SON DAKİKA
Hava Durumu

Anayasa Mahkemesi kapatılsın 

Yazının Giriş Tarihi: 28.10.2021 20:04
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.10.2021 20:04

1960 yılı mayıs ayı, başrolde elbette ABD’nin yer aldığı Cumhuriyet tarihimizin ilk askeri darbesini yaşadığımız o karanlık günler
Darbe o kadar acımasız ilerliyor ki başbakan ve bakanlar dahil idam edilmek suretiyle hayatını kaybediyordu


Bu darbenin bile yetersiz olduğunu düşünerek 1962 ve 1963 yılında iki darbe denemesi daha yaşıyorduk, 1960 darbesi hazırlık cuntasında yer alan ama darbe zamanında yurtdışı görevinde bulunarak hevesi kursağında kalan yeni darbe denemesinin lideri Talat Aydemir’di. Aydemir ikinci denemesinden sonra yakalanarak idam edilir


Fakat başarısız bu darbe girişiminde hepimizin ileride çok iyi tanıyacağı iki önemli isim vardı
İlk isim o dönem Harp Okulu Öğrencisi olan Enver’dir, Enver okul arkadaşlarıyla birlikte darbeye bir fiil katılır, başarısızlıkla sonuçlanınca yakalanır ve ordudan atılır. Daha sonraki yıllarda MİT adına çalışmaya, hatta CIA ajanlığına ve FETÖ üyeliğine kadar devam eden bir kariyere ulaşır.
 15 Temmuz darbe sürecinde FETÖ’cüleri yurtdışına kaçırmak, devlet sırlarını yabancılara vermek gibi suçlardan halen cezaevinde yatmakta olan Enver Altaylı’dan bahsediyoruz.


Aydemir’in darbe sürecine Er olarak katılan ikinci ünlüyü anılarından okuyalım “Bir ay evvelinden hazırlıklara başlandı. Bize hakiki mermi verdiler. Son gece hepimiz pür heyecandık. Radyo evini bir onlar, bir bizim taraf teslim alıyordu. Önce ihtilâl ilan ediliyor, ardından ‘asiler bastırıldı’ deniyordu. 28. Tümen hükümet tarafındaymış. Üzerimizde uçaklar uçmaya başladı. Bizim taraf teslim oldu. Ceza olarak silahlarımızın mekanizmalarını aldılar. Elimizde sadece boru gibi bir demir parçası kalmıştı.”


Yine bu ünlü hain Er’ in çok ileriki yıllarda Youtube kanalında yayınlayan bir videosunda şunları söylüyor
“İşte bu ehli dünya ahmaklar da bizi anlamadıklarından Türkiye’de iktidara talip olduğumuzu söylüyorlar. Deli mi bu adamlar... Böyle küçük şeylerle uğraşacağım... İktidar dediğin ne ki? Ben 20 yaşında onu devireceğimi, yerine başkasını koyacağımı planlamış bir insanım.”
Talat Aydemir darbe girişiminin ikinci ünlü Er’i Fetullah Gülendi onun kariyeri de Altaylı’ya benzeyecekti.
Önceleri salya sümük ağlayan bir vaiz, NATO iltisaklı bir derneğin başkanlığı, sonra CIA adına yüzlerce ülkede faaliyet, NATO/CIA adına defalarca darbe girişimi ve yüzyılın haini ünvanıyla son nefesi bekleyen bir kariyer
Hayatta tesadüf diye bir şey yok Enver Altaylı- Fetullah Gülen ve darbe
FETÖ’nün kediciği Ilıcak FETÖ’yü aklamak için bir kitap yazmıştı “her taşın altında cemaat aramak” diye ne yapalım her hainliğin altından onlar çıkıyor
Bu başarısız darbe girişimlerinin ardından 7 Mart 1962 yılında “Tedbirler kanunu” Resmî gazetede yayımlanarak yürürlüğe giriyordu.
Kanunda “ 27 Mayıs 1960 devrimini söz, yazı, haber, havadis, resim, karikatür ve diğer vasıtalarla haksız, yersiz veya gayrımeşru gösterenlerin veya üstü kapalı da olsa amacı belli olacak şekilde eleştirenlerin, ayrıca Yüksek Adalet Divanınca ve diğer yargı kurumlarınca verilmiş ve kesinleşmiş olan karar ve hükümleri söz, yazı, resim, havadis, karikatür ve üstü kapalı da olsa amacı belli olacak şekilde kötülemeye çalışanların, mahkûmları mahkûmiyetlerine esas teşkil eden fiillerini veya şahıslarını öven hatırat ve röportaj yayınlayanların, 27 Mayıs 1960 devrimini haksız ve yersiz gösterecek surette ifade edenlerin, feshedilmiş DP’yi öven ve müdafaa edenler, mensup oldukları partinin feshedilmiş DP’nin devamı olduğunu ileri sürüp propaganda yapanların bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezasıyla cezalandırılmaları” kararlaştırılmıştı.

Bu kısmı buradakeselim, işte bu 1960 darbesinden sonra darbeyi yapan zevat yeni bir anayasa yaparak Anayasa Mahkemesini kuruyorlar, faaliyete 1962 yılında geçiyor.
O gün bugündür bürokratik oligarşinin kalesi vazifesi görüyor mahkeme, darbeciler bu mahkemeyi öyle bir konumlandırıyor ki ülkenin kaderini belirleyen halktan, seçmenden, iktidardan bile daha üstün pozisyonda, dediği dedik çaldığı düdük
Sanki ülkenin sahibi ve iktidarı onlar, bizler kiracı ve sadece hükümeti seçmişiz

1960 darbecileri bu mahkemeyi öyle yüce görmüşler ki ne giyeceklerini, kafalarına ne takacaklarını, kafasına taktıklarının 11 cm’den ne fazla ne eksik yükseklikte olamayacağını, kafalarına taktıklarını nasıl katlayacaklarını, kafaya taktıklarıyla nerelere katılabileceğini, devlet protokolünde ne giyeceklerini filan paket program yazarak metin haline getirmiş, darbeci kafası bu kadar işte

İlk anayasa mahkemesi üyeleri eski CHP milletvekilleri, darbe anayasasını yapan heyetten insanlar, darbenin adalet bakanı v.s yani tamamen “tarafsız” bir ekipten oluşur, sonrasında da aynen böyle devam eder

İlk bölümü bitirirken “tedbirler kanunu” nu yazmıştık ya anayasa mahkemesi ne demiştir acaba bu darbeci metne

Bu” tarafsız ve Anayasayı koruyan” Anayasa Mahkemesi, bir darbe ürünü olan “Tedbirler Kanunu” nu anayasaya (ve elbette “hukuk”a) uygun bulmuş, Başbakan astıranların kanlı girişimini “Devrim” diye kutsamış bir mahkemedir.

Bu Anayasa Mahkemesinin ideolojik bir çizgisi var mıdır? Bence var
Misal, Refah Partisini kapatırken önce Siyasi Partiler Kanunu” nun 103/2 hükmünü "Anayasaya aykırılık"tan iptal etmiş, sonra partiyi kapatmıştı.

Fazilet Partisini kapatırken, kapatılma haberini karardan çok önce köşe yazarı Fikret Bila dan almıştık “Anayasa mahkemesi kaynaklarına dayanarak” halbuki o dönem siyasi partilerin kapatılmasını zorlaştıran bir yasa çıkmıştı ama Fikret Bila, "açıkça" bu hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından dikkate alınmayacağını söylüyordu ve tarafsız, kırmızı şıkta duran başkanımız Ahmet Necdet Sezer, Fikret Bila’yı yalancı çıkarmamak için partiyi kapatma kararı almıştı
Parti kapatmada AYM öyle ilginç teknikler uyduruyordu ki şaşırmamak imkansız, yine mesela AK partiyi kapatma davasında ilginçlikler vardı 30 Temmuz 2008 tarihinde karar açıklanıyordu ama
13 Haziran 2008 tarihinde Kara Kuvvetleri Komutanlığının bahçesinde aracından inen Anayasa Mahkemesi başkan vekili Osman Paksüt, ışıkları karatılmış karargahta saatlerce komutanla toplantı yapıyordu “tarafsız tarafsız” 
Komutan kim miydi? Elbette İlker Başbuğ (ayrıntı için rahmetli Ahmet Kekeç’in “Cumhuriyet Apartmanı” kitabını tavsiye ederim)

367 garabetine imza atarak halk cumhurbaşkanı seçemez ancak 367’yi bulan salonlar seçebilir kararını veren de anayasa mahkemesidir

Sadece şekil denetimi yapma yetkisi bulunan anayasa mahkemesi, Başörtüsüne özgürlük tanıyan üç maddelik anayasa değişikliğini “esastan” görüşerek iptal etti... Yani, Meclis’in iradesine ipotek koydu, bir anlamdaMeclis’e “darbe” yapıyordu

Anayasayı askıya alan askeri darbede 1980 darbesinde, darbecileri ziyaret ederek hayırlı olsun, teşekkür ederiz diyen Anayasa mahkemesi varlığı ortadan kalktığı halde göreve devam etmişti, ama çooktarafsızdı, çoook bağımsızdı yerseniz

Bir yakını fetöden hüküm giyen “ışıklar yanıyor” diye tweet atan bir anayasa mahkemesi üyesi vardı Engin Yıldırım, misal bu arkadaş bu tweeti Enis Berberoğlu kararı açıklanacağı gün atarak “tarafsızca” iktidara had bildiriyordu

Uğur Dündar kararı, Selahattin Demirtaş kararı, Osman Kavala kararı…
Bu mahkemenin durduğu yer ne hukuka ne bağımsızlığa nede vicdana uygun değil

Son sözü Sayın Devlet Bahçeli’ye bırakalım ki bu yazının konusunu var olsun o belirledi
“Anayasa Mahkemesi öyle bir hale gelmiştir ki, nerede bir hain, nerede Türkiye'nin kuyusunu kazmak için faal halde bulunan bir çapulcu varsa, onlarla yan yanadır. Terörist Demirtaş'ın yanında duran bu mahkemedir. Sorosçu fitnenin yanında konuşlanan bu mahkemedir. Dağda sözde hak aradıklarını söyleyen caniler maalesef Anayasa Mahkemesi'nin açılan kapısından rahatlıkla içeri girmişlerdi. Sorarım sizlere AYM kapanmasın da hak ve hukukun itibarı mı yok olsun. AYM kapanmasın da terörle mücadeleye sünger mi çekilsin”

Selam ve Saygıyla
 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.