Nezaket Putu…

"Haklı olmak ile nazik olmak arasında bir seçim yapmak zorunda kaldığında nazik olmayı seç” demiş Wayne Dyer.

Hepimizin gönülden kabul ettiği, yapmak için çabaladığı afilli bir cümle bu…
Ben bu cümleye katılmıyorum.
Haklı olmak bir uç, nazik olmak diğer uç değil çünkü. Hem haklı, hem de nazik olunabilir.
Bize haklı olsan bile nezaket adına haklılığından feragat et diye öğrettiler. Bunu yaparken de nazik ol, kırıp dökme, kimsenin canını sıkmadan usulca çekil ortamdan.
Kendi canın yansa da, ‘ben doğruyu yaptım, nazik bir insan olarak kaldım diyerek kendini avut’ bu cümlenin açılımıdır.
Hem haklı kalıp, hakkımızı nezaket ile arayabiliriz oysa. 
Böyle bir seçenek var göz ardı edilen. 
Eğer hakkımız yendiğinde kabalaşıyorsak, sorun bastırılmış duygularımızla ne yapacağımızı bilmediğimizdendir. 

Nur Süresi 28. Ayette, başkalarına ait evlere girerken izin alın, eğer dönün denirse dönün diyor
Ev insanın özel alanıdır, size hangi sebeple dönün dendiğini de araştırmayın. Dönün denirse her ne sebeple olursa olsun dönün derken, ev sahibine hak veriliyor. 

Kapıyı açmama ve açmadığı için suçluluk duymama, ikiyüzlü davranmama hakkımız var ve bu kabalık değil haktır. Asıl kabalık ısrarla  özel alana girmek istemektir. Maalesef bizde işler tersine dönmüş durumda.

2015 yapımı ‘Room’ filmini izlemediyseniz, izlemenizi tavsiye ederim. Nazik olması öğütlenmiş, (özellikle kız çocuklarına) her isteneni yaptığı için övülmüş uysal bir kız, okul çıkışında ‘hayır’ diyemediği için yıllarca bir odaya hapsediliyor. Tecavüze uğruyor, o odada bir çocuk doğurup büyütüyor. Yıllar sonra kaçıp kurtulduğunda, annesine, “hep nazik olmamı öğütledin, denileni yaptım” diyor.

Doğada hiçbir canlı, yavrusunu, ne olursa olsun nazik olma tutumunu, kabul görmek için doğru tutumun nezaket olduğunu’ öğütlemez. Aksine yaşamak, var olmak için gerektiğinde yırtıcı olmasının taktiklerini inceliklerini öğretir.

Markette, bebek arabasında, elinde oyuncağı olan bir bebekle karşılaştım. Kasiyer çocuğa göz kırptı. Annesi, ‘bay bay yap ablaya’ dedi. Çocuk denileni yaptı, bu yaşta sınırına girildi ve şirinlik yapması istendi. Savunma mekanizmasında bir delik açıldı. İstismara uğrayan bütün çocuklar tepki veremeyen çocuklardır. Onlara, ‘Yabancılara karşı dikkatli olmaları’ öğretiliyor oysa. ‘Gül ablaya by by yap abiye’ vs dendiğinde kim yabancı kim değil ayırd edemiyor maalesef.

Geçtiğimiz yılarda 40 lı yaşlarda bir zabıta memuruna, amiri okkalı bir tokat attı, olay kameralara yansıdı. Memur 'amirimdir, bana tokat atabilir’ dedi ve olay kapandı.

Sınırlarımız ve kırmızı çizgilerimiz belirgin olmadığında, kokumuzu alan insanlar için hepimiz birer av'ız.
Çocuklarınıza nazik olmayı öğrettiğiniz kadar, duyguları ile ne yapacaklarını da öğretin. İnsan sadece kendine nazik davranabildiğinde diğer insanlara saygı duyup nazik davranabilir.

Nazik olmak, itaat etmek değildir.
Hayır demek kabalık değildir.
Hakkımızı aramak kendimize borcumuzdur.
Kurtlar sofrası bir dünyada nezaketinizi mütecavizler için değil, kendiniz ve hak edenler için kullanın.
Einstein’in dediği gibi:
"Hakikati betimlemek için yola çıktıysan zerafeti terziye bırak"  
Son söz Mehmet Akif Ersoy’un:
"Sözüm odun gibi olsun hakîkat olsun tek."

YORUM EKLE

banner19