Bu ne yaman çelişki!

Milli Görüş hareketinin ilk partisi olan Milli Selamet Partisi bundan 50 yıl önce 1972 yılında başkanlık sistemini ve başkanın doğrudan halkın seçmesini savunurken, bugün Milli Görüş’ün temsilcisi olduğunu ileri süren Saadet Partisi ise var olan başkanlık sistemini ortadan kaldırmak için mücadele veriyor.  Milli Görüş’ün tarihi boyunca başkanlık sistemini savunduğu göz önünde bulundurulduğunda Saadet Partisi’nin ne yaman bir çelişki içinde olduğu da gözler önüne seriliyor. 

Bu ne yaman çelişki!

CHP ve İP’in başını çektiği Milli İttifakı’nın en önemli siyaset malzemesi ve hedefi mevcut başkanlık sistemine son vererek, yeniden parlamenter sisteme dönmek. Vatandaşa yönelik söylemlerinin en büyük kısmını parlamenter sistem oluşturuyor ve kurgularını bunun üzerine yapıyorlar. İşte bu ittifak içindeki partilerden biri de Milli Görüş’ün temsilcisi olduğunu iddia eden Temel Karamollaoğlu’nun genel başkanlığını yürüttüğü Saadet Partisi. Yani bulunduğu ittifak çerçevesinde Saadet Partisi’de yeniden parlamenter sisteme dönüşü istiyor ve savunuyor. 


MİLLİ GÖRÜŞ HAREKETİ HEP BAŞKANLIĞI İSTEDİ
Oysa Milli Görüş Hareketi her dönem başkanlık sistemine sıcak bakan ve onu savunan bir yapıya sahipti. Milli Görüş’ün ilk partisi olan Milli Selamet Partisi 1972 yılında yani bundan 50 yıl önce başkanlık sisteminin getirilmesi gerektiğini savunurken, başkanın da direkt halk tarafından seçilmesi gerektiğini deklare ediyordu.  11 Ekim 1972 yılında kurulan Milli Selamet Partisi, kuruluşunu millete duyururken dağıttığı broşürlerde başkanlık sistemi isteğini de net bir şekilde ortaya koyuyordu. İşte o günlerden kalan o bildiri metninde, Milli ve manevi görüşü kendisine esas tutan Milli Selamet Partisi’nin programında başkanlık sisteminin getirilmesi, başkanın halk tarafından seçilmesi, tek meclis olması, referandum, millet vetosu,  halk teşebbüsü, mahkemelerde halk tarafından oluşturulacak jürilerin olması gibi döneminin çok ilerisinde demokratik fikirlere yer verilirken, aradan geçen 50 yılda kendisini Milli Görüş’ün son temsilcisi sayan Saadet Partisi, Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca kaos ve istikrarsızlık oluşturmaktan ve devletin ayağına pranga olmaktan başka işe yaramayan parlamenter sisteme dönülmesi için mücadele veriyor. 


28 ŞUBAT VE MUTABAKAT METNİ
Geçtiğimiz günlerde CHP, İP, DEVA, Gelecek ve Demokrat Parti ile Saadet Partisi genel başkanlarının bir araya geldiği toplantı ülke gündeminde günlerce tartışma oluşturmuştu. Yankıları halen devam eden bu görüşmede Saadet Lideri Temel Karamollaoğlu’nun da aralarından liderler güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili mutabakata vardıklarını ve çalışmaların tamamlandığını açıkladı. Daha da ilginç olanı Milli Görüş’ün en büyük partisi olan Refah Partisi’ne yönelik postmodern darbenin yapıldığı ve büyük kesim için karanlık bir gün olarak hafızalarda yer eden 28 Şubat tarihinde mutabakat metninin açıklanacak olması da akıllarda soru işareti bıraktı. 


SAADET CHP’YE Mİ BENZİYOR?
Kuruluş felsefesi ve bugüne kadar gelen süreçte yenilikçi ve özgürlükçü bir siyaset anlayışını benimseyen Milli Görüş’ün temsilcisi olduğunu iddia eden Saadet Partisi’nin temsilcisi olduğu akımla taban tabana zıt adımlar atması akıllarda soru işaretleri bırakıyor. Atatürk’ün kurduğu parti olarak kendini lanse eden ancak Mustafa Kemal’in ilkelerinin tam zıttı hareket eden CHP ile Saadet’in bu anlamda benzeşmesi de ilginç bulunuyor. Milli Görüşün efsane lideri Necmettin Erbakan’a ve görüşlerine sıkı sıkı bağlı olan Milli Görüşçülere Saadet Partisi’nin bunu nasıl izah edeceği ise merak konusu. 


DARBEYİ ALKIŞLAYANLARLA AYNI SAFTA
Refah Partisi’nin kapatılması ve 28 Şubat zulmünün en büyük destekçisi olan CHP ile 28 Şubat’ın zulmünün İçişleri Bakanı Meral Akşener’in İP’i ile aynı safta yer alan Saadet Partisi’nin bu duruşu da Milli Görüş çevrelerinde tepkiyle karşılanıyor. 


(Alpaslan YILDIZ)


 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19