaşları ile jeopolitik risklerden kaynaklanan belirsizlik ortamında küresel finansın gelişen piyasalara yönelik yatırım iştahının zayıfladığını göz önünde bulundurduğumuzda, Türkiye ekonomisinin yüzde 2,5 büyümesi dikkate değer performans olarak not edilebilir. Nitekim Türkiye ekonomisi, son dönemde ulusal, bölgesel ve küresel ölçekte yaşanan pek çok şoka karşın 23 çeyrektir kesintisiz büyümeyi sürdürmektedir. Potansiyelimizin altında bir performans sergilediğimiz yadsınamaz bir gerçek olmakla birlikte, zorlu koşullarda elde edilen bu uzun soluklu büyüme ivmesinin kıymetli bir gelişme olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyiz." Özdemir, yüzde 2,5'lik büyümenin yaklaşık 0,8 puanının yatırımlardan gelmesinin dikkati çekici olduğunun altını çizerek, yatırım harcamalarının 6 çeyrektir büyümesini sürdürmesinin reel sektörün dirençli ve dinamik yapısına işaret ettiğini söyledi. Hizmetler sektörünün bu çeyrekte de büyümede ön plana çıktığını dile getiren Özdemir, tarım sektörünün yıla pozitif büyümeyle başlamasının büyüme görünümü ve dezenflasyon süreci açısından umut verici olduğunu bildirdi. Sanayinin dışsal şoklardan ve zorlu finansman koşullarından en olumsuz etkilenen sektör olduğunu kaydeden Özdemir, "Türkiye'nin yalnızca potansiyel büyüme performansına yaklaşması için değil, enflasyon ve cari açığı kalıcı biçimde aşağı çekmesi için de güçlü bir sanayi sektörüne ihtiyacı vardır. Ekonomi politikaları şekillendirilirken sanayi sektörünün ekonomik gelişmede üstlendiği kritik roller göz ardı edilmemelidir." şeklinde konuştu. "SANAYİ SEKTÖRÜNDEKİ KÜÇÜLME CİDDİ BİR UYARIYA İŞARET" Anadolu Aslanları İş İnsanları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın ise 23 çeyrektir ekonomisi büyüyen bir Türkiye'yi görmenin gayet memnun edici bir tablo olduğunu belirterek, "Bununla birlikte önceki dönemlerin ivmesinin altında kalan bu tablo, ekonomideki sıkı maliye politikaları ve jeopolitik baskıların reel sektöre yansımasının açık bir göstergesidir." dedi. Türkiye'nin enerji koridorları ve ticaret yollarının kesiştiği benzersiz jeopolitik konumunun hem büyük fırsatlar hem de ciddi riskler sunduğunu dile getiren Aydın, yılın ilk çeyreğinde net ihracatın büyümeyi negatif etkilemesinin bu risklerin somut bir sonucu olduğunu, Orta Doğu ve Doğu Avrupa'da süren çatışma ortamının geleneksel ihracat pazarlarındaki talebi zayıflattığını anlattı. Aydın, küresel ekonominin 2026'da yavaş seyretmesinin ve ABD ile AB'de büyüme tahminlerinin aşağı revize edilmesinin dış talebi olumsuz etkilediğini kaydederek, şu açıklamalarda bulundu: "Veriler, büyümenin tek başına hane halkı tüketimine dayandığını göstermektedir. Ancak bu tablo, sürdürülebilir bir kalkınma modelimizden uzak bir göstergedir. Sanayi sektörünün yıllık bazda yüzde 0,8 küçülmesi, ciddi bir uyarıya işaret etmektedir. Bu durum, üretime daha çok ağırlık vermemiz gerektiğini ortaya koyarken ithalata dayalı bir tüketimle büyüdüğümüzü ortaya koymaktadır." "YATIRIM TEŞVİKLERİ İVEDİLİKLE DEVREYE ALINMALIDIR" Orhan Aydın, gayrisafi sabit sermaye oluşumundaki yüzde 3'lük artışın KOBİ'lerin kapasite genişletmesi ve yeşil dönüşüm için yeterli olmadığını belirterek, sadece iç talebe dayalı bir büyüme stratejisinin Türkiye'yi cari açık ve enflasyon ikileminde daha kırılgan hale getirdiğini söyledi. Jeopolitik konumun avantajını, teknoloji ve AR-GE yoğun üretimle taçlandırmaları gerektiğini vurgulayan Aydın, "Sanayideki daralmayı tersine çevirmek için enerji maliyetlerinde rekabetçi fiyatlandırma ve yatırım teşvikleri ivedilikle devreye alınmalıdır. KOBİ'lerin, özellikle ihracat ve dönüşüm projeleri için ivedilikle desteklenmesi gerekmektedir." dedi. "TARIM SEKTÖRÜNDEKİ BÜYÜMEYİ SON DERECE OLUMLU KARŞILIYORUZ" İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz da küresel ekonomide büyümenin zayıf seyrettiği ve jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde Türkiye ekonomisinin ilk çeyrekte yüzde 2,5 büyümesinin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Birinci çeyreğin bir bölümünü İran'da yaşanan savaşın bölgesel ticaret, enerji piyasaları ve beklentiler üzerindeki etkileri altında geçirdiklerini dile getiren Kopuz, "Bu şartlar altında elde edilen büyüme oranı ekonomimizin direnç kapasitesini göstermesi bakımından önemlidir." dedi. Kopuz, imalat sanayisinin yüksek finansman maliyetleri nedeniyle yatırım ve üretim kararlarında zorlanırken, iç talebin canlılığını koruduğunu belirterek, "Enflasyonla mücadele kararlılıkla sürdürülürken üretim kapasitesini koruyacak ve sanayicinin finansmana erişimini kolaylaştıracak adımlar ihmal edilmemeli. Özellikle üretim yapan işletmelerin uygun maliyetli finansmana ulaşabilmesi, büyümenin daha sağlıklı ve sürdürülebilir bir zemine oturması açısından hayati önemdedir." ifadelerini kullandı. Kopuz, tarım sektöründe ilk çeyrekte yaşanan yüzde 4,6'lık büyümeyi son derece olumlu karşıladıklarını ifade ederek, "Son yıllarda tarımsal üretimde çeyrekler arasındaki dalgalı görünüme rağmen üreticimiz üretimde kalmayı sürdürdü. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresinde yaşanan gelişmelerin hemen ardından gübrede oluşabilecek maliyet baskılarına karşı alınan önlemler, bunun devamlılığı açısından son derece önemli." diye konuştu. Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için maliyetlerin yönetilebilir seviyelerde tutulmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Kopuz, iklim şartlarının destekleyici seyretmesi halinde bu yılın tarım sektörü açısından hem üretim hem de ihracat tarafında daha verimli olacağını sözlerine ekledi. "ÜRETİMİ ÖNCELEYEN BİR MODELİ ORTAYA KOYMALIYIZ" Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten de ilk çeyrek büyüme verilerine sanayinin ve ihracatın eksi yönde etki yaptığını söyledi. İçten, "Artık ülke olarak bir konuda karar vermemiz gerekiyor: Biz imalat sanayisinde üretime devam etmek istiyor muyuz, istemiyor muyuz? ABD ve Çin bugün sanayi üretimini ulusal güvenlik sorunu yaklaşımıyla ele alıyor ve tüm stratejilerini bu anlayışla kurguluyorlar. Bizim de bir an önce üretimi önceleyen bir modeli ortaya koymamız lazım." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.