SON DAKİKA
Hava Durumu

CHP VE NAZIM HİKMET RAN’IN YILLARI

Yazının Giriş Tarihi: 07.06.2024 16:44
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.06.2024 16:44

Geçtiğimiz hafta CHP’li Bursa Büyükşehir belediye başkanı Mustafa Bozbey tarafından Tayyare Kültür merkezinde bir basın açıklaması yapıldı, açıklamada; 2024 yılının Bursa’da Nazım Hikmet Yılı olarak kutlanması kararı alındığı açıklandı.

Karara kısaca değinmek lazım; takvim solcuları için böylesi tarihler önemlidir 3 Haziran 1963 Nazım’ın vefat ettiği tarihtir. Bursaspor kongresinde Faruk Çelik’in oğlunu desteklemesi, akraba kadrolaşması bahsinde de “sol” cenahtan tepki alması Bozbey’i “solculuğunu” ispata hem de gündemi değiştirmeye sürüklemiştir diye düşünebiliriz.

Aynı” Tarih Solculuğu” yanlışına düşen Nilüfer Belediye başkanı Şadi Özdemir’de yine 3 Haziran günü Nilüfer Belediyesinin düzenlediği anma etkinliğinde Nazım’dan “yoldaşımız” diye söz etmiş “Karıma Mektup” şiirini okumuştur.

Konuşmanın devamında Şadi Özdemir “Nâzım Hikmet'i umudun, aşkın, emekçinin mücadelesinin ve güzel, eşit ve adil bir dünyanın şairi olarak tanımlamıştır”.

Emekçiden, eşit ve adil dünyadan bahseden Şadi Özdemir geçen aylarda işçilerin maaşını ödememişti ama bu kimin umurunda.

Gözlerini ve akıllarını rant almış bu belediye başkanlarının ikisinin de ne Nazım’dan ne de “Karıma mektup” şiirinin hikâyesinden zerrece haberleri yoktur, olsaydı böyle komik duruma düşmezlerdi.

Nazım Hikmet Ran, bu toprakların en yetenekli şairlerinden biridir ve ideolojik anlamda Komünisttir.

Şiirleri çeşitli şarkılara, türkülere, marşlara dize olmuş bir şairdir ve yazardır.

Özel yaşamı, şiirleri kadar iyi değildir ve bu yazının konusu değildir.

İdeolojik olarak Marksist ve komünist olan Nazım Hikmet’in en büyük talihsizliği yanlış çağda yaşamasıdır, çünkü Nazım’ın şiir ve yazılarıyla Komünizmin propagandası yaptığı yıllarda CHP iktidardadır ve ülkede yaşayan herkes altı ok düşüncesini savunmak zorundadır, başka bir düşünceyi savunup, bu düşüncenin propagandasını yapmak zinhar yasaktır.

Yani bu dönem öyle bir dönemdir ki; CHP’den başka parti kurmak yasaktır, seçim yapmak yasaktır, halka danışmak yasaktır.

Yasaktır hemşerim, her şey yasaktır.

Nazım 1930 yılında “Salkım Söğüt” adlı bir şiiri plağa okur, Amerikan Columbia firması bu ses kaydını piyasaya sürer ve plak 20 gün içinde tükenir. Plak, İstanbul’da evlerde, lokantalarda, kitapçılarda yani her yerde çok ilgi görür çünkü insanlar baskıdan bunalmış soluk alacak bir çıkış yolu aramaktadır.

Salkım Söğüt İstanbul polisinin de ilgisini çeker ve artık Nazım Hikmet hedeftedir çünkü”altı ok” harici bir iş yapmıştır.

Yıl 1933 aylardan Mart, savcılık Nazım Hikmet’in “Gece Gelen Telgraf” kitabı için toplatma kararı çıkarmıştır.

Ve tam iki hafta sonra Nazım Hikmet, komünizm propagandası yapmak ve gizli örgüt kurmak suçlarından tutuklanır ve yargılanmak üzere Bursa hapishanesine gönderilir (Nazım Hikmet, Mustafa Bozbey ve Şadi Özdemir gibi CHP’li iki başkanın kendisinin üzerinden prim yapmak için şov yapacaklarını bilse kim bilir ne yazardı? Nazım hiçbir şeyden çekmedi CHP zulmünden çektiği kadar).

1933’ten devam edelim; tutuklu kaldığı Bursa cezaevinden karısı Piraye ile mektuplarla haberleşirler ve Nazım hemen her mektupta karısına şiir yazar, yılın sonuna doğru yazdığı bir mektupta, “Karıcığım aşk mektuplarımıza elveda” der Nazım.

Çünkü CHP iktidardadır, altı ok dışında düşünmek yasaktır ve savcı Nazım Hikmet için İDAM istemektedir.

Ve Piraye bu mektuba şöyle bir cevap yazar “Seni asarlarsa yaşayamam”.

Nazım, Piraye’nin bu mektubuna Karıma Mektup şiiriyle cevap verir (Nilüfer Belediye başkanının bilmeden okuduğu şiirin hikayesi; aslında CHP diktatörlüğüne yazılmış bir cevaptır).

İdam isteminden ve 1.5 yıllık hapis hayatından sonra Cumhuriyetin 10. Yılı şerefine af ilan edilir ve Nazım tekrar özgürlüğüne kavuşur. (10. Yıl o kadar önemlidir ki yıl olmuş 2024 hala “çıktık açık alınla 10 yılda her savaştan, on yılda 15 milyon genç yarattık her yaştan diye devam eden 10.Yıl marşı hemen her etkinlikte okunmaktadır, bu on yıl, altı ok dışındaki her düşünceyle savaşılmış, altı ok dışında düşüncesi olanlar idamla yargılanmış ve ancak 10. Yıl affıyla hayatta kalma şansına sahip olmuşlardır yani “yarattık” dediği gençler idam cezası affedilen hayatı bahşedilen gençler midir?).

10.Yıl, Cumhuriyetin mi yoksa.

Altı Ok düşüncesinin mi 10.yılıdır?

Neyse devam edelim, Nazım Hikmet 1933-1938 arası yazıları ve şiirleri altı ok çizgisinin dışında olduğu için defalarca göz altına alınır kısa süreli tutuklanmaya devam eder fakat 17 Ocak 1938 tarihinde Anayasal düzeni değiştirmek ve komplo kurmak suçlamasıyla yine tutuklanır ve Ankara’ya gönderilir ve 15 yıl ağır hapis cezasıyla cezalandırılır daha sonra başka bir dosya davaya eklenerek ceza 28 yıla çıkarılır.

1938 Ağustos ayında Ankara’dan İstanbul’a Erkin gemisinin ambarına kapatılır, imha edileceğini anlayarak ve “Sen” diye hitap ederek Mustafa Kemal’e mektup yazar mektubun son paragrafı şöyledir “başvurabileceğim en inkılapçı baş sensin. Kemalizmden ve senden adalet istiyorum, Türk inkılabına ve sana yemin içerim ki suçsuzum”.

Mustafa Kemal ölüm döşeğindedir ve mektuptan haberi olmaz ama mektup kayda alınır daha sonra Çankırı cezaevi günleri başlar.

“Memleketimden İnsan Manzaraları” kitabı Çankırı cezaevinde yazılır.

Dayısı Ali Fuat Cebesoy (akraba kayırması yaparak) dokuz buçuk ay sonunda Nazım’ı tekrar Bursa cezaevine aldırır.

Mustafa Bozbey, Nazım Yılını ilan eden basın toplantısına şu şiirle başlamıştı eminim hikayesini bilmiyordu.

"En güzel deniz, henüz gidilmemiş olandır.

En güzel çocuk, henüz büyümedi.

En güzel günlerimiz, henüz yaşamadıklarımız.

Ve sana söylemek istediğim en güzel söz, henüz söylememiş olduğum sözdür."

Nazım bu şiiri ikinci kez gönderildiği Bursa Cezaevinde yazmıştı, CHP zulmünden dolayı düşünceleri farklı olduğu için cezaevine atılan Nazım’ın dışarda kalan eşi ve oğlu kömürsüz ve yağsız kalmıştı, paraları yoktu bu şiiri şu paragrafla biten mektubunun sonuna eklemişti “Kömürsüz kalışın içime dokundu, ağlamaklı oldum…seni nasıl memnun edemedim sana bu mektubu yazmakta devam edersem çocuk gibi ağlayacağım”.

1938’de girdiği 28 yıl ceza aldığı cezaevinden 12 yıl hapis yatarak 1950 yılında Adnan Menderes affıyla çıktı.

CHP ve özellikle İnönü iktidarının tamamında Nazım Hikmet yıllarını cezaevinde geçirdi, özgürlüğe ve Rusya’ya kaçışını ise Adnan Menderes yani Demokrat parti iktidarı sağladı.

Nazım Hikmet’in kitapları 29 yıl boyunca Türkiye’de basılmadı, basıldığında CHP valileri, savcıları tarafından toplatıldı.

Çok ilginçtir, 1963 yılında CHP zulmüyle cezaevlerinde yorgun düşen, sağlığı bozulan Nazım Hikmet, son nefesini Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olamadan vermişti tekrar iade-i itibar ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını 2009 yılında başbakanlığını Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı AK Parti hükümetinin bakanlar kurulu vermişti.

CHP’nin tek başına iktidar olduğu 1923-1950 yılları arasını gözaltında, cezaevlerinde, baskıyla, işsizle geçiren, vatandaşlığını AK partinin iade ettiği büyük bir şairin şimdi CHP’li Bursa Büyükşehir belediye başkanı Mustafa Bozbey tarafından 2024 Nazım Yılı olarak anılması gerçekten üzücü ve trajikomik bir hadisedir, reklam kokmaktadır, solculuk ispatı, gündem değiştirme çabası kokmaktadır.

Sayın Mustafa Bozbey, eş, dost, akrabayı liyakatsız şekilde belediyeden maaş alır hale getirince, Biyoloji alanında iyi olacak bir insanı kültür sanatın başına getirince maalesef böyle saçma sapan işleri yaşamaya devam edecek.

Bozbey’in liyakatli kültür sanat ekibi, CHP’nin Nazım'ın hayatını nasıl kararttığını, onu nasıl cezaevinde, sürgünde, işsiz, parasız bıraktığını bu etkinliklerle bize anlatırlarsa bu yazıdan dolayı özür yazısı yazmaya söz veriyorum .

Nazım Hikmet'i anacak son kurum CHP’dir.

Mustafa Bozbey için tavsiyem 2025 yılını bildiği, anladığı, çalıştığı bir konuyla taçlandırmasıdır, bu nedenle 2025 yılı Bozbey tarafından NilVak yılı ilan edilmelidir. Söyleşiler, konserler NilVak temasını anlatmalıdır, kaç öğrenci burs aldı, belediye nereleri NilVak’a pasladı, NilVak ne ihaleler aldı, Oto açık pazarı nasıl şiirler yazdırdı, şehrin müteahhitleri bu şiirleri karşılık ne çekler yazdı bunları ve Bozbey’in hala açıklayamadığı mal varlığını 2025 yılında yani NilVak yılında görmek tüm Bursalıların hakkı değil mi?

Nazım Hikmet’in dizeleriyle bitirelim onu en iyi biz anlarız.

SEKİZ YÜZ ELLİ YEDİ

"İslam'ın beklediği en şerefli gündür bu Rum Konstantiniyye'si oldu Türk İstanbul'u

Cihana karşı koyan bir ordunun sahibi Türk'ün genç padişahı, bir gök yarılır gibi

Girdi Eğrikapı'dan kır atının üstünde Fethetti İstanbul'u sekiz hafta üç günde

O ne mutlu, mübarek bir kuluymuş Allah’ın! Belde-i Tayyibe’yi fetheden padişahın,

Hak yerine getirdi en büyük niyazını Kıldı Ayasofya’da ikindi namazını!

İşte o günden beri Türkün malı İstanbul, Başkasının olursa, yıkılmalı İstanbul!

Selam ve saygıyla


Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.