Son yıllarda dijital oyunların popülerliği tüm dünyada hızla artarken, kullanıcılar için oyun içeriklerinin uygunluğu ve erişilebilirliği daha da önem kazandı. Özellikle gençler ve çocuklar arasında yaygın olan bu eğlence aracı, doğru yaş gruplarına hitap edecek şekilde düzenlenmediğinde olumsuz etkiler yaratabiliyor. Bu nedenle birçok ülke, oyunlardaki yaş derecelendirme sistemlerini zorunlu hale getirerek oyuncuların daha bilinçli tercihler yapmasına olanak sağlıyor.
Haber Giriş Tarihi: 06.02.2026 16:41
Haber Güncellenme Tarihi: 06.02.2026 16:42
Kaynak:
Ayşe YILDIRIM
Yakın zamanda Türkiye'de de bu konu üzerine yapılan çalışmalar dikkat çekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı uzman ekipler, dijital oyunların içeriğini ayrıntılı şekilde incelemek ve değerlendirmek için bir yaş derecelendirme sistemi hazırladı. Bu derecelendirme sistemi, Avrupa ve Amerika'daki ESRB (Entertainment Software Rating Board) ve PEGI (Pan European Game Information) gibi başarılı örneklerden ilham alıyor. Sistemin amacı, şiddet, korku unsurları, olumsuz dil kullanımı ve bağımlılık yapıcı mekaniklerin belirli yaş grupları üzerindeki etkilerini ölçmek ve kullanıcıları bilgilendirmek.
Yeni sistemin nasıl işleyeceği de detaylandıkça netleşiyor. Oyun geliştiricileri, piyasaya sürmek istedikleri her ürün için öncelikle içeriklerini detaylı bir şekilde belgeleyip yetkili birime teslim etmek zorunda olacak. Ardından uzman bir ekip tarafından yapılan incelemeler sonucunda oyunlar belirli bir yaş kategorisine atanacak: 3+, 7+, 12+, 16+ ve 18+ gibi sınıflandırmalarla her yaş grubuna uygun içerik sunulması amaçlanıyor.
Araştırmalar, özellikle genç yaşta dijital oyunlarla tanışan bireylerin içeriğe göre olumlu veya olumsuz etkilenebileceğini ortaya koyuyor. Harvard Üniversitesi'nin geçen yıl yayımladığı bir raporda, yaşlarına uygun olmayan içeriklere maruz kalan çocukların sosyal davranışlarında bozulmalar gözlemlendiği vurgulanmıştı. Şiddet içerikli oyunlarla geçirilen uzun sürelerin agresif davranışları artırdığına dikkat çeken uzmanlar, bu tür olumsuz etkilerin önüne geçmek için ebeveynlerin rehberlik etmesi gerektiğini belirtiyor.
Aileler ise yeni sistemden umutlu. Oyunlara yönelik yaş derecelendirme uygulamasının hayata geçirilmesiyle birlikte çocuklarının uygun içeriklere daha kolay ulaşabileceğini düşünen ebeveynler, bilhassa bu alandaki eğitim materyallerinin çoğaltılması gerektiğine vurgu yapıyor. Eğitimciler ve psikologlar da yeni sistemin bilinçli tüketim alışkanlıkları oluşturacağı konusunda hemfikir.
Dünya genelinde benzer uygulamaların uzun bir geçmişi var. Örneğin 1990'lı yıllarda Almanya'da kurulan USK (Unterhaltungssoftware Selbstkontrolle) sistemi bugüne kadar bir milyonun üzerinde oyunu derecelendirdi ve kullanıcıları içerikler hakkında bilgilendirdi. Japonya'daki CERO (Computer Entertainment Rating Organization) ise oyun gelirlerinin yüzde 10'unu derecelendirme organizasyonlarına fon olarak ayırarak daha kapsamlı incelemeler yapılmasına olanak sağladı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Oyunlara yaş derecelendirmesi geliyor
Son yıllarda dijital oyunların popülerliği tüm dünyada hızla artarken, kullanıcılar için oyun içeriklerinin uygunluğu ve erişilebilirliği daha da önem kazandı. Özellikle gençler ve çocuklar arasında yaygın olan bu eğlence aracı, doğru yaş gruplarına hitap edecek şekilde düzenlenmediğinde olumsuz etkiler yaratabiliyor. Bu nedenle birçok ülke, oyunlardaki yaş derecelendirme sistemlerini zorunlu hale getirerek oyuncuların daha bilinçli tercihler yapmasına olanak sağlıyor.
Yakın zamanda Türkiye'de de bu konu üzerine yapılan çalışmalar dikkat çekiyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı uzman ekipler, dijital oyunların içeriğini ayrıntılı şekilde incelemek ve değerlendirmek için bir yaş derecelendirme sistemi hazırladı. Bu derecelendirme sistemi, Avrupa ve Amerika'daki ESRB (Entertainment Software Rating Board) ve PEGI (Pan European Game Information) gibi başarılı örneklerden ilham alıyor. Sistemin amacı, şiddet, korku unsurları, olumsuz dil kullanımı ve bağımlılık yapıcı mekaniklerin belirli yaş grupları üzerindeki etkilerini ölçmek ve kullanıcıları bilgilendirmek.
Yeni sistemin nasıl işleyeceği de detaylandıkça netleşiyor. Oyun geliştiricileri, piyasaya sürmek istedikleri her ürün için öncelikle içeriklerini detaylı bir şekilde belgeleyip yetkili birime teslim etmek zorunda olacak. Ardından uzman bir ekip tarafından yapılan incelemeler sonucunda oyunlar belirli bir yaş kategorisine atanacak: 3+, 7+, 12+, 16+ ve 18+ gibi sınıflandırmalarla her yaş grubuna uygun içerik sunulması amaçlanıyor.
Araştırmalar, özellikle genç yaşta dijital oyunlarla tanışan bireylerin içeriğe göre olumlu veya olumsuz etkilenebileceğini ortaya koyuyor. Harvard Üniversitesi'nin geçen yıl yayımladığı bir raporda, yaşlarına uygun olmayan içeriklere maruz kalan çocukların sosyal davranışlarında bozulmalar gözlemlendiği vurgulanmıştı. Şiddet içerikli oyunlarla geçirilen uzun sürelerin agresif davranışları artırdığına dikkat çeken uzmanlar, bu tür olumsuz etkilerin önüne geçmek için ebeveynlerin rehberlik etmesi gerektiğini belirtiyor.
Aileler ise yeni sistemden umutlu. Oyunlara yönelik yaş derecelendirme uygulamasının hayata geçirilmesiyle birlikte çocuklarının uygun içeriklere daha kolay ulaşabileceğini düşünen ebeveynler, bilhassa bu alandaki eğitim materyallerinin çoğaltılması gerektiğine vurgu yapıyor. Eğitimciler ve psikologlar da yeni sistemin bilinçli tüketim alışkanlıkları oluşturacağı konusunda hemfikir.
Dünya genelinde benzer uygulamaların uzun bir geçmişi var. Örneğin 1990'lı yıllarda Almanya'da kurulan USK (Unterhaltungssoftware Selbstkontrolle) sistemi bugüne kadar bir milyonun üzerinde oyunu derecelendirdi ve kullanıcıları içerikler hakkında bilgilendirdi. Japonya'daki CERO (Computer Entertainment Rating Organization) ise oyun gelirlerinin yüzde 10'unu derecelendirme organizasyonlarına fon olarak ayırarak daha kapsamlı incelemeler yapılmasına olanak sağladı.
(Ayşe Yıldırım)
Kaynak: Ayşe YILDIRIM
En Çok Okunan Haberler