SON DAKİKA
Hava Durumu

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kahire ziyareti:  Mısır’la yeni baştan…   

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bugün Mısır’a gerçekleştireceği ziyaretin taşıdığı öneme dikkat çeken Dr. Mehmet Çelik konuya ilişkin kaleme aldığı yazısında, “Türkiye ve Mısır'ın Filistin konusundaki ortak tutum ve diyalogları, insani yardım, arabuluculuk ve egemen bir Filistin devletinin geleceğinin yanı sıra çatışma sonrası kalkınma projeleri ve yeniden inşa çabaları için de önemlidir” dedi.

Haber Giriş Tarihi: 13.02.2024 22:25
Haber Güncellenme Tarihi: 13.02.2024 22:25
Kaynak: AA
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kahire ziyareti:  Mısır’la yeni baştan…   

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  bugün Mısır’a bir ziyaret gerçekleştirecek ve uzmanlar bu ziyaretin Ankara ve Kahire arasında 10 yıldır gergin olan ilişkileri normalleştireceğini vurguluyor. Konuya ilişkin bir değerlendirme yapan Daily Sabah Yayın Koordinatörü Dr. Mehmet Çelik, “Türkiye ve Mısır'ın Filistin konusundaki ortak tutum ve diyalogları, insani yardım, arabuluculuk ve egemen bir Filistin devletinin geleceğinin yanı sıra çatışma sonrası kalkınma projeleri ve yeniden inşa çabaları için de önemlidir.” dedi. 


Erdoğan'ın ziyareti sadece diplomatik bir jest değil aynı zamanda bölgesel istikrara ve işbirliğine yönelik stratejik bir hamle anlamına geliyor.” ifadelerini kullanan Çelik, şöyle devam etti: “Ancak 2021 yılında, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Mısırlı mevkidaşı Abdel Fattah al-Sisi'nin Doha'daki 2022 Dünya Kupası'nda el sıkışmasının ardından ivme kazanan istikşafi görüşmelerle yeni bir sayfa açıldı. Bu diyalog şubat ayında Türkiye'de meydana gelen ölümcül depremlerin ardından yoğunlaştı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaklaşan ziyareti sırasında doruğa ulaşması bekleniyor. Ziyaretin zamanlaması, uluslararası toplumun İsrail'in 7 Ekim'den bu yana Gazze'de çocuklara, kadınlara ve sivillere yönelik katliam ve zulmüne tanıklık ettiği bir döneme denk geliyor. Bunun da Lübnan, Suriye, Kuzey Irak ve Kızıldeniz'i kapsayan daha geniş bir bölgede küresel güçler ve bölgesel aktörlerin katılımıyla yayılma etkilerine yol açtığını gözlemliyoruz.”


HEM TÜRKİYE HEM MISIR BÖLGE GÜVENLİĞİ İÇİN BÜYÜK ÖNEME SAHİP
Erdoğan'ın ziyareti sırasında gündemdeki önemli konulardan biri bölgesel çatışmalarda ortak arabuluculuk çabaları için fırsatların araştırılması olacak. Hem Türkiye hem de Mısır, büyük nüfusları ve askeri kapasiteleriyle bölgesel dengelerde çok önemli rollere sahipler. İki aktörün Filistin konusundaki ortak tutumları ve diyalogları, insani yardım, arabuluculuk ve egemen bir Filistin devletinin geleceğinin yanı sıra çatışma sonrası kalkınma projeleri ve yeniden inşa çabaları için de büyük önem taşıyor. Dahası iki ülke arasındaki ilişkiler Körfez dinamikleri ve Afrika bölgesindeki dengeye katkıda bulunarak Libya, Sudan ve Etiyopya gibi ülkelerin istikrarı için olumlu sonuçlar doğurabilir. Buna ek olarak, Kahire ile bağların yeniden tesis edilmesi, Ankara-Atina yakınlaşma çabalarıyla birleştiğinde Doğu Akdeniz ihtilafını olumlu yönde etkileyebilir. Gerçekten de Osmanlı İmparatorluğu'nun kalıntıları olan Mısır ve Türkiye, yıllar içinde gelişen zengin bir diplomatik, ekonomik, kültürel ve sosyal ilişkiyi paylaşıyor. Devam eden normalleşme süreci şüphesiz bu alanlardaki bağları daha da güçlendirecektir.


EKONOMİK İLİŞKİLERİN VE GÜVENLİĞİN YENİDEN İNŞASI
Yeni dönemde işbirliği yapılması öngörülen alanlar arasında ekonomik bağların yeniden inşa edilmesi ve mevcut hacmi 10 milyar dolar olan ve önümüzdeki 5 yıl içinde 15 milyar dolara ulaşması hedeflenen ikili ticaretin artırılmasına yönelik çabalar yer alıyor. Mısır'daki Türk yatırımları yaklaşık 2 milyar dolar seviyesinde olup, müteahhitler yaklaşık 1,2 milyar dolar değerindeki projeler üzerinde çalışıyor. Mevcut ticari bağların yeni anlaşmalarla daha da güçlendirilmesi, karşılıklı yatırımların çeşitlendirilmesi ve ulaştırma ve enerji alanlarında projeler oluşturulması ekonomik işbirliğini geliştirecektir. Ayrıca, her iki ülke için de odak noktaları olan turizm ve kültürel değişim, insanlar arası bağlantıları geliştirecektir.


Savunma ve güvenlik alanındaki işbirliği, ilerleme kaydedilmesi gereken bir diğer önemli alanı temsil ediyor. Her iki ülke de savunma alanındaki gelişmelere yoğun bir şekilde yatırım yapıyor. Türk insansız hava araçları ve yerli üretim savunma ürünleri dünya çapında beğeni kazanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, insansız savaş hava araçlarından (UCAV) savaş uçaklarına ve savaş gemilerine kadar uzanan, kendi kendine yeten savunma sanayi vizyonu için önemli çaba sarf etti. Yerli üretim savunma ürünleri sadece yurt içinde terörist gruplarla mücadelede değil, aynı zamanda Suriye, Libya, Güney Kafkasya ve Ukrayna gibi çatışma bölgelerinde de başarısını kanıtladı. Bu nedenle Erdoğan'ın ziyareti sırasında savunma sanayisi işbirliğindeki değişimler kilit bir odak noktası olacaktır. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türk insansız hava araçlarının Mısır'a satışı konusunda ortak bir anlaşmaya varıldığını açıklamıştı. 27 bin fitte 20 saatten fazla uçabilen, 120 kilograma kadar yük taşıyabilen ve sadece 650 kilogram ağırlığında olan Bayraktar TB2 gibi Baykar tarafından geliştirilen insansız hava araçları da buna dahil. Baykar, dronelarını bugüne kadar 30'dan fazla ülkeye ihraç etti.


Sonuç olarak, elbette normalleşmenin olumlu etkisi yukarıda belirtilen alanlarla sınırlı kalmayacak ve ötesine de geçecektir. Bölgedeki büyük güvenlik riskleri ve istikrarsızlık ortamında Gazze'deki çatışmanın yayılma etkisinin en aza indirilmesine önemli katkı sağlayacaktır. Ankara ve Kahire arasındaki diyalog ve senkronizasyon, ikili işbirliği alanlarında tam potansiyeli gerçekleştirme, halklar arası uyuma ve her iki tarafın ekonomik çıkarlarına fayda sağlama potansiyeline sahiptir. Erdoğan'ın ziyareti sadece diplomatik bir jest değil aynı zamanda bölgesel istikrara ve işbirliğine yönelik stratejik bir hamle anlamına geliyor. 


Erdoğan: “Filistinli kardeşlerimizi asla sahipsiz bırakmayacağız”   

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,onur konuğu olarak katıldığı Dünya Hükümetler Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, "Bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin devleti vücut bulmadan atılan her adım yarım kalacak. Filistinli kardeşlerimizi asla sahipsiz, çaresiz ve yalnız bırakmayacağız. İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin Devleti'nin varlığını kabul etmelidir. Gazze'deki insani trajedinin de giderek bölgeye yayılma riski taşıyan çatışmaların da sona erdirilmesi, her şeyden önce İsrail'in, Filistin halkının en temel haklarını tanımasına bağlıdır. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti vücut bulmadan atılan her adım yarım kalacak, sorun çözüme kavuşturulmuş olmayacaktır." dedi. 

 

Kaynak: AA

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.