Küresel pazarda güçlü büyüme, Türkiye bölgesel merkez konumunu pekiştiriyor
Küresel pazarda güçlü büyüme, Türkiye bölgesel merkez konumunu pekiştiriyor
Küresel ekonomideki dinamikler ve artan rekabet, Türkiye’nin bölgesel bir merkez olma pozisyonunu giderek daha belirgin hale getiriyor. Son yıllarda, özellikle stratejik sektörlerde gerçekleştirilen yoğun yatırımlar ve jeopolitik avantajlar, Türkiye’nin uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü ve etkisini artırdı.
Haber Giriş Tarihi: 23.02.2026 16:14
Haber Güncellenme Tarihi: 23.02.2026 16:15
Kaynak:
Ayşe YILDIRIM
Araştırmalar, Türkiye’nin ekonomik büyümesinde önemli bir ivmenin sürdüğünü ve bu büyümenin bölgesel işbirlikleri ile güçlendirildiğini ortaya koyuyor. Uluslararası Ticaret ve Kalkınma Araştırma Merkezi’nin yayımladığı rapora göre, Türkiye son 5 yılda yıllık ortalama %6 oranında büyüme kaydetti. Ülkenin bu performansı, özellikle lojistik, üretim ve teknoloji alanlarındaki atılımlara dayanarak gerçekleşti. Örneğin, Avrupa-Asya ticaretinde önemli bir geçiş noktası olarak konumlanan Türkiye, bu rolüyle küresel tedarik zincirlerinde vazgeçilmez bir aktör haline geliyor.
Bununla birlikte, Türkiye’nin bölgesel merkez statüsünü pekiştiren unsurlar arasında hükümet politikaları da öne çıkıyor. Yatırımcı dostu düzenlemeler, nitelikli işgücü oluşturma programları ve dijital altyapı yatırımları, uluslararası şirketler için Türkiye’yi cazip bir tercih haline getiriyor. Teknoloji ve Ar-Ge alanındaki inovasyon teşvikleri de bu konudaki ilerlemeyi hızlandırıyor. Öyle ki, İstanbul ve Ankara gibi şehirler, bölgesel merkez olma yolunda stratejik birer ekosistem olarak tanımlanıyor.
Sanayi ve teknoloji verilerinden elde edilen bulgular, Türkiye’nin aynı zamanda enerji sektöründeki dönüşümüyle dikkat çektiğini kanıtlıyor. Yenilenebilir enerji tesislerinde yaşanan hızlı artış ve bölgesel enerji koridoru projeleri sayesinde ülkede enerji bağımsızlığına yönelik önemli adımlar atılıyor. Bu durum, yabancı yatırımcıların sektöre olan ilgisini de artırıyor.
Özel sektör perspektifi ele alındığında, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisinin son dönemde hız kazandığı görülüyor. Birçok global firma, Türkiye’yi operasyonel üs olarak seçerken özellikle e-ticaret ve finans teknolojileri gibi yükselen sektörlere doğrudan giriş yapıyor. Bu strateji, yerel şirketlerle işbirliklerini de beraberinde getirerek bilgi transferi ve teknoloji paylaşımına öncülük ediyor.
Ancak tüm bu olumlu gelişmelere rağmen küresel rekabetin sertliği nedeniyle Türkiye’nin bazı alanlarda daha çok çaba sarf etmesi gerektiği vurgulanıyor. Özellikle nitelikli insan kaynağının daha verimli kullanılması ve AR-GE harcamalarının artırılması gerektiği konuları uzmanlar tarafından sıkça gündeme getiriliyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Küresel pazarda güçlü büyüme, Türkiye bölgesel merkez konumunu pekiştiriyor
Küresel ekonomideki dinamikler ve artan rekabet, Türkiye’nin bölgesel bir merkez olma pozisyonunu giderek daha belirgin hale getiriyor. Son yıllarda, özellikle stratejik sektörlerde gerçekleştirilen yoğun yatırımlar ve jeopolitik avantajlar, Türkiye’nin uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü ve etkisini artırdı.
Araştırmalar, Türkiye’nin ekonomik büyümesinde önemli bir ivmenin sürdüğünü ve bu büyümenin bölgesel işbirlikleri ile güçlendirildiğini ortaya koyuyor. Uluslararası Ticaret ve Kalkınma Araştırma Merkezi’nin yayımladığı rapora göre, Türkiye son 5 yılda yıllık ortalama %6 oranında büyüme kaydetti. Ülkenin bu performansı, özellikle lojistik, üretim ve teknoloji alanlarındaki atılımlara dayanarak gerçekleşti. Örneğin, Avrupa-Asya ticaretinde önemli bir geçiş noktası olarak konumlanan Türkiye, bu rolüyle küresel tedarik zincirlerinde vazgeçilmez bir aktör haline geliyor.
Bununla birlikte, Türkiye’nin bölgesel merkez statüsünü pekiştiren unsurlar arasında hükümet politikaları da öne çıkıyor. Yatırımcı dostu düzenlemeler, nitelikli işgücü oluşturma programları ve dijital altyapı yatırımları, uluslararası şirketler için Türkiye’yi cazip bir tercih haline getiriyor. Teknoloji ve Ar-Ge alanındaki inovasyon teşvikleri de bu konudaki ilerlemeyi hızlandırıyor. Öyle ki, İstanbul ve Ankara gibi şehirler, bölgesel merkez olma yolunda stratejik birer ekosistem olarak tanımlanıyor.
Sanayi ve teknoloji verilerinden elde edilen bulgular, Türkiye’nin aynı zamanda enerji sektöründeki dönüşümüyle dikkat çektiğini kanıtlıyor. Yenilenebilir enerji tesislerinde yaşanan hızlı artış ve bölgesel enerji koridoru projeleri sayesinde ülkede enerji bağımsızlığına yönelik önemli adımlar atılıyor. Bu durum, yabancı yatırımcıların sektöre olan ilgisini de artırıyor.
Özel sektör perspektifi ele alındığında, yabancı yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisinin son dönemde hız kazandığı görülüyor. Birçok global firma, Türkiye’yi operasyonel üs olarak seçerken özellikle e-ticaret ve finans teknolojileri gibi yükselen sektörlere doğrudan giriş yapıyor. Bu strateji, yerel şirketlerle işbirliklerini de beraberinde getirerek bilgi transferi ve teknoloji paylaşımına öncülük ediyor.
Ancak tüm bu olumlu gelişmelere rağmen küresel rekabetin sertliği nedeniyle Türkiye’nin bazı alanlarda daha çok çaba sarf etmesi gerektiği vurgulanıyor. Özellikle nitelikli insan kaynağının daha verimli kullanılması ve AR-GE harcamalarının artırılması gerektiği konuları uzmanlar tarafından sıkça gündeme getiriliyor.
(Ayşe Yıldırım)
Kaynak: Ayşe YILDIRIM
En Çok Okunan Haberler