Son yıllarda hava kirliliği, insan sağlığı ve çevre üzerindeki olumsuz etkileriyle gündemde önemli bir yer tutmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan son açıklamalara göre, dünya nüfusunun yüzde 99’u, DSÖ’nün belirlediği temiz hava standartlarının altında kalan havayı soluyor. Uzmanlar, bu durumun yalnızca bireylerin sağlık durumunu değil, aynı zamanda ekosistemlerin dengesini de tehdit ettiğini vurguluyor.
Haber Giriş Tarihi: 22.02.2026 16:33
Haber Güncellenme Tarihi: 22.02.2026 16:34
Kaynak:
Dilvin ALTIKARDEŞ
Yapılan araştırmalar, hava kirliliğinin başta solunum yolu hastalıkları olmak üzere birçok sağlık sorununa yol açtığını gösteriyor. Akciğer kanseri, astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ve kalp-damar hastalıklarının başlıca sebepleri arasında yer alan hava kirliliği, özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanları etkiliyor. DSÖ verilerine göre, her yıl yaklaşık 7 milyon insan hava kirliliğine bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin büyük çoğunluğu ise düşük gelirli ve gelişmekte olan ülkelerde gerçekleşiyor.
Türkiye de hava kirliliğinden etkilenen ülkeler arasında bulunuyor. Çevre Mühendisleri Odası’nın 2023 yılında yayımladığı Türkiye Hava Kirliliği Raporu’na göre, ülke genelinde ölçüm yapılan şehirlerin büyük bir kısmında hava kirliliği seviyeleri ulusal sınır değerlerini aşmış durumda. Özellikle sanayileşmiş bölgeler ve yoğun trafik hareketliliği olan metropollerde bu durum daha belirgin hale geliyor.
Hava kirliliğine neden olan başlıca faktörler arasında fosil yakıtların kullanımı, ulaşım araçlarından kaynaklanan emisyonlar, endüstriyel faaliyetler ve inşaat sektöründen kaynaklanan toz partikülleri yer alıyor. Uzmanlar, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişin hızlandırılmasının ve çevre dostu ulaşım yöntemlerine öncelik verilmesinin bu sorunun çözümünde kritik önem taşıdığını ifade ediyor.
Hükümetler seviyesinde farkındalık yaratılması ve temiz enerji teknolojilerine yatırımların artırılması gerekliliğine dikkat çeken çevre örgütleri, aynı zamanda bireylerin de sorumluluk alması gerektiğini belirtiyor. Toplu taşıma kullanımının yaygınlaştırılması, enerji tasarrufu sağlayıcı yöntemlerin benimsenmesi ve ağaçlandırma çalışmaları gibi yerel çözümler, bireysel katkının önemli bir parçası olarak görülüyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Hava kirliliği endişe yaratıyor
Son yıllarda hava kirliliği, insan sağlığı ve çevre üzerindeki olumsuz etkileriyle gündemde önemli bir yer tutmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan son açıklamalara göre, dünya nüfusunun yüzde 99’u, DSÖ’nün belirlediği temiz hava standartlarının altında kalan havayı soluyor. Uzmanlar, bu durumun yalnızca bireylerin sağlık durumunu değil, aynı zamanda ekosistemlerin dengesini de tehdit ettiğini vurguluyor.
Yapılan araştırmalar, hava kirliliğinin başta solunum yolu hastalıkları olmak üzere birçok sağlık sorununa yol açtığını gösteriyor. Akciğer kanseri, astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ve kalp-damar hastalıklarının başlıca sebepleri arasında yer alan hava kirliliği, özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanları etkiliyor. DSÖ verilerine göre, her yıl yaklaşık 7 milyon insan hava kirliliğine bağlı nedenlerle hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin büyük çoğunluğu ise düşük gelirli ve gelişmekte olan ülkelerde gerçekleşiyor.
Türkiye de hava kirliliğinden etkilenen ülkeler arasında bulunuyor. Çevre Mühendisleri Odası’nın 2023 yılında yayımladığı Türkiye Hava Kirliliği Raporu’na göre, ülke genelinde ölçüm yapılan şehirlerin büyük bir kısmında hava kirliliği seviyeleri ulusal sınır değerlerini aşmış durumda. Özellikle sanayileşmiş bölgeler ve yoğun trafik hareketliliği olan metropollerde bu durum daha belirgin hale geliyor.
Hava kirliliğine neden olan başlıca faktörler arasında fosil yakıtların kullanımı, ulaşım araçlarından kaynaklanan emisyonlar, endüstriyel faaliyetler ve inşaat sektöründen kaynaklanan toz partikülleri yer alıyor. Uzmanlar, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişin hızlandırılmasının ve çevre dostu ulaşım yöntemlerine öncelik verilmesinin bu sorunun çözümünde kritik önem taşıdığını ifade ediyor.
Hükümetler seviyesinde farkındalık yaratılması ve temiz enerji teknolojilerine yatırımların artırılması gerekliliğine dikkat çeken çevre örgütleri, aynı zamanda bireylerin de sorumluluk alması gerektiğini belirtiyor. Toplu taşıma kullanımının yaygınlaştırılması, enerji tasarrufu sağlayıcı yöntemlerin benimsenmesi ve ağaçlandırma çalışmaları gibi yerel çözümler, bireysel katkının önemli bir parçası olarak görülüyor.
(Dilvin Altıkardeş)
Kaynak: Dilvin ALTIKARDEŞ
En Çok Okunan Haberler