Günümüzde, varis vakalarının hızla artış gösterdiği bir dönemin içerisindeyiz. Uzmanlar, bu sağlık sorununun yalnızca genetik yatkınlıkla değil, aynı zamanda bireylerin yaşam tarzlarıyla güçlü bir ilişki içerisinde olduğunu vurguluyor. Hareketsiz yaşam, uzun saatler boyunca ayakta durma veya oturma, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hormonal değişiklikler, varislerin oluşumunu tetikleyen en önemli faktörler arasında yer alıyor.
Haber Giriş Tarihi: 30.03.2026 15:50
Haber Güncellenme Tarihi: 30.03.2026 15:51
Kaynak:
Fatma Hatun ALTIKARDEŞ
Yapılan araştırmalar, varis sorununun özellikle kadınlarda daha yaygın görüldüğünü ancak erkekleri de ciddi şekilde etkilediğini ortaya koyuyor. Özellikle uzun süre masa başında çalışan bireyler ya da gün boyu ayakta kalmak zorunda olan meslek gruplarında riskin daha yüksek olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, dolaşım sisteminde meydana gelen bozuklukların özellikle bacak damarlardaki basıncı artırarak varis oluşumuna neden olduğunu ifade ediyor.
Geçtiğimiz yıl yapılan bir çalışma, hareketsiz bir yaşam tarzı süren bireylerde varis görülme oranının yüzde 30’a çıktığını gösteriyor. Çalışmada, özellikle günde altı saatten fazla oturarak veya ayakta kalarak çalışan bireylerin bu konuda daha fazla risk altında olduğu belirtilmiş. Ayrıca, sağlıksız beslenmenin damar sağlığını olumsuz etkilediği ve bu durumun varis oluşum riskini katladığı da tespit edilmiş.
Peki, bu sorunun önüne geçmek mümkün mü? Uzmanlar, varis oluşumunu önlemek ya da etkilerini azaltmak için yaşam tarzında birtakım düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtiyor. Öncelikle, günlük fiziksel aktivitelere zaman ayırmak oldukça önemli. Yürüyüş gibi düşük yoğunluklu egzersizler, bacaklardaki kan dolaşımını hızlandırmaya yardımcı oluyor. Bunun yanı sıra uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınılmalı, mümkünse ofis ortamlarında kısa aralar verilip hareket edilmeli.
Beslenme açısından ise lif, vitamin C ve antioksidan açısından zengin gıdaların tüketilmesi öneriliyor. Ayrıca fazla tuz ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak da önem taşıyor. Damar sağlığını destekleyen bu tür bir diyet, aynı zamanda genel sağlık açısından da faydalar sağlıyor. Bunun yanı sıra düzenli su tüketimi de dolaşımı olumlu yönde etkileyen temel alışkanlıklardan biri.
Tedavi sürecine gelince, gelişen tıbbi teknolojiler sayesinde artık varis tedavisinde çok daha etkili yöntemlere başvurulabiliyor. Lazer terapisi, köpük skleroterapi ya da cerrahi müdahaleler gibi seçenekler, hastalığın derecesine göre uygulanabiliyor. Ancak uzmanlar tedaviye gerek kalmadan önleme adımlarının çok daha maliyetsiz ve uzun vadede faydalı olduğunun altını çiziyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Varis vakaları artıyor yaşam tarzı en büyük etken
Günümüzde, varis vakalarının hızla artış gösterdiği bir dönemin içerisindeyiz. Uzmanlar, bu sağlık sorununun yalnızca genetik yatkınlıkla değil, aynı zamanda bireylerin yaşam tarzlarıyla güçlü bir ilişki içerisinde olduğunu vurguluyor. Hareketsiz yaşam, uzun saatler boyunca ayakta durma veya oturma, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve hormonal değişiklikler, varislerin oluşumunu tetikleyen en önemli faktörler arasında yer alıyor.
Yapılan araştırmalar, varis sorununun özellikle kadınlarda daha yaygın görüldüğünü ancak erkekleri de ciddi şekilde etkilediğini ortaya koyuyor. Özellikle uzun süre masa başında çalışan bireyler ya da gün boyu ayakta kalmak zorunda olan meslek gruplarında riskin daha yüksek olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, dolaşım sisteminde meydana gelen bozuklukların özellikle bacak damarlardaki basıncı artırarak varis oluşumuna neden olduğunu ifade ediyor.
Geçtiğimiz yıl yapılan bir çalışma, hareketsiz bir yaşam tarzı süren bireylerde varis görülme oranının yüzde 30’a çıktığını gösteriyor. Çalışmada, özellikle günde altı saatten fazla oturarak veya ayakta kalarak çalışan bireylerin bu konuda daha fazla risk altında olduğu belirtilmiş. Ayrıca, sağlıksız beslenmenin damar sağlığını olumsuz etkilediği ve bu durumun varis oluşum riskini katladığı da tespit edilmiş.
Peki, bu sorunun önüne geçmek mümkün mü? Uzmanlar, varis oluşumunu önlemek ya da etkilerini azaltmak için yaşam tarzında birtakım düzenlemeler yapılması gerektiğini belirtiyor. Öncelikle, günlük fiziksel aktivitelere zaman ayırmak oldukça önemli. Yürüyüş gibi düşük yoğunluklu egzersizler, bacaklardaki kan dolaşımını hızlandırmaya yardımcı oluyor. Bunun yanı sıra uzun süre aynı pozisyonda kalmaktan kaçınılmalı, mümkünse ofis ortamlarında kısa aralar verilip hareket edilmeli.
Beslenme açısından ise lif, vitamin C ve antioksidan açısından zengin gıdaların tüketilmesi öneriliyor. Ayrıca fazla tuz ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak da önem taşıyor. Damar sağlığını destekleyen bu tür bir diyet, aynı zamanda genel sağlık açısından da faydalar sağlıyor. Bunun yanı sıra düzenli su tüketimi de dolaşımı olumlu yönde etkileyen temel alışkanlıklardan biri.
Tedavi sürecine gelince, gelişen tıbbi teknolojiler sayesinde artık varis tedavisinde çok daha etkili yöntemlere başvurulabiliyor. Lazer terapisi, köpük skleroterapi ya da cerrahi müdahaleler gibi seçenekler, hastalığın derecesine göre uygulanabiliyor. Ancak uzmanlar tedaviye gerek kalmadan önleme adımlarının çok daha maliyetsiz ve uzun vadede faydalı olduğunun altını çiziyor.
(Fatma Hatun Altıkardeş)
Kaynak: Fatma Hatun ALTIKARDEŞ
En Çok Okunan Haberler