Göz sağlığının korunmasında en kritipik hastalıklardan biri olan glokom, halk arasında genellikle “göz tansiyonu” olarak bilinir. Sessiz bir hırsız gibi ilerleyen bu durum, fark edilmediği takdirde kalıcı görme kayıplarına yol açabilir. Ancak uzmanlar, erken teşhis sayesinde glokomun kontrol altına alınabileceğini ve görme kaybının önlenebileceğini vurguluyor.
Haber Giriş Tarihi: 09.03.2026 16:32
Haber Güncellenme Tarihi: 09.03.2026 16:33
Kaynak:
Fatma Hatun ALTIKARDEŞ
Glokom, göz içi basıncının normal seviyeden yükselmesi sonucu optik sinirde hasar oluşmasıyla meydana gelen bir hastalıktır. Bu durum, sinir hücrelerini geri dönülemez şekilde etkileyerek görme kaybıyla sonuçlanabilir. Özellikle 40 yaş üstü bireyler, ailesinde glokom hikâyesi bulunanlar, diyabet hastaları ve uzun süreli kortikosteroid kullanımı olan kişilerin risk grubunda olduğu belirtiliyor.
Glokomun en tehlikeli yanlarından biri ise belirtilerinin genellikle ileri safhalarda fark edilir hale gelmesidir. Uzmanlara göre, hastalık ilk aşamalarda ağrı yapmaz ve görme alanındaki kayıplar kişi tarafından anlaşılmaz. Ancak ilerleyen süreçte kenarlardan başlayan görme alanı daralmaları yaşandığında, hastalığın oldukça ilerlediği görülebilir. Bu nedenle düzenli göz muayeneleri, erken teşhis açısından hayati öneme sahiptir.
Erken teşhis edilen glokomda, uygun tedavi yöntemleriyle göz içi basınç kontrol altına alınabilir. Göz damlası tedavisi, lazer uygulamaları ya da cerrahi müdahalelerle hastalığın ilerlemesi durdurularak kişinin yaşam kalitesi korunabilir. Ancak geç kalındığında görme kaybı kalıcı hale gelir ve tedavi mümkün olmaz.
Türk Oftalmoloji Derneği’nden yapılan açıklamada, toplumdaki glokom farkındalığının artırılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Dernek yetkilileri, özellikle belirli bir yaş üzerindeki bireylerin yılda en az bir kez göz muayenesi yaptırmasını öneriyor.
Gelişen teknoloji sayesinde glokom teşhisi ve takibi konusunda da önemli ilerlemeler kaydedildi. Görme alanı testleri, OCT (Optik Koherens Tomografi) ve göz içi basınç ölçümlerindeki yenilikler, hastalığın erken safhada dahi tespit edilebilmesini sağlıyor. Ayrıca yeni nesil cihazlar sayesinde glokomun tedavi süreci daha etkili bir şekilde yönetilebiliyor.
Glokom, sessiz bir şekilde ilerleyen ancak ciddi sonuçlara yol açabilen bir hastalıktır. Düzenli göz kontrolleri ile erken teşhis şansı artırılırken, tedaviyle görme kaybı riski en aza indirilebilir. Göz sağlığınız için ihmal etmeden doktorunuza danışmanız ve özellikle risk altında olup olmadığınızı öğrenmeniz büyük önem taşıyor. Unutmayın, gözleriniz geleceğinizi görmenin anahtarıdır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Glokomda erken teşhis görme kaybını önleyebilir
Göz sağlığının korunmasında en kritipik hastalıklardan biri olan glokom, halk arasında genellikle “göz tansiyonu” olarak bilinir. Sessiz bir hırsız gibi ilerleyen bu durum, fark edilmediği takdirde kalıcı görme kayıplarına yol açabilir. Ancak uzmanlar, erken teşhis sayesinde glokomun kontrol altına alınabileceğini ve görme kaybının önlenebileceğini vurguluyor.
Glokom, göz içi basıncının normal seviyeden yükselmesi sonucu optik sinirde hasar oluşmasıyla meydana gelen bir hastalıktır. Bu durum, sinir hücrelerini geri dönülemez şekilde etkileyerek görme kaybıyla sonuçlanabilir. Özellikle 40 yaş üstü bireyler, ailesinde glokom hikâyesi bulunanlar, diyabet hastaları ve uzun süreli kortikosteroid kullanımı olan kişilerin risk grubunda olduğu belirtiliyor.
Glokomun en tehlikeli yanlarından biri ise belirtilerinin genellikle ileri safhalarda fark edilir hale gelmesidir. Uzmanlara göre, hastalık ilk aşamalarda ağrı yapmaz ve görme alanındaki kayıplar kişi tarafından anlaşılmaz. Ancak ilerleyen süreçte kenarlardan başlayan görme alanı daralmaları yaşandığında, hastalığın oldukça ilerlediği görülebilir. Bu nedenle düzenli göz muayeneleri, erken teşhis açısından hayati öneme sahiptir.
Erken teşhis edilen glokomda, uygun tedavi yöntemleriyle göz içi basınç kontrol altına alınabilir. Göz damlası tedavisi, lazer uygulamaları ya da cerrahi müdahalelerle hastalığın ilerlemesi durdurularak kişinin yaşam kalitesi korunabilir. Ancak geç kalındığında görme kaybı kalıcı hale gelir ve tedavi mümkün olmaz.
Türk Oftalmoloji Derneği’nden yapılan açıklamada, toplumdaki glokom farkındalığının artırılması gerektiğine dikkat çekiliyor. Dernek yetkilileri, özellikle belirli bir yaş üzerindeki bireylerin yılda en az bir kez göz muayenesi yaptırmasını öneriyor.
Gelişen teknoloji sayesinde glokom teşhisi ve takibi konusunda da önemli ilerlemeler kaydedildi. Görme alanı testleri, OCT (Optik Koherens Tomografi) ve göz içi basınç ölçümlerindeki yenilikler, hastalığın erken safhada dahi tespit edilebilmesini sağlıyor. Ayrıca yeni nesil cihazlar sayesinde glokomun tedavi süreci daha etkili bir şekilde yönetilebiliyor.
Glokom, sessiz bir şekilde ilerleyen ancak ciddi sonuçlara yol açabilen bir hastalıktır. Düzenli göz kontrolleri ile erken teşhis şansı artırılırken, tedaviyle görme kaybı riski en aza indirilebilir. Göz sağlığınız için ihmal etmeden doktorunuza danışmanız ve özellikle risk altında olup olmadığınızı öğrenmeniz büyük önem taşıyor. Unutmayın, gözleriniz geleceğinizi görmenin anahtarıdır.
(Fatma Hatun Altıkardeş)
Kaynak: Fatma Hatun ALTIKARDEŞ
En Çok Okunan Haberler