Uzman Öğretmen Ne İşe Yarar?

Çalıştığım bir okulda, bir seminere katılmıştık. Konuyu hatırlamıyorum, ama öğretmenliğin inceliklerinden gözümüzden kaçanlar anlatılıyordu. 
Ancak, --kanaatimce-- böyle bir konuyu anlatma yeterliliğine, cüretine en son sahip olan değil, hiç sahip olamayan bir öğretmen anlatıyordu. 
Yöneticilere tepkimi ilettim.
Yönetici, ‘Ne yapalım, ilçeden onu görevlendirdiler
Neden? diye sorduğumda, ‘O uzman’ cevabını almıştım.
İşte o gün ‘Uzman Öğretmen’ teriminin altında ezildim. Ve karar verdim:
Bir gün ben de Uzman Öğretmen olacağım” (gülücük)


Neden tepki göstermiştim?

Rehber öğretmenliğini iki yıl yaptığım sınıfımın kritik bir dersine giriyordu. Sınıf kontrolü hiç yoktu. Neredeyse, her derste birkaç öğrenci (5. ve 6. Sınıf) ye tutanak tutup okul idaresine götürüyordu. Dersleri bilgisayardan hazır bir programı çalıştırarak işliyor ve hiç kimse dinlemiyordu. Veliler isyan ediyorlardı. Sınıfın genel disiplini de olumsuz yönde etkileniyordu. Çocukları kriminalize ediyordu. Ortak sınavlarda çocuklar dökülüyorlardı. Ve yönetim çaresizdi. 
Eminim ki, buna benzer örnekleri anlatabilecek çok sayıda öğretmen, veli, öğrenci, müdür, müdür yardımcısı vardır.

İkinci ‘Uzman Öğretmen’ karşılaşmam bordro marifetiyle oldu. Bordroda --rakamı hatırlamıyorum-- benden birkaç yüz lira fazla aldığını fark ettiğim bir arkadaşımı zoomladığımda, onun, ‘Uzman Öğretmen’ olduğunu gördüm. Yeniden ezildim. Uzman Öğretmen olma azmim olabildiğince kabardı.

Sonra, neden Uzman Öğretmen olmadığımı hatırladım. Çünkü, --şimdiki para ile—‘birkaç yüz tl almak için, benim mesleğimi icra ediş biçimim ile uzaktan yakından ilgili olmayan bir şeylere çalışmayı züll addederim’ diyerek –kibir mi yapmıştım ne—sınava girmemiştim.

Sanırım, dönemin bakanlık yetkilileri, eğitimde kaliteyi ya da öğretmen kalitesini, ’Öğretmenin akademik bilgilerini tazelemek suretiyle’ yükseltebileceklerini düşünmüşlerdir. 

2006’da tek sefer yapılan sınavda bu bilgi eksiklerini tüm öğretmenlerin yüzde 20’sinde kemale ulaştırarak, eğitim, öğretimde büyük bir sıçrama kaydetmişler(mi)dir.
16 yılda bu uzman arkadaşlarımıza, gösterdikleri performanstan sonra artık ‘Başöğretmen’ ünvanını kazanmak için üst levele atlama şansı verilmiştir. Başarılar dilerim.

Acaba diyorum, 2006 yılından sonra Uzman Öğretmen’lerin eğitim- öğretimde oluşturdukları sıçramayı araştıran bir akademisyen ya da bir kuruluş olmuş mudur? Veya eğitim bilimcisi bir araştırmacının ilgisini çekmiş midir?

Ya da, MEB,  Uzman Öğretmenleri, ‘Nitelikli Okullar’a verip, ‘Nitelikli Öğrenciye Nitelikli Öğretmen’ gibi bir motto üzerinden pilot uygulama yapmayı düşünmüş müdür? Öyle ya, 60 bin Uzman Öğretmen’e ‘Başöğretmen olma’ yolunu açmasının bir mantığı olmalıdır. Dayandıkları birtakım veriler olmalıdır. Değilse, sadece bir defa yapılan ve sonradan hiç kimseye tanımadıkları bir şanstan kaynaklanan adaletsizliği büyütecek kadar hakkaniyetten uzak değillerdir diye düşünmek istiyorum.

Eğer, Eğitim- Öğretimdeki performansa, mesleki becerilerine bakmak yerine. ‘Akademik bilgi ve ezbere’ bakılacaksa, bu durumda 2006’daki sınava girmeyen ya da sınavdan sonra öğretmen olan bir çok öğretmenin daha fazla akademik bilgisi ve ezberi olabilir. Bu durumda hakkaniyetten uzak, adaletsiz bir uygulama olmuş olmaz mı?

Eğer devlet, öğretmen camiasının ekonomik standartlarına ilave bir katkı yapmayı murad etmişse ve bunu yapmışken, en azından öğretmenlerin –eksik olduklarını düşündüğü—eğitim bilimleri konularındaki eksiklerini tamamlamalarını murad etmişse ve bu amaçla 180-   240 saatlik/ derslik online seminerleri dinlemeyi ve sınavı zorunlu hale getirmişse, ben bunu düşünen bürokrat/ danışmanların ‘gerçekten buna inanıp inanmadıklarını sorgularım.

Daha bu seminerlerin ikinci günü, bu seminerlerin özeti paylaşılmaya başlandı. 30 yıllık öğretmenlik hayatımda Milli Eğitimin yaptığı en ciddiyetsiz işlerin başında bu seminerleri görüyorum. Hatta Derin Maarif Dergisinde ‘Seminer Cumhuriyeti’ ve bu köşede ‘Öğretmen Kopya Çekerse’ gibi yazılar yazmışımdır.

Yani, öğretmenler ve Uzman Öğretmenler, büyük ölçüde izlemedikleri, ama izler gibi yaptıkları bir seminerler serisindeki kimi bildikleri, kimi de özetlerinden çalışacakları konuları bildikleri için Uzman ya da Başöğretmen olacaklar ve de ilave para alacaklar. Ve sonunda da bunu yaptıkları için MEB,  mesleki performans ve becerilerinin etkilenip etkilenmediğini takip etmeyecek. 

Bana gelince, Seminerleri dinlemek için başvurdum. 7. Sezonu bitirdim. Bilfiil dinledim. 8. Sezona başlayacağım. Faydasını gördüm. Sınava girersem 70 puandan fazla alacağıma inanıyorum. 70 puan alırsam bana verilecek 1000 tl ye de ihtiyacım var. Ancak sınavı protesto ediyorum ve sınava girmeyeceğim.

10 yılını dolduran her öğretmen ‘Uzman’, 20 yılını dolduran her öğretmen ‘Başöğretmen’ olsun da demiyorum. Kıdeme ve teorik/ akademik ezbere dayalı bir sistem de adaletsizdir. 

Tıpkı özel okullardaki gibi, mesleki beceriye, performansa, hizmet kalitesine, öğrenci, veli, kurum memnuniyetine dayalı olmayan bir uzmanlık anlayışı olsa olsa ‘Kim 1000/2000 lira İster Yarışması’ olur.

Sınava girecek arkadaşlarım güle güle harcasınlar.
 

YORUM EKLE

banner19

banner24