SON DAKİKA
Hava Durumu

ÖNCE DERTLEŞELİM, NEDEN “YENİLDİK”?

Yazının Giriş Tarihi: 02.04.2024 19:33
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.04.2024 19:33

Yine bir seçim yaşadık ve bu kez yenildik, niye yenildik? 

Sebepleri üzerine günlerce yazıp tartışabiliriz.

Bir sürü doğru siyasi argüman üzerinde çok verimli tartışmalarda yapabiliriz ve muhakkak yapmalıyız.

Neden insanlar sandığa gitmedi? Biz neden bu insanlara ulaşamadık? Neden bu insanlarla bir lokmayı bir sözü bir derdi paylaşamadık? Rakamlar ne diyor? Ne yapmalıyız? V.s.

Sandığa gitmeyen ama Reis’e dua eden bu insanları suçlamak kimsenin haddine değil, “biz bu insanlara neden ulaşamadık? Bu insanları neden küstürdük? Nasıl barışırız? Sorularına cevap arıyorum.

“Yenildik” kısmına sadece rakamlarla bakmanın eksik olduğunu düşünüyorum, “başka bir yenilgiyi” sizlerle tartışmak istiyorum.

Siyaset yapış tarzımız bu yenilginin omurgasını oluşturuyor.

Ben bugün bunu yazmak ve sizlerle dertleşmek istiyorum  .

Yıl 1996 veya 1997 olabilir, bu seçim gibi bir Ramazan ayı.

Ali İbiş anlatıyor;

“Tayyip Bey’le, iftar için yoksul bir aileye misafir olmuştuk. Her zamanki gibi sürpriz bir ziyaretti. Ev sahibini sıkıntıya sokmamak için önceden haber verilmiyordu. Hane halkı, bizi görünce hem çok şaşırmış hem de sevinmişlerdi; hemen sofraya buyur ettiler. Ev, toprak zeminli bir barakaydı. İçeride ağır bir koku vardı. Ayrıca yer sofrası olarak kullandıkları tablanın üzerinde de ekmek ve çorbadan başka bir şey yoktu. Tayyip Bey, çorbayla karnını doyurdu; fakat ben, yiyip içmek şöyle dursun sofradaki hiçbir şeye elimi sürmemiştim.
Tayyip Bey, sofradan uzak durduğumu fark etmiş olmasına karşılık hiçbir şey söylemedi. Beraberimizde götürdüğümüz gıda ve diğer ihtiyaç malzemelerini takdim ettikten sonra oradan ayrıldık.
Nasıl olsa bir fırsat bulup, dışarıda bir yerde karnımı doyururum diye düşünmüştüm; ama aradığım fırsatı bir türlü bulamadım. Çünkü Tayyip Bey, beni imsak vaktine kadar yanından ayırmamıştı. Sonradan anladım ki, o sofralardaki yoksulluğu bir kereliğine bile paylaşmaya yanaşmayan çalışma arkadaşlarına, ‘açlığı’ yaşatarak; gördükleri çaresizliğe duyarsız kalmamalarını ve o insanlarla empati kurmalarını sağlamaya çalışıyordu.”


Mehmet Nuri YAZICI anlatıyor:
“ Bir Ramazan’da Başkanla birlikte iftar için Kağıthane’de bir eve gittik. Ev dediysem, tamamı üç beş metrekarelik derme çatma bir kulübe. Top atılmak üzereyken, biz içeri girdik.
Girdiğimiz yer, toprak zeminli, avuç içi kadar bir oda. Duvarda, üstünde birkaç melamin tabak bulunan tahta bir raf, onun altında bir musluk, musluğun altında da bir leğen var; burası, evin mutfağı oluyor. Yere bir kilim sermişler, herkes onun üstünde oturuyor. Ortalarında, bir alüminyum tepsi duruyor; suda haşladıkları bir çeşit otu tepsinin içine yaymışlar, kenarlarına da sanırım otun suyuyla yumuşaması için kuru ekmek parçaları dizmişler; top patlasın da iftarımızı açalım diye bekliyorlar.
Dört kişilik bir aile; 40 yaşlarında bir ana, 45 yaşlarında felçli bir baba ve biri 12, diğeri 5 yaşında, iki çocuk. Ailenin tamamı oruçlu.
Tayyip Bey, ayakkabılarını çıkarıp doğruca sofraya yöneldi. Ev sahibi adam, Tayyip Bey’i birden karşısında görünce ağlamaya başlamasın mı? Hıçkıra hıçkıra ağlıyor.
Tayyip Bey, adamı sakinleştirmeye çalışıyor; ‘Tanrı misafiriyiz, size iftara geldik; biraz yer aç da oturalım’ diyor, hafifçe omuzuna dokunarak. Ne var ki adam bir türlü durulmuyor; sayıklar gibi, ‘Tayyip Bey, Tayyip Bey’ diye diye ağlıyor.
Bu arada Tayyip Bey sofrada kendine bir yer açıp oturmuştu. Benim ayakta öylece dikilip kaldığımı görünce, ‘Gelsene’ dedi, ‘Niye ayaktasın sen hâlâ?’
‘Reis, yer yok, nereye geleyim? Dedim ve can havliyle dışarı zor attım kendimi.
Gördüğüm yoksulluk karşısında şok olmuştum. Öyle sarsılmıştım ki, her an olduğum yere yıkılıp, kalabilirdim. Korumadan su isteyip orucumu açtım.
Bulunduğumuz yerin yakınlarında salaş bir lokanta bulup, bir çorba içtim. Başka zaman, başıma silah dayasalar ne o lokantaya giderim, ne de o çorbayı içerim. Fakat, o yoksulluğu gördükten sonra, orada içtiğim çorba, hayatımda içtiğim en lezzetli çorba gibi gelmişti bana.
Eve geri döndüğümde, Başkan hâlâ sofradaydı. Elindeki kuru ekmek parçasıyla tepsinin kenarında kalan otları da sıyırıp yedikten sonra ‘Elinize sağlık’ deyip sofradan kalktı. Arabanın bagajındaki gıda paketlerini, ve diğer yardımlarımızı evin hanımına teslim edip, ayrıldık.
Yolda, Tayyip Bey ‘Hayırdır, ne ‘oldu, fenalaştın galiba?’ diye sorunca, ‘ya Reis’ dedim, ‘ Ben yoksulluk gördüm ama; yemin ediyorum, böylesini görmedim.’
Sonra da bir teklifte kendisine yaptım: ‘ Bu geleneği değiştirelim’ dedim; evlere gitmek yerine, yardımlarımızı gönderelim sorumluluğumuzu bu şekilde yerine getirelim.’

‘Olmaz!’ dedi Reis; ve sebebini de izah etti: ‘Benim arkadaki küçük çalışma odamı biliyorsun’ dedi, ‘Orada bazı evrakları imzalıyorum; ne kadar büyük paraların altına imza attığımı bir düşünsene! Paraların yüzü sıcak; eğer o insanların yoksulluğunu görmezsek, nefsimizi nasıl ıslah ederiz, nasıl korunuruz haram lokmanın baştan çıkarıcı cazibesinden? O paranın sıcaklığı, boş bulunduğumuz bir ânı kollayıp bizi de ısıtmaz mı?

Bunları duyunca, Tayyip Bey’e hak verdim; ‘Tamam Başkan’ım dedim, ben işin bu tarafını düşünmemiştim, siz haklısınız..

(Bu iki güzel alıntı “Bir liderin Doğuşu Recep Tayyip Erdoğan” adlı kitabın, “Fukara İftarları” adlı bölümünden alınmıştır Syf 173-175)

Şimdi gelelim Bursa’ya…

Halk, ekonomik bir krizle, keyfi artan mal fiyatlarıyla, neredeyse bir maaşı yutan kiralarla nefes almaya ama aynı zamanda Reis’e dua etmeye devam ettiği bir dönemde;

İl başkanı, il yöneticileri, başkan adayları, başkanlar kaç kapıyı çalarak “iftara geldik” dedi?

Kaçı iftar sonrası bir gıda poşetini bu insanlara uzatarak dua istedi?

Kaçı bu gerçekliğe şahit oldu?

Cevap sıfır değil mi?

Kendimizi avutmak için alışveriş kartları dağıttık peki dağıttığımız kartların sahiplerine bir selamı neden çok gördük, onların yoksulluğunu bir akşam bile olsa neden paylaşmadık?

Osmangazi belediye başkanımız mesela; Kim aday yaptı sayın Dündar’ı? Hangi veriyle? Hangi teamül sonucuyla? son haftalara girilirken 25 milyon tl harcayıp pop konserler yapmak nasıl bir mantıktır? İnsanlar bir tas çorba bir parça ekmekle iftar yaparken, ödeyeceği kirayı düşünürken bu konserler hangi mantıkla yapıldı? 

Bu nasıl bir görgüsüzlük bunu ancak CHP mantığı yapar, biz yoksulların ve mazlumların partisiyiz biz bu ekonomik krizde konser yapamayız, Gazze’de soykırım yapılırken senin kıt aklınla sana oy vereceğini sandığın on binlerce insana konser yapmak AK parti siyaseti olamaz ve olmadı.

5 yıldır halka 1 TL’ye ekmek satan (buğdayını belediye tarlasına ekip biçerek), bakkal bakkal dolaşıp veresiye defterlerini sildiren Önder Tanır’ı yeniden aday yapmamak kimin kararıdır? nedir? Kişisel çıkarlar uğruna bu insanı YRP’nin önüne atmak nasıl bir basiretsizliktir.

Bu nasıl il başkanlığıdır? Bu nasıl aday belirleme yöntemidir?  Ne zamandan beridir kişisel çıkarlar uğruna tertemiz bir belediye başkanı “aday yapılırsa istifa ederim resti çekmek “nedir? Siz kimsiniz?

Ortada koskoca bir dava var, ortada bu dava için canını dişine takıp gece gündüz çalışan bir lider var, bu dava için seçim sürecinde gece gündüz koşturan ismi duyulmayan inançlı, binlerce kadın, binlerce genç, binlerce yaşlı insan varken sahi siz kimsiniz?

 Lider, yoksul sofralarında iftar yapmayı yaşam tarzı yapmışken, sonradan görme beyaz Türkler gibi gece döneri dağıtmak nedir?

Gece döneri nedir? Bu şehrin insanları yoksulluk, ekonomik kriz çekerken gece döneri gibi CHP tarzı siyaset hangi aklın ürünüdür? Bunlar AK partinin siyaset yapış tarzına tamamen aykırı şeylerdir

Şimdi silkelenip öze dönme zamanıdır, şimdi “AKP “li lerin işgal ettikleri makamları hızlıca terke edip, sokakta hiçbir çıkar gözetmeden, bu dava uğruna koşturan, gerçek dava insanlarının, AK partiyi hak ettiği yere milletin gönlüne kazandırma zamanıdır.

Yapacağımız şey çok basit, AK parti tarzı siyaset yapış tarzına geri döneceğiz, buna uygun kadrolar, buna uygun adaylar belirleyeceğiz.

Dertleşmeye devam edeceğiz…

Selam ve saygıyla

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.