Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş: “Aydınlığa çıkmanın yolu Kur’an-ı Kerim’den geçiyor”

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Bursa’dan dünyaya seslendi. “İnsanlığın karanlıktan aydınlığa çıkmasının yolu Kur’an-ı Kerim’den geçiyor” diyen Erbaş,  “Dünya fanidir, baki olan Allah’tır. Onun en büyük mucizesi, Kur’an-ı Kerim’dir. Hem öğreneceğiz hem anlayacağız hem okuyacağız hem de yaşayacağız. Bütün insanlığın karanlıktan aydınlığa çıkmasının yolu, buradan geçiyor” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Ulu Camii’de düzenlenen “İsmail Hakkı Kur’an Kursu Hafızlık İcazet Merasimi”nde yaptığı konuşmada, hafız olan 99 kişinin ömür boyu Kur’an-ı Kerim’e hizmet etmesini ve birçok hafızın yetişmesine vesile olmasını temenni etti. Kur’an-ı Kerim’in okunmak, anlaşılmak ve yaşanmak için gönderilen bir hayat kitabı olduğunu anlatan Erbaş, “Efendimizin en büyük mucizesi, Kur’an-ı Kerim’dir. Onun için Kur’an-ı Kerim’i okumasını bilmeyenler, öğrensinler. Öğrenenler, okusunlar. Okuyanlar da anlamaya çalışsın. Anlayıp hep birlikte yaşayalım.” diye konuştu.

“ÖLÜLERDEN ZİYADE DİRİLERE GÖNDERİLMİŞTİR”

Vefat edenlere Kur’an-ı Kerim okunacağını ve elde edilen sevabın onların ruhuna bağışlanabileceğini aktaran Erbaş, “Bu, en önemli vazifelerimizden biridir ama Kur’an-ı Kerim, ölülerden ziyade dirilere gönderilmiştir.” ifadesini kullandı. Erbaş, Kur’an-ı Kerim’in insanların niçin yeryüzünde bulunduğunu net bir şekilde açıkladığını dile getirerek, şunları kaydetti: “Allah, bizi ‘En güzel işi kim yapacak, kim yapıyor?’ diye imtihan etmek için yarattı. O yüzden bugün 99 hafızın merasiminde yeniden anlamaya, ders almaya çalışalım. Dünya fanidir, baki olan Allah’tır. Onun en büyük mucizesi, Kur’an-ı Kerim’dir. Hem öğreneceğiz hem anlayacağız hem okuyacağız hem de yaşayacağız. Bütün insanlığın karanlıktan aydınlığa çıkmasının yolu, buradan geçiyor.”

ULUCAMİ’DE HUTBE OKUDU

Prof. Dr. Erbaş, Bursa’daki tarihi Ulu Cami’de hutbe verdi, cuma namazını kıldırdı. Erbaş, hutbesine Mü’minun Suresi’nin, “Ey Peygamberler! Temiz olan şeylerden yiyin, güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilmekteyim.” ayetiyle başladı. Allah Resulü’nün, bir gün ashabına ve onların şahsında bütün insanlığa seslenişini aktaran Erbaş, şöyle devam etti:  “‘Ey insanlar! Allahuteala temizdir, ancak temiz olanı kabul eder. Allah, peygamberlerine emrettiği şeyleri müminlere de emretti.’ Peygamber Efendimiz bu sözlerinin ardından şu ayeti okudu; ‘Ey Peygamberler! Temiz olan şeylerden yiyin, güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilmekteyim.’ Allah Resulü konuşmasına devam ederek, ashabına bir adamın halini anlattı. ‘Bu adam uzun yolculuklar yapmış, üstü başı toz toprak içinde kalmış, ellerini göğe açmış ‘Ya Rab, ya Rab!’ diye yalvarıyordu.’ Sonra Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu; ‘Fakat onun yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, gıdası haram idi. Peki, böyle birisinin duası nasıl kabul edilsin?”

“ALLAH’IN YASAKLARINDAN SAKININ”

Erbaş, yerlerin ve göklerin sahibi olan Allah’ın, uçsuz bucaksız bir kâinat ve bu kâinat içinde insanın hayatını devam ettirmesine uygun bir dünya var ettiğini belirterek, “Tatlı ve latif sularla, bin bir çeşit leziz yiyecekle çevremizi donattı. Ekinlerin yetiştiği arazileri, meyve bahçelerini, onları büyüten güneşi ve yağmuru lütfetti. Her biri ayrı güzel ve birbirinden değerli nice varlığı insanın emrine amade kıldı. Sonra da kullarından seçici davranmalarını isteyerek şöyle buyurdu, ‘Allah’ın size verdiği helal ve temiz rızklardan yiyin ve iman etmiş olduğunuz Allah’ın yasaklarından sakının.” diye konuştu. Erbaş insanoğlunun, çoğu zaman Rabbinin verdiği nimetlerden istifade edip yeryüzünü ıslah etmek ve iyiliği çoğaltmak yerine, fesat çıkarıp kendisine ve dünya evine zarar verdiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şehir hayatının, lüks ve konforun cazibesi karşısında ziraatı, doğal hayatı, dengeli yaşamı terk etti. Kimi zaman tohumların genetiğini bozarak, kimi zaman kimyasal ve yapay ürünlerle tabiatı zehirleyerek tertemiz nimetlere yazık etti. Hâlbuki toprağımıza, ürünümüze, el emeğimize sahip çıkmak hepimizin vazifesiydi. İnsanoğlu ‘Sakın dengeyi bozmayın’ ilahi uyarısına riayet etmeyerek kendi elleriyle toprağı, havayı ve suyu kirletti. Maddi menfaatlere aldanarak, kendisi dışındaki varlıklara ve gelecek nesillere karşı da sorumlu olduğunu unuttu. Oysaki Allahuteala, bizi şöyle uyarmıştı; ‘Düzene sokulduktan sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.”

 “MADDİ VE MANEVİ TAHRİBAT, GIDANIN BOZULMASIYLA BAŞLAR”

Bir toplumda maddi ve manevi tahribatın gıdanın bozulmasıyla başladığına dikkati çeken Erbaş, “Helal haram duyarsızlığı, insanlarda bir bilinç kirlenmesine dönüşür. Ahlaki ve insani değerler göz ardı edilince, yenilip içilenler, üretilip tüketilenler fayda yerine zarar verir. Nihayetinde toplumsal bir yozlaşma gerçekleşir, küçücük dimağların ve gencecik yavruların fıtratları bozulur.” ifadelerini kullandı. Erbaş, böyle bir durumda sevginin, saygının ve hoşgörünün tükendiği, kötülüğün, hayâsızlığın ve adaletsizliğin çoğaldığı bir ortam oluştuğunu belirterek, şunları kaydetti: “Nitekim Cenab-ı Hak, münafık şahsiyetinden bahisle, ‘O, senin yanından ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ekini ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez’ buyurmuştur. O halde, dünya üzerinde huzuru ve barışı yok etmek isteyenler, ekini ve nesli ifsat etmek için çaba göstermektedir. Müminler için bu ayet hem bir uyarı hem de temiz bir gıda ve nezih bir nesil inşa etmeye davettir. Her söz ve davranışımız gibi, her lokmamızın da hayatımızda derin tesiri vardır. İnsan ne yediğine ve ailesine, sevdiklerine ne yedirdiğine dikkat etmekle mükelleftir. Bu dünya bize, biz de birbirimize emanetiz. O halde sorumluluğumuzun farkına varalım, ölçülü ve ahlaklı bir hayatı benimseyelim. Helal kazancın, temiz üretimin, dengeli tüketimin ve sağlıklı nesillerin gayreti içinde olalım.” Kur’an-ı Kerim’in Müslümanlar için bir rehber olduğuna değinen Erbaş, sözlerini şöyle tamamladı: “Allah Resulü efendimiz kılavuzumuzdur. Onun hayatı, hadisleri, sünneti rehberimizdir. O yüzden dünya hayatında örnek alacağımız en önemli rehber Kur’an-ı Kerim, ikincisi Muhammed Mustafa’dır. O yüzden yediğimize, içtiğimize, giydiğimize ve hayatımızın her anına Kur’an-ı ve sünneti, Allah’ın kitabını ve Resulullah efendimizin hayatını rehber edinmeliyiz. Cenab-ı Hak neslimizi, gençlerimizi, geleceği kendisine emanet edeceğimiz çocuklarımızı, sıratı müstakimden, Kur’an’dan, Allah Resulü efendimizin yolundan ayırmasın.” diye tamamladı. (AA)

 

İlginizi Çekebilir

Askerlik süresini 6 aya indiren teklif TBMM’de kabul edildi

Askeralma Kanunu Teklifi’nin, askerlik süresini 6 ay, yedek subay ve yedek astsubaylık süresini ise 12 ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir