Gece yarısı ekrana düşen tuzak: Reklamlar zayıf anımızı nasıl buluyor?
Gece yarısı ekrana düşen tuzak: Reklamlar zayıf anımızı nasıl buluyor?
Birçoğumuz gece yarısı telefon ya da televizyon ekranında geziniyoruz. Yorgunluk başımıza çökmüşken, farkında bile olmadan karşımıza çıkan bir reklam bize ihtiyacımız olmadığını düşündüğümüz bir ürünü çekici hale getirebiliyor. Peki, bu durum nasıl oluyor? Reklamlar nasıl oluyor da en savunmasız anlarımızı öngörüp doğru anda bizi etkisi altına almayı başarıyor?
Haber Giriş Tarihi: 19.02.2026 16:44
Haber Güncellenme Tarihi: 19.02.2026 16:45
Kaynak:
Fatma Hatun ALTIKARDEŞ
Modern pazarlama dünyası, hızla gelişen dijital teknolojiler sayesinde eskisinden çok daha karmaşık bir hale geldi. Artık reklam verenler sadece yaş, cinsiyet ya da coğrafi konum gibi temel bilgilerin ötesine geçip davranışsal verilere, duygusal tepkilere ve hatta o anda içinde bulunduğumuz ruh haline ulaşabiliyor. Sosyal medya platformları ve çevrimiçi alışkanlıklarımız, bu alanda adeta "altın madeni" niteliğinde fırsatlar sunuyor.
Son dönemde yapılan akademik araştırmalar, bireylerin en savunmasız hissettikleri anların genelde geç saatlere denk geldiğini gösteriyor. Uykusuzluk, yorgunluk ya da yalnızlık gibi duygusal durumlar, insanları daha impulsif bir şekilde hareket etmeye yönlendirebiliyor. Bu durum, reklam algoritmalarının fırsata dönüştürdüğü bir zaaf haline geliyor. Diyelim ki, stresli bir gün geçirdiniz ve gece saatlerinde sosyal medya platformları arasında gezinirken kendinizi mutlu hissettirebileceğini vaat eden bir ürünle karşılaştınız. O anda karar verme yetiniz normalden daha zayıf olduğu için o ürünü satın almanız oldukça muhtemel.
Reklamların gece yarısı daha fazla görünmesi tesadüf değil. İnternet kullanıcılarının davranışını analiz eden yapay zeka algoritmaları, hangi saatlerde insanların ürünlerle daha fazla etkileşim kurduğunu saptayabiliyor ve buna göre strateji üretiyor. Örneğin, beslenme alışkanlıklarını takip eden uygulamalarda gece saatlerinde daha fazla abur cubur reklamıyla karşılaşılıyor. Ya da yalnızlar için tasarlanmış tanışma uygulamalarının reklamlarına, kişinin sosyal medya etkinliğine dayanarak en çok yalnız hissedebileceği zamanlarda rastlanıyor.
İlginçtir ki bu durum sadece dijital dünyayla sınırlı değil. Benzer bir şekilde fiziksel mağazalar da duygusal anlarımızı hedef almak için çeşitli yöntemler geliştirdi. Alışveriş merkezlerindeki ışıklandırma, mağaza içi müzik seçimi ya da koku tasarımları bile zihinsel ve duygusal durumumuza hitap ederek satın alma kararlarımızı etkiliyor.
Peki, biz bu tuzaklara düşmemek için neler yapabiliriz? Uzmanlar, en başta farkındalığı arttırmamız gerektiğini söylüyor. Reklamların altında yatan psikolojik stratejileri bilmek, daha bilinçli tüketici kararları almamızın önünü açıyor. Ayrıca, özellikle uykusuzluk veya yorgunluk dönemleri gibi kararsızlığa yatkın olduğumuz zamanlarda alışverişi ertelemek de etkili bir yöntem olabilir.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Gece yarısı ekrana düşen tuzak: Reklamlar zayıf anımızı nasıl buluyor?
Birçoğumuz gece yarısı telefon ya da televizyon ekranında geziniyoruz. Yorgunluk başımıza çökmüşken, farkında bile olmadan karşımıza çıkan bir reklam bize ihtiyacımız olmadığını düşündüğümüz bir ürünü çekici hale getirebiliyor. Peki, bu durum nasıl oluyor? Reklamlar nasıl oluyor da en savunmasız anlarımızı öngörüp doğru anda bizi etkisi altına almayı başarıyor?
Modern pazarlama dünyası, hızla gelişen dijital teknolojiler sayesinde eskisinden çok daha karmaşık bir hale geldi. Artık reklam verenler sadece yaş, cinsiyet ya da coğrafi konum gibi temel bilgilerin ötesine geçip davranışsal verilere, duygusal tepkilere ve hatta o anda içinde bulunduğumuz ruh haline ulaşabiliyor. Sosyal medya platformları ve çevrimiçi alışkanlıklarımız, bu alanda adeta "altın madeni" niteliğinde fırsatlar sunuyor.
Son dönemde yapılan akademik araştırmalar, bireylerin en savunmasız hissettikleri anların genelde geç saatlere denk geldiğini gösteriyor. Uykusuzluk, yorgunluk ya da yalnızlık gibi duygusal durumlar, insanları daha impulsif bir şekilde hareket etmeye yönlendirebiliyor. Bu durum, reklam algoritmalarının fırsata dönüştürdüğü bir zaaf haline geliyor. Diyelim ki, stresli bir gün geçirdiniz ve gece saatlerinde sosyal medya platformları arasında gezinirken kendinizi mutlu hissettirebileceğini vaat eden bir ürünle karşılaştınız. O anda karar verme yetiniz normalden daha zayıf olduğu için o ürünü satın almanız oldukça muhtemel.
Reklamların gece yarısı daha fazla görünmesi tesadüf değil. İnternet kullanıcılarının davranışını analiz eden yapay zeka algoritmaları, hangi saatlerde insanların ürünlerle daha fazla etkileşim kurduğunu saptayabiliyor ve buna göre strateji üretiyor. Örneğin, beslenme alışkanlıklarını takip eden uygulamalarda gece saatlerinde daha fazla abur cubur reklamıyla karşılaşılıyor. Ya da yalnızlar için tasarlanmış tanışma uygulamalarının reklamlarına, kişinin sosyal medya etkinliğine dayanarak en çok yalnız hissedebileceği zamanlarda rastlanıyor.
İlginçtir ki bu durum sadece dijital dünyayla sınırlı değil. Benzer bir şekilde fiziksel mağazalar da duygusal anlarımızı hedef almak için çeşitli yöntemler geliştirdi. Alışveriş merkezlerindeki ışıklandırma, mağaza içi müzik seçimi ya da koku tasarımları bile zihinsel ve duygusal durumumuza hitap ederek satın alma kararlarımızı etkiliyor.
Peki, biz bu tuzaklara düşmemek için neler yapabiliriz? Uzmanlar, en başta farkındalığı arttırmamız gerektiğini söylüyor. Reklamların altında yatan psikolojik stratejileri bilmek, daha bilinçli tüketici kararları almamızın önünü açıyor. Ayrıca, özellikle uykusuzluk veya yorgunluk dönemleri gibi kararsızlığa yatkın olduğumuz zamanlarda alışverişi ertelemek de etkili bir yöntem olabilir.
(Fatma Hatun Altıkardeş)
Kaynak: Fatma Hatun ALTIKARDEŞ
En Çok Okunan Haberler