Şiddet ve hiyerarşi temelli ilişki biçimi yaygınlaşıyor
Şiddet ve hiyerarşi temelli ilişki biçimi yaygınlaşıyor
Şiddet ve hiyerarşi temelli ilişki biçimlerinin toplumda giderek daha fazla yayıldığına dair işaretler, son dönemde yapılan bilimsel araştırmalar ve sosyal analizlerle daha görünür hale geldi. Özellikle bireyler arası ilişkilerde görülen bu model, hem bireysel hem de toplumsal düzlemde ciddi etkiler yaratıyor. Uzmanlara göre, bu durumun kökeninde güç dinamiklerinin yanlış yönetimi ve baskın kültürel normlar yer alıyor.
Haber Giriş Tarihi: 21.02.2026 15:01
Haber Güncellenme Tarihi: 21.02.2026 15:02
Kaynak:
Dilvin ALTIKARDEŞ
Yakın zamanda gerçekleştirilen bir araştırma, bireyler arasındaki iletişim ve güç ilişkilerini inceledi. Araştırma bulgularına göre, şiddet ve hiyerarşi temelli ilişki şekilleri yalnızca fiziksel şiddeti değil, psikolojik manipülasyonu ve sözlü taciz girişimlerini de kapsıyor. Katılımcıların yüzde 68’i, yakın ilişkilerinde bu tür dinamiklere maruz kaldıklarını ya da gözlemlediklerini dile getirdi. Uzmanlar, bu durumun önüne geçilmesi için bireylerin iletişim becerileri konusunda bilinçlendirilmesi ve alternatif ilişki modellerinin teşvik edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Daha derin bir analiz, bu tür ilişki biçimlerinin yalnızca bireyler arasındaki bağlarda değil, kurumsal yapılarda ve örgütlerde de yaygın olduğunu gösteriyor. Çalışma hayatında güç hiyerarşisinin net bir şekilde sergilendiği durumların, çalışanlar üzerindeki psikolojik etkileri araştırılmış ve iş yerlerinde mobbing gibi negatif durumların bu dinamiklerin bir yansıması olduğu tespit edilmiştir. Uzmanlar, kurumların açık bir politika ve etik kurallar çerçevesinde hareket etmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Kültürel normların etkisi kadar, medyanın algılar üzerindeki rolü de büyük önem taşıyor. Özellikle popüler kültürde yansıma bulan toksik ilişki örüntüleri, bireyler için adeta bir normalleşme aracı haline gelebiliyor. Bu nedenle, medya içeriklerinin toplumsal ilişkilere etkisi daha derinlemesine incelenmeli.
Bu büyüyen sosyal sorunun çözüm yolları üzerine tartışmalar artarken, eğitim kurumları da daha saygılı ve eşitlikçi bir iletişim kültürü teşvik etmek için müfredata insan hakları ve empati temalarını dahil etmeye başladı. Uzmanlar, şiddet ve baskıya dayalı herhangi bir ilişkinin hem bireysel refahı hem de sosyal düzeni olumsuz etkilediğini belirterek, bu konunun herkesin ortak sorumluluğu olduğunun altını çiziyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Şiddet ve hiyerarşi temelli ilişki biçimi yaygınlaşıyor
Şiddet ve hiyerarşi temelli ilişki biçimlerinin toplumda giderek daha fazla yayıldığına dair işaretler, son dönemde yapılan bilimsel araştırmalar ve sosyal analizlerle daha görünür hale geldi. Özellikle bireyler arası ilişkilerde görülen bu model, hem bireysel hem de toplumsal düzlemde ciddi etkiler yaratıyor. Uzmanlara göre, bu durumun kökeninde güç dinamiklerinin yanlış yönetimi ve baskın kültürel normlar yer alıyor.
Yakın zamanda gerçekleştirilen bir araştırma, bireyler arasındaki iletişim ve güç ilişkilerini inceledi. Araştırma bulgularına göre, şiddet ve hiyerarşi temelli ilişki şekilleri yalnızca fiziksel şiddeti değil, psikolojik manipülasyonu ve sözlü taciz girişimlerini de kapsıyor. Katılımcıların yüzde 68’i, yakın ilişkilerinde bu tür dinamiklere maruz kaldıklarını ya da gözlemlediklerini dile getirdi. Uzmanlar, bu durumun önüne geçilmesi için bireylerin iletişim becerileri konusunda bilinçlendirilmesi ve alternatif ilişki modellerinin teşvik edilmesi gerektiğini vurguluyor.
Daha derin bir analiz, bu tür ilişki biçimlerinin yalnızca bireyler arasındaki bağlarda değil, kurumsal yapılarda ve örgütlerde de yaygın olduğunu gösteriyor. Çalışma hayatında güç hiyerarşisinin net bir şekilde sergilendiği durumların, çalışanlar üzerindeki psikolojik etkileri araştırılmış ve iş yerlerinde mobbing gibi negatif durumların bu dinamiklerin bir yansıması olduğu tespit edilmiştir. Uzmanlar, kurumların açık bir politika ve etik kurallar çerçevesinde hareket etmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Kültürel normların etkisi kadar, medyanın algılar üzerindeki rolü de büyük önem taşıyor. Özellikle popüler kültürde yansıma bulan toksik ilişki örüntüleri, bireyler için adeta bir normalleşme aracı haline gelebiliyor. Bu nedenle, medya içeriklerinin toplumsal ilişkilere etkisi daha derinlemesine incelenmeli.
Bu büyüyen sosyal sorunun çözüm yolları üzerine tartışmalar artarken, eğitim kurumları da daha saygılı ve eşitlikçi bir iletişim kültürü teşvik etmek için müfredata insan hakları ve empati temalarını dahil etmeye başladı. Uzmanlar, şiddet ve baskıya dayalı herhangi bir ilişkinin hem bireysel refahı hem de sosyal düzeni olumsuz etkilediğini belirterek, bu konunun herkesin ortak sorumluluğu olduğunun altını çiziyor.
(Dilvin Altıkardeş)
Kaynak: Dilvin ALTIKARDEŞ
En Çok Okunan Haberler