Doğunun ortasında Müslüman kardeş olmak  (2)

Müslüman Kardeşler Hareketi’nin kurucu lideri Hasan El Benna, hareketin Mısır ile sınırlı kalmasıyla yetinmiyordu. Başta Arap / İslam âlemi olmak üzere bütün İslam dünyasına, oradan da bütün bir yeryüzü sathına yayılmasını istiyordu. Bu amaçla Suriye ve Ürdün başta olmak üzere dış seyahatler / ziyaretler gerçekleştirdi. Suudi Arabistan kralı ile görüşmeler yaptı.  Arap / İslam âleminin devlet başkanlarına mektuplar yazarak 50 maddeden oluşan ilkelerin / prensiplerin hayata geçirilmesi yönünde taleplerde bulundu.

Müslüman Kardeşler Hareketi’nin tarihinde yaptığı ilk siyasal taktik hatanın Kral Faruk’u iktidardan uzaklaştırmak için Cemal Abdunnasır’a destek vermesi olduğu söylenebilir. Çünkü Cemal Abdunnasır liderliğinde hareket eden Mısırlı genç subaylar ya da diğer adıyla özgür subaylar, Kral Faruk’u iktidardan uzaklaştırıp hâkimiyeti tamamen ele geçirince yaptığı ilk iş Müslüman Kardeşleri tasfiye etmek / bertaraf etmek olmuştur. Laik / seküler / sosyalist / Arap milliyetçiliği fikrine dayanan Nasır hareketinin uzun vadede Müslüman Kardeşler hareketiyle anlaşması / uzlaşması da beklenemezdi. Nitekim öyle de oldu. 1952’de Kral Faruk’u iktidardan uzaklaştırıp iktidarı ele geçiren Cemal Abdunnasır, 1954’den itibaren Müslüman Kardeşler Hareketini yasakladı, liderlerinin tutukladı.  Tutuklamalar, işkenceler, idamlar başlayınca başta körfez ülkeleri olmak üzere diğer İslam ülkelerine doğru göçler / sığınmalar başladı.  İçeride güç durumda kalan / zayıflayan hareket, dışarıda güçlenmeye / yayılmaya başladı. Bu sayede başta Arap / İslam âlemi olmak üzere bütün İslam dünyasında Müslüman Kardeşler Hareketinin düşüncesi taban ve taraftar bulmuş oldu. Bugün için Ortadoğu coğrafyasında boy gösteren selefi hareketlerin kökeni o günlere kadar götürülebilir. Başka bir ifadeyle o günlerde başta körfez ülkeleri olmak üzere Arap / İslam coğrafyasında Müslüman Kardeşler tarafından mayalanan batı karşıtı / anti sömürgeci düşünce zaman içinde evirilerek bugünkü selefi düşünceyi / selefi hareketleri doğurdu. Ortadoğu coğrafyasında öteden beri zaten var olan selefi düşüncenin Müslüman Kardeşler eliyle politize olduğu / siyasal bilinç kazandığı söylenebilir.

1970 yılında Cemal Abdunnasır’ın ölümüyle birlikte onun adıyla ünlenen / ün kazanan Laik / seküler / sosyalist Arap milliyetçiliği zayıflarken, Müslüman Kardeşler hareketinin düşünceleri yeniden güçlenmeye / güç kazanmaya başladı. Müslüman Kardeşler Hareketi için yeni bir dönem başladı. Enver Sedat ve Hüsnü Mübarek dönemlerinde Müslüman kardeşlere yönelik ılımlı bir yaklaşım sergilendi. Müslüman Kardeşler Hareketi hukuken yasak olmasına rağmen fiilen bir yasak uygulanmadı. Bu dönem boyunca devletin / iktidarın ılımlı tavırları sayesinde Müslüman Kardeşler Hareketi bir yandan siyasi taban buldu, bir yandan sosyal alana yayıldı. Sendikalarda, derneklerde, gençlik hareketlerinde güç kazandı. 2005 yılında yapılan seçimlerde 80’in üzerinde vekillik kazanarak parlamentoda da güç elde etti. Bugün itibariyle Müslüman Kardeşler Hareketi için tarihin tekerrür ettiği söylenebilir. Anlaşılan o ki Müslüman Kardeşler Hareketi daha önce Cemal Abdunnasır döneminde düştüğü siyasal / taktiksel hatadan yeteri kadar ders alamamış. Kendisine son derece dindar bir görüntü veren General Sisi, Müslüman Kardeşler açısından son derece yanıltıcı ve aldatıcı olmuştur.

2011 yılı hem mısır siyasal tarihi açısından, hem de Müslüman Kardeşler tarihi açısından bir dönüm noktasıdır. Mısır derin devleti halk / gençlik ayaklanması karşısında kaptanı (Hüsnü Mübarek) feda ederek gemiyi (rejim) korudu / kurtardı. Müslüman Kardeşlerin bu vetirede Ordunun yanında yer alması, geçiş dönemini askerin yönetmesine göz yumması ve ayaklanan halka / gençlere şüphe ile yaklaşması ve askerin tahrir meydanına yönelik tavrına sessiz kalması son derece taktiksel bir hata olmuştur. Çünkü temel görevi rejimi korumak / kurtarmak olan askerler, taktiksel bir manevra ile önce tahrir meydanını sonra da Müslüman kardeşleri bertaraf ederek görevini yapmış oldu. Ayaklanan halkın / gençlerin beklentileri doğrultusunda yeni bir anayasa yapılması yerine eski anayasanın kısmi revizyonlarla halkı oyuna sunulması mısır halkında büyük bir hayal kırıklığına neden oldu. Başlangıçta Cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılmayı düşünmeyen Müslüman kardeşlerin seçime katılmaya ikna edilmesi salt taktiksel bir hata değil, sonuçları itibariyle son derece vahimdir. Ne ki kulislerde konuşulanlara bakılırsa Müslüman Kardeşlerin seçime katılma konusunda ikna edilmelerinde Türkiye ile İran’ın ağırlıklı payı ve rolü olduğu söylenebilir.

Müslüman Kardeşler kendi içinde bu tutarsızlıkları yaşarken, Ordu alttan alta darbe hazırlığı yapıyor, el altından halkı Müslüman Kardeşlere karşı kışkırtıyor / örgütlüyordu. Ekonominin % 40’ına sahip olan ordunun yönettiği Mısır’da neredeyse bütün elitler, sermaye grupları, muhalifler Müslüman Kardeşlere karşı ortak cephe oluşturarak darbeye zemin hazırladı. Ordu toplumsal olayları bastırmaya çalışırken on binlerce insan öldürüldü, hapse atıldı, idama mahkûm edildi. Bu süreçte General Sisi Müslüman Kardeşlere karşı dindar görüntü vermeye devam etti. Esasen Müslüman Kardeşlerin başarıya / iktidara yürümesi körfez ülkelerindeki Monarşileri / olagarşileri ciddi ciddi endişeye sevk ediyordu. Bu nedenle Suudi Arabistan başta olmak üzere körfez ülkeleri Mısırda darbeyi destekledi, maddi yardımda bulundu. Öte yandan Müslüman Kardeşlere yönelik bu korku Suriye sürecine de yansıdı ve çıkmaza girerek bu günlere kadar gelmesine sebep oldu. Benzer bir durumun Yemen için de söz konusu olduğu söylenebilir. Müslüman Kardeşler veya benzeri hareketlerin başarıya / iktidara yürümesi her şeyden ve herkesten önce körfezdeki kralları rahatsız ediyor.

Sonsöz. Ortadoğu siyasetinde Müslüman Kardeşler veya türevi hareketler hep vardı, bundan böyle de hep var olacaktır. Bazen hapiste, bazen sürgünde, kimi yerlerde yasal bir parti, kimi yerlerde sivil muhalefet olarak hep var olmaya devam edecektir. Vesselam.

 

İlginizi Çekebilir

Bursa’da arkadaşını 8 kurşunla yaralayan zanlı kıskıvrak yakalandı

Bursa’da evine gitmek için yolda yürüyen arkadaşının önünü araçla kesip sekiz yerinden silahla vuran zanlı ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir