Bedir’den alınacak dersler

Çok yazdım, kürsülerden çok söyledim. Bizim yegane referansımız İslam’dır. Daha açık bir ifade ile referansımız Hz. Kuran, Hz. Muhammed Mustafa (S.a.v), Ashabı İkram ve bunların yolunda yürüyen ulama Allah dostlarıdır.

Onun için bin beş yüz yıl evvel Bedir gazvesinden alınacak dersler nedir diye düşünenler olabilir. Ama bu çok yanlış bir düşüncedir, evet oklarla yapılmış bir harp bugün füzeler tanklar ve uçaklarla yapılan harplere benzemez.  Maksadım Bedir harbinin yapılış şekli değildir. Harpler gelecekte daha da modern silahlarla yapılabilir. Mühim olan zihniyettir, bütün harplerde hedef iman küfür davasıdır ve biz bu davanın neresindeyiz? Dinimiz, imanımız ve İslam davasında gerekli fedakârlıkları yapabiliyor muyuz? İşte Bedir bu konuda en büyük bir örnektir.  Onun için bu harbe Peygamberimiz ‘’Bedri Kübra’’ ismini vermiştir, yani büyük Bedir anlamındadır. İslam ordusu sayıca ve silahça küfür ordusundan çok zayıftı. Allah üç bin melaike ile İslam ordusunu takviye etmiştir.

Bugün de Amerika, Rusya gibi süper güçlere karşı Allah bize yardım etmektedir. Bir ayeti celile de Bedir şöyle anlatılmaktadır. ‘’Ant olsun ki siz adetçe, silahça, binekçe düşmandan daha zayıf ve geriyken Allah size Bedir’de kat’i bir zafer verdi. Allah’tan sakının şükretmiş olasınız’’ (Ali İmran/123). Bu ve buna benzer birçok ayeti celile de Bedir ashabının fedakârlığı methedilmiş ve yüce Rabbimizin desteğine, sevgisine, iltifatına mazhar oldukları beyan edilmiştir. Sevgili Peygamberimiz de birçok hadisi şeriflerinde bu topluluğu methetmiş ve onlara iltifatlar yağdırmıştır. Zira ‘’Bedir’’ bir harp değildir. Bütün ihtişamına, bütün maddi gücüne rağmen batılın hakka mağlup olmasının simgesidir.  Batıl topu ve tüfeğiyle güçlü görülse de zayıftır. Hak zayıf görülse de güçlüler kalesinin bariz bir örneğidir. Bedir bazı saygısız kişilerin dediği gibi birkaç yüz bedevinin harbi değildir. Başkumandanı dünyaya bu güne kadar gelmiş ve bundan böyle gelecek insanların ve tüm yaratıkların en şereflisi ve en faziletlisi, dünya ve ahiretin efendisi, hakkında seni bütün âlemlere rahmet olarak gönderdim buyrulan sevgili Peygamberimiz (S.a.v)’dir. Cihat’a katılanlar ise onun muazzez sahabeleri ki Peygamberimiz onlar hakkında ‘’Ashabım yıldızlar gibidir hangisine uyarsanız doğru yolu bulursunuz’’ buyurmuştur.

Küfür erbabı Bedir harbini büyük bir üzüntü ile anarlar çünkü öncüleri, liderleri daha doğrusu babaları Ebu Cehil ve birçok küfrün liderleri orada can vermiştir. Askeri, siyasi ve iktisadi zaferler Rabbin rızasına dayanmadıktan sonra İslam’ın nazarında hiçbir değer kazanmaz. Önce nefse galip gelip şehevani ve nefsani arzuları mağlup etmek gerekir.

Bütün zaferleri Allah rızası için kazanmak, bütün çalışmaları Allah yolunda yapmak gerekir. Böyle olmadığı takdirde birileri birilerini mağlup etmiş ne çıkar? Böyle zaferden insanlık için hiçbir hayır gelmez. Hak tektir, birkaç tane değildir. Hak yalnız Allah yolundadır, ondan başka hak yoktur.

Özetleyecek olursak nefis kendi şahsına düşen paylardan vazgeçip, şehvet ve arzularından kurtulup, pislik ve kirlerinden temizlenerek yüce Rabbine teslim olması gibi büyük zafer düşünülemez. Biz Bedir gazvesini kazanılan bir meydan muhaberesi olarak görmüyoruz. Saydığım bütün unsurları içinde toplayan bir zafer olarak görüyoruz. Bu konudaki bilgisiz kişilerin saldırılarına da ‘’adam sen de’’ deyip geçiyoruz, muhatap almıyoruz.

Merhum Mehmet Akif’in bir şiiri ile yazımı noktalıyorum ‘’Ey yolcu uyan! Yoksa çıkarsın ki sabaha! Kupkuru bir çöl var ne ışık var ne de vaha’’

Selam Hakka tabi olanlara…

İlginizi Çekebilir

Tedaviyi yarım bırakmak kabul edilemez!

Öncelikle sağlık hizmeti paraya tahvil edilebilecek bir hizmet değildir. Doktorluk mesleği de aynı. Bu nedenle ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir