SON DAKİKA
Hava Durumu

Bilgisayar krizi!

Yazının Giriş Tarihi: 31.08.2015 14:04
Yazının Güncellenme Tarihi: 31.08.2015 14:04
 

 

Sabah sabah moralim bozuldu.

Asabiyet had safhada.

Hanımın acil olarak yapıp getirdiği kahve bile sinirlerimi yatıştıramadı.

Yok haberlerde Gürsel Tekin’in zırvalarını okuduğum için değil.

Kabineye giren ilk başörtülü hanımefendiye yapılan rezilce saldırılara da değil. Milletvekili’nin başörtülüsüne saldıran özgürlük düşmanı, sığ beyinler başörtülü bir bakana hiç tahammül edemiyorlar elbet. Oysa kendileri gidip taşlara heykellere yüz surer, medet umarlar o da ayrı mesele.

Paralelci varaka esnafının yazdığı sıfır kalite mesnetsiz yazılara da değil.

Neye mi bozuldu moralim?

Bilgisayarıma!

Sabah ezanıyla kalktım. İş görev sıralamasında üçüncü olarak yer alan bilgisayarı açmaya gelmişti. Her zamanki gibi düğmeye dokundum. Ekran görüntüsü geldi ve hemen ardından bilgisayar kapanıverdi. Bir kaç defa daha denedim ama hep aynı durum. Bilgisayar başlar başlamaz kendini kapatıyor.

İhtimalleri düşündüm. Bir hardware arızası olduğu kesin gibiydi. Kapağını açtım ki ne göreyim?

Durum çok vahim. İşlemci’nin soğutma fanı yerinden çıkmış. İşlemci soğutulamadığı için de bilgisayar kendini korumaya alıp, kapatıyor. Böyle anlatıyorum ama iş o kadar basit değil. Fan kilit tırnağı kırıldığı için yerinden çıkmış. Yani tekrar takmak mümkün değil. Servise götürmek şart.

Hafta sonu açık servis de yok tabii. Komşumu aradım;

“Haluk ağabey” dedim. “Benim bilgisayar bozuldu. Senin çevren geniş. Tanıdık bir servis bulsak da şunu yaptırsak. Biliyorsun bu benim elim ayağım. Yazıyı bunda yapıyorum. On-line çeviriler buna geliyor. Ekmek parası.”

Uyandırmışım adamcağızı. Sağ olsun laf etmedi; “Koy çayı da geleyim bir bakalım” dedi.

Yüreğime biraz su serpildi.

Haluk ağabey geldi, “Bakalım neresinde ne var?” diye sordu. Adamcağız emekli şoför. Bilgisayar falan kullanan biri değil. İnternette işi oldu mu ya çocuklarına sorar ya bana gelir. Olabildiğince basit anlatmaya çalıştım.

“Tamam bir bakalım.” Diyerek elini kasaya daldırdı. CPU’yu, fanını ve kırılan yeri bir sure inceledi. Şöyle on onbeş saniye düşündükten sonra, “Şimdi geliyorum”diyerek gitti.

Ben, “Eh merakını giderdi eve arabanın anahtarlarını almaya gitti her halde.” Düşünüyorum ki o sırada elinde super yapıştırıcı ve bir sprey ile geldi. Yıldız tornavidayla CPU’nun etrafındaki sert plastik çerçeveyi itina ile söktü. Kırılan parçayı aldı, temizledi ve yapıştırıcıyı sürdü. Üzerine de “soğutucu” dediği spreyi sıktı. Bir beş dakika bekledikten sonra plastic parçayı yerine vidaladı. Soğutucu fanı eline aldı, termal macunu konrol edip kerarlara bulaşanları ortaya çekerek yaydı ve fanı yerine oturttu. Klipsini çekmeden once, “Bu büyük ihtimal tutmaz ama deneyelim. Olmazsa ben sana başka bir care bulacağım. Evladiyelik” dedi…

Şok yaşıyorum. Nutkum tutulmuş, ağzımı bıçak açmıyor…

Klipsi sıkıştırınca tutmadı ve parça ek yerinden tekrar kırılıverdi. Haluk ağabey o sırada cebinden minik metal bir parça çıkarttı ve onu kırılan parçanın yerine yapıştırarak yeni bir kanca imal etti. Fan sıkı sıkı yerine oturdu bu defa…

Eline aldığı bir fırçayla tozları temizlerken söylenmeye başladı, “Bu toz içinde. İyi soğutmaz. Temizlenmesi lazım. Hiç temizlememişsin bunu…”

Ben bir şok daha yaşadım tabii.

Neyse bağlantıları yaptık ve bilgisayarın güç düğmesine bastık.

Hemen açıldı. CPU ve anakart ısısını control ettim. Normal değerlerin olabilecek en iyi seviyesinde.

Meğer bizim Haluk ağabey oğlunun bilgisayarını da temizlermiş; “Programlardan, bilgisayar kullanmaktan, elektroniğinden anlamam ama mekanik olunca iş kolay”diyerek oturdu ve çayını içmeye başladı.

Ben hala şok etkisindeyim…

Ellerin dert görmesin Haluk ağabey. Bizim insanımız böyle işte…

 
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.