Kanser tedavisinde çığır açan yaklaşım immünoterapi
Kanser tedavisinde çığır açan yaklaşım immünoterapi
Kanser, insanlık tarihindeki en zorlu sağlık problemlerinden biri olmaya devam ederken, bilim insanları bu hastalığı yenmek için devrim niteliğinde yöntemler geliştirmeye devam ediyor. Son yıllarda dikkat çeken immünoterapi, kanser tedavisinde çığır açan yaklaşımlardan biri haline geldi. İmmünoterapinin temelinde, vücudun kendi bağışıklık sisteminin kansere karşı savaşma yeteneğini harekete geçirmek ve güçlendirmek yatıyor.
Haber Giriş Tarihi: 02.02.2026 17:02
Haber Güncellenme Tarihi: 02.02.2026 17:03
Kaynak:
Ayşe CANDAN
Geleneksel yöntemlere kıyasla immünoterapi, doğrudan tümörü hedef almaktan çok, bağışıklık sistemini kanser hücrelerini tanıyıp yok etmeleri için teşvik ediyor. Bilimsel araştırmalara göre, immünoterapi bazı kanser türlerinde daha yüksek başarı oranları sağladı ve hastaların yaşam süresini belirgin şekilde uzattı. Özellikle melanom, akciğer ve böbrek kanseri gibi bağışıklık sistemini kolayca tetikleyebilen türlerde olumlu sonuçlar dikkat çekiyor.
İmmünoterapinin tarihsel arka planı aslında çok eskiye dayanıyor. İlk temeller, bağışıklık sisteminin sadece enfeksiyonlarla değil, aynı zamanda anormal şekilde büyüyen hücrelerle de mücadele ettiğini fark eden araştırmacılar tarafından 20. yüzyılın başlarında atıldı. Ancak gelişen genetik ve moleküler biyoloji teknikleriyle birlikte son birkaç on yılda bu yaklaşım etkili bir tedavi yöntemine dönüştü.
Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmada, bağışıklık hücrelerini aktive edebilen özel bir protein kullanılarak ileri düzeydeki tümörlerin küçültüldüğüne dair kanıtlar sunuldu. Diğer yandan Almanya’da yürütülen bir başka araştırma, immün kontrol noktası inhibitörleri sayesinde hastaların yaşam kalitesinde gözle görülür iyileşmeler elde edildiğini rapor etti.
İmmünoterapinin en önemli avantajlarından biri, geleneksel kemoterapi ve radyoterapide sıkça görülen yan etkilerin büyük ölçüde azalmasıdır. Kemoterapinin aksine, immünoterapi sağlıklı hücrelere zarar vermeden sadece kanserli hücreleri hedef almaya odaklanır. Bu da hastalara daha kaliteli bir yaşam sunar. Bununla beraber her hasta için immünoterapinin uygun olmayabileceği ve belirli kriterlerin değerlendirilmesi gerektiği de unutulmamalıdır.
İmmünoterapi, kanser tedavisinde tek başına bir çözüm olmaktan ziyade diğer tedavi yöntemleriyle birlikte kullanıldığında çok daha etkili sonuçlar verebiliyor. Bu nedenle bilim insanları, immünoterapinin farklı kanser türlerine nasıl uyarlanabileceğini ve kişiselleştirilmiş tıp anlayışı ile nasıl daha erişilebilir hale gelebileceğini araştırmaya devam ediyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Kanser tedavisinde çığır açan yaklaşım immünoterapi
Kanser, insanlık tarihindeki en zorlu sağlık problemlerinden biri olmaya devam ederken, bilim insanları bu hastalığı yenmek için devrim niteliğinde yöntemler geliştirmeye devam ediyor. Son yıllarda dikkat çeken immünoterapi, kanser tedavisinde çığır açan yaklaşımlardan biri haline geldi. İmmünoterapinin temelinde, vücudun kendi bağışıklık sisteminin kansere karşı savaşma yeteneğini harekete geçirmek ve güçlendirmek yatıyor.
Geleneksel yöntemlere kıyasla immünoterapi, doğrudan tümörü hedef almaktan çok, bağışıklık sistemini kanser hücrelerini tanıyıp yok etmeleri için teşvik ediyor. Bilimsel araştırmalara göre, immünoterapi bazı kanser türlerinde daha yüksek başarı oranları sağladı ve hastaların yaşam süresini belirgin şekilde uzattı. Özellikle melanom, akciğer ve böbrek kanseri gibi bağışıklık sistemini kolayca tetikleyebilen türlerde olumlu sonuçlar dikkat çekiyor.
İmmünoterapinin tarihsel arka planı aslında çok eskiye dayanıyor. İlk temeller, bağışıklık sisteminin sadece enfeksiyonlarla değil, aynı zamanda anormal şekilde büyüyen hücrelerle de mücadele ettiğini fark eden araştırmacılar tarafından 20. yüzyılın başlarında atıldı. Ancak gelişen genetik ve moleküler biyoloji teknikleriyle birlikte son birkaç on yılda bu yaklaşım etkili bir tedavi yöntemine dönüştü.
Harvard Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmada, bağışıklık hücrelerini aktive edebilen özel bir protein kullanılarak ileri düzeydeki tümörlerin küçültüldüğüne dair kanıtlar sunuldu. Diğer yandan Almanya’da yürütülen bir başka araştırma, immün kontrol noktası inhibitörleri sayesinde hastaların yaşam kalitesinde gözle görülür iyileşmeler elde edildiğini rapor etti.
İmmünoterapinin en önemli avantajlarından biri, geleneksel kemoterapi ve radyoterapide sıkça görülen yan etkilerin büyük ölçüde azalmasıdır. Kemoterapinin aksine, immünoterapi sağlıklı hücrelere zarar vermeden sadece kanserli hücreleri hedef almaya odaklanır. Bu da hastalara daha kaliteli bir yaşam sunar. Bununla beraber her hasta için immünoterapinin uygun olmayabileceği ve belirli kriterlerin değerlendirilmesi gerektiği de unutulmamalıdır.
İmmünoterapi, kanser tedavisinde tek başına bir çözüm olmaktan ziyade diğer tedavi yöntemleriyle birlikte kullanıldığında çok daha etkili sonuçlar verebiliyor. Bu nedenle bilim insanları, immünoterapinin farklı kanser türlerine nasıl uyarlanabileceğini ve kişiselleştirilmiş tıp anlayışı ile nasıl daha erişilebilir hale gelebileceğini araştırmaya devam ediyor.
(Ayşe Candan)
Kaynak: Ayşe CANDAN
En Çok Okunan Haberler