Aralık 2025 verilerine göre Türkiye'deki inek sütü üretiminde dikkat çeken bir gerileme yaşandı. Yıllık bazda yapılan analizler, toplanan inek sütü miktarının bir önceki yıla göre yüzde 1,7 oranında azaldığını ortaya koyuyor. Bu eğilim, hem hayvancılık sektöründeki gelişmeleri hem de çiftçilerin karşılaştığı zorlukları daha yakından incelemeyi gerektiriyor.
Haber Giriş Tarihi: 13.02.2026 15:40
Haber Güncellenme Tarihi: 13.02.2026 15:41
Kaynak:
Fatma Hatun ALTIKARDEŞ
İnek sütü, ülkedeki temel tarım ve hayvancılık ürünleri arasında önemli bir yere sahip. Ancak son dönemde gözlemlenen aşağı yönlü eğilim, yalnızca tarım ekonomisini değil, aynı zamanda işlenmiş süt ve süt ürünleri sektörünü de etkiliyor. Bu durum, tüketicilere ulaşan süt fiyatlarından market raflarındaki ürün çeşitliliğine kadar geniş bir yelpazede sonuç doğurabilir. Uzmanlar ise bu düşüşün ardında birden fazla faktörün etkili olduğuna dikkat çekiyor.
Öncelikle artan üretim maliyetleri, çiftçiler üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Hayvan yemi, enerji giderleri ve ekipman maliyetlerindeki artış, üreticilerin daha az süt elde etmesine ya da hayvancılığı bırakmayı düşünmesine yol açıyor. Buna ek olarak, küresel iklim değişikliği de hayvancılığı dolaylı yoldan etkileyen bir diğer etken. Yetersiz yağışlar ve değişen mevsim normalleri, yem bitkilerinin verimliliğini kısıtlıyor ve bu durum doğrudan süt verimine yansıyor.
Uzmanlar, tarım ve hayvancılık sektörünün güçlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Sürdürülebilir üretim sağlayabilmek adına devlet desteklerinin artırılması gerektiği ifade ediliyor. Özellikle yem fiyatlarının sübvanse edilmesi ya da ahır modernizasyonu için teşviklerin artırılması gibi adımların, sektördeki bu olumsuz gidişatı durdurabileceği belirtiliyor. Ayrıca yerli hayvancılığı destekleyecek uzun vadeli stratejiler geliştirmek de hayati önem taşıyor.
Üretimdeki bu düşüş, tüketici cephesinde de çeşitli etkiler yaratabilir. Süt fiyatlarında artış yaşanması, hanehalklarının ekonomik olarak daha dikkatli planlama yapmasını gerektirebilir. Öte yandan ithalat yoluyla talebin karşılanması seçenek olarak düşünülebilir, ancak bu çözüm ulusal tarım politikalarını zorlayabilecek sonuçlar doğurabilir. Dolayısıyla bu durum, yalnızca sektörel bir mesele olarak kalmamakta, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir boyut da taşımaktadır.
İnek sütü üretiminde gözlemlenen bu gerileme durumu, kısa vadeli bir dalgalanmanın ötesinde uzun soluklu stratejik planlamalar yapılması gerektiğini gösteriyor. Hem çiftçilere hem de sektörde faaliyet gösteren diğer paydaşlara dönük destek politikalarının ivedilikle düzenlenmesi şart görünüyor. Aksi takdirde Türkiye’nin süt üretiminde yaşadığı bu eğilim hem ekonomik kayıplara hem de sektörde daha geniş çaplı sorunlara yol açabilir. Tarım ve hayvancılık alanında atılacak doğru adımlarla süreci tersine çevirmek ise hâlâ mümkün görünüyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İnek sütü üretiminde aşağı yönlü eğilim
Aralık 2025 verilerine göre Türkiye'deki inek sütü üretiminde dikkat çeken bir gerileme yaşandı. Yıllık bazda yapılan analizler, toplanan inek sütü miktarının bir önceki yıla göre yüzde 1,7 oranında azaldığını ortaya koyuyor. Bu eğilim, hem hayvancılık sektöründeki gelişmeleri hem de çiftçilerin karşılaştığı zorlukları daha yakından incelemeyi gerektiriyor.
İnek sütü, ülkedeki temel tarım ve hayvancılık ürünleri arasında önemli bir yere sahip. Ancak son dönemde gözlemlenen aşağı yönlü eğilim, yalnızca tarım ekonomisini değil, aynı zamanda işlenmiş süt ve süt ürünleri sektörünü de etkiliyor. Bu durum, tüketicilere ulaşan süt fiyatlarından market raflarındaki ürün çeşitliliğine kadar geniş bir yelpazede sonuç doğurabilir. Uzmanlar ise bu düşüşün ardında birden fazla faktörün etkili olduğuna dikkat çekiyor.
Öncelikle artan üretim maliyetleri, çiftçiler üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Hayvan yemi, enerji giderleri ve ekipman maliyetlerindeki artış, üreticilerin daha az süt elde etmesine ya da hayvancılığı bırakmayı düşünmesine yol açıyor. Buna ek olarak, küresel iklim değişikliği de hayvancılığı dolaylı yoldan etkileyen bir diğer etken. Yetersiz yağışlar ve değişen mevsim normalleri, yem bitkilerinin verimliliğini kısıtlıyor ve bu durum doğrudan süt verimine yansıyor.
Uzmanlar, tarım ve hayvancılık sektörünün güçlendirilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Sürdürülebilir üretim sağlayabilmek adına devlet desteklerinin artırılması gerektiği ifade ediliyor. Özellikle yem fiyatlarının sübvanse edilmesi ya da ahır modernizasyonu için teşviklerin artırılması gibi adımların, sektördeki bu olumsuz gidişatı durdurabileceği belirtiliyor. Ayrıca yerli hayvancılığı destekleyecek uzun vadeli stratejiler geliştirmek de hayati önem taşıyor.
Üretimdeki bu düşüş, tüketici cephesinde de çeşitli etkiler yaratabilir. Süt fiyatlarında artış yaşanması, hanehalklarının ekonomik olarak daha dikkatli planlama yapmasını gerektirebilir. Öte yandan ithalat yoluyla talebin karşılanması seçenek olarak düşünülebilir, ancak bu çözüm ulusal tarım politikalarını zorlayabilecek sonuçlar doğurabilir. Dolayısıyla bu durum, yalnızca sektörel bir mesele olarak kalmamakta, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir boyut da taşımaktadır.
İnek sütü üretiminde gözlemlenen bu gerileme durumu, kısa vadeli bir dalgalanmanın ötesinde uzun soluklu stratejik planlamalar yapılması gerektiğini gösteriyor. Hem çiftçilere hem de sektörde faaliyet gösteren diğer paydaşlara dönük destek politikalarının ivedilikle düzenlenmesi şart görünüyor. Aksi takdirde Türkiye’nin süt üretiminde yaşadığı bu eğilim hem ekonomik kayıplara hem de sektörde daha geniş çaplı sorunlara yol açabilir. Tarım ve hayvancılık alanında atılacak doğru adımlarla süreci tersine çevirmek ise hâlâ mümkün görünüyor.
(Fatma Hatun Altıkardeş)
Kaynak: Fatma Hatun ALTIKARDEŞ
En Çok Okunan Haberler