SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Bursa yollarına natır mı gerek?

Yazının Giriş Tarihi: 12.12.2015 06:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 12.12.2015 06:00
 
Gazetemizin dünkü nüshasında yer alan, “Bursa trafiği SOS veriyor, Altepe hamam açıyor.” Manşeti güzelim Bursa’mın çok önemli bir meselesine parmak basan yapıcı bir eleştiri. Yıllarca uzak kaldığım memleketimde trafiğin yine büyük bir mesele haline gelmesi gerçekten üzücüdür. Böylesi Türkiye’nin büyük şehirlerinden birine yakışmıyor.
Trafik bir şehir halkının ulaşımının yanı sıra oraya çıkaracağı diğer önemli meselelerden dolayı da çok önemlidir. Bu haberi okuyunca muhabirlik yıllarımda Bursa’da yaşanan o kaotik hava kirliliği dönemini hatırladım birden. O zamanlar hava kirliliği haberlerinin çoğunu yapmıştım.
Hava kirliliğinin çok önemli faktörlerinden birinin de trafik olduğunu ortaya koymuştum. Gelişen teknolojiyle birlikte emisyon gazlarının etkilerinin o zamanki kadar olmadığını söyleyenler ortaya çıkabilir belki. Yanlış! Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin fosil yakıtlarda bu problem devam ediyor.
Dönemin valisi Zekai Gümüşdiş’in, “Yeter artık yazmayın evladım.” Dediğini dün gibi hatırlıyorum. Bir zamanlar problemleri çözmektense halının altına süpürmek tercih edilirdi. Öyle yapmayı çözüm zannedenler hala mevcut. Ancak, altına süpüre süpüre bir zaman sonra o halı o problemleri örtemez hale geliyor. İşte o zaman da iş işten geçmiş oluyor.
Problemi çözmenin ilk şartı varlığını kabul etmek sonra da onu anlamaktır. Çözüme ancak böyle ulaşılır.
Gazetemde yer alan haberde hamamlar konusu gündeme getirilmiş, Sayın Başkan’ın trafiğe çözüm bulmak yerine önem sırasında çok daha gerilerde yer alan işlerle iştigal ettiği vurgulanmış.
Belli ki Sayın Başkan için Osmanlı’nın başşehirlerinden biri olan Bursa’daki eserler önemli. Bu açıdan kendisini kutlarım. Kutlarım ama sayın başkan unutmamalı ki bir şehir için kültürel varlıklar kadar temizlik de önemlidir ve bu temizlik havayı da ihtiva eder. Trafik sıkıştıkça, dur kalk sırasında motora ani yük bindiğinden atılan azot oksitler (NO, NO2,NO3) ve kükürt oksitler (SO, SO2) bu anlık yüklerle daha da artar.
Tarihe meraklı başkanımıza naçizane bir tavsiyede bulunacağım. Merhum tarih hocası Ahmed Refik Altınay’ın “İstanbul Hayatı” adlı kitaplar dizisini okusun. Bakın bu kitaplardan kısa bir iktibas yapayım;
“Kaldırımların her zirâ'-ı mi'mârîsi (75.8 cm.), kaldırımcılara 6-8'er akçaya, mahlût kaldırımların her zirâ'ı ise 4'er akçaya yapdırılırdı (XVI. yy.). Kaldırımlar üç sene zarfında harâb olursa, kaldırımcılar bozulan bu yerleri bilâ-ücret tâmir etmeği taahhüd ederlerdi. Kaldırımcılar kethudâsının rolü, XVIII. yy.'ın ikinci yarısında ikinci plana düşmüş ve kendilerine nezâret eden bir kaldırım yazıcılığı ihdâs olunmuşdur. Yine bu asırda kaldırım (yol) inşââtı, hâssa mimârbaşına havâle edilir ve onun nezâretinde yapılırdı. Kaldırım inşâsı için evvelâ keşfin yapılması şarttı. İnşâ veya tâmir edilecek yolun ön keşfi yapıldıkdan sonra iş, kaldırımcılar kethudâsı ve Mi'mâr-başı'nın tâyin ettiği bir mimâr halîfesi ile Yeniçeri Ocağı mensublarından olan kaldırım yazıcısının mârifetleriyle keşf ve muâyene edilerek, yapılan işin istenilen teknik evsâfa uygun olup olmadığı araştırılırdı. Tanzimat devrine kadar yapılan şehiriçi yolların keşif ve muâyenesi bu şekilde tesbit edilerek, kaldırımcılar kethudâsı tarafından keşif defterlerine kaydedilirdi. XVI. asra kadar İstanbul'un beledî işleri çok düzenli idi. Bütün işler, başlıca câmilere, sokak ve kaldırımlara, evlerin binâ ve inşâ sûretlerine, meydanların "tanzîf ü tathîrine", sıhhî tedbirlere vb. inhisâr ediyordu. Hükümet, kaldırımların tâmirine önem verirdi. İstanbul surlarının iç ve dış taraflarında yâhut üzerinde "cüz'î ve küllî" evler, şehnişînler ve dükkânlar yapmak kat'iyyen yasaktı. Aksi takdîrde bunlar yıktırılır; hatta "muhâlefet idenler her kimler ise siyâset olınmak mukarrer" olurdu. Evler, tamâmen surlardan en az beş zirâ' yâhud dört arşın (takrîben 3 metre) uzakta inşâ edilebilirdi. Bu mesâfe de genellikle yol payı olarak bırakılırdı. Esâsen sokaklar -Tahtakale ve diğer çarşı bulunan yerler hâriç- önceleri oldukça geniş idi.“ (Anlamayan açsın sözlüğü baksın. O kadar da zor değil.)
İlki, “Onbirinci Asr-ı Hicri'de İstanbul Hayatı (1592-1688)” adlı kitaptır. İndirimli olarak 7 lira 58 kuruşa satılıyor. Belediye’nin hamam gelirleri yeter de artar bile.
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.