SON DAKİKA
Hava Durumu

'İstemediler, yoksa olacaktım'

Yazının Giriş Tarihi: 28.04.2018 20:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.04.2018 20:00
Kendisi hiç konuşmadı. Açıklama yapmaktan imtina etti. Kendisi ortaya çıkıp da “adayım” demektense birilerinin onu “adayımız” diye lanse etmesini bekledi. Bir konsensüs olması şartını koydu ortaya. AK Parti haricindeki tüm partiler destekleyecekti. Şart oydu. Yeni bir “çatı aday” vakası yani.

Ne var ki, beklendiği üzere muhalefet kendi aralarında anlaşamadı. Bırakın partilerin anlaşmasını, CHP içinde kıyamet koptu. Hizipçi geleneğin bir neticesiydi bu tabii ki. Kendi partileri içerisinde dahi anlaşma sağlayamayanların devlet yönetimine hangi yüzle talip olacakları konusunu şimdilik bir kenara bırakalım. Böyle olmayınca da “Madem tüm muhalefetin tam desteği yok, ben de aday olmuyorum.” diye çekiliverdi.

Umumi arzu üzerine aday olmayı istemekte yanlış bir şey yok. Burası gayet normal. Hatta, “Geniş bir mutabakat söz konusu olursa o zaman üstümüze düşeni arkadaşlarımla beraber yapmaktan kaçınmayacağımı da söylemişimdir.” Lafı da gayet normal. Dahası, “Ayrılıklar demokrasinin gereğidir. Çoğulculuk düşmanlık anlamına gelmez.” Lafı da gayet mantıklı.

Fakat kendisinin de bizzat vurguladığı “Cumhurbaşkanlığından sonra aktif bir siyaset içinde olmayacağımı söyledim, öyle de yaptım.” Lafının ardına pek uymuyor bu. Öyle değil mi? “Aktif siyaset içinde olmayacağım.” Diyorsun, ardından da bütün muhalefet seni desteklerse aday olacağını söylüyorsun. Burada bir tezat yok mu? Hem de “Bir faninin ulaşabileceği bütün makamlara ulaşmış vaziyetteyim. Yeri geldiğinde de şerefle temsil ettim. Ne ben ne ailem herhangi bir beklenti, herhangi bir arzu içinde değiliz.” demişken…

Benzeri bir tezat da şu iki söylemi arasında mevcut;

Çıkıp da diyor ki “AK Parti’nin kuruluşunda yer almış birisi olarak bu ilkeleri bu prensipleri destekliyorum.  Kendileri ile ilgili şahsi meselem, sıkıntım yok.” Ama ardından bu dediğiyle tamamen zıt başka bir söylemi koyuyor ortaya ve “İç ve dış şartlarda büyük zorluklarla karşı karşıyayız. İçeride daha çok huzura, güvene ihtiyaç varken maalesef daha çok kutuplaşma, ayrışma, korku ve kaygı ortamı var. Dışarıda ise tarihimizin çok ciddi beka sorunlarıyla karşı karşıyayız. Ekonomik kaygıların da ciddi seviyelere ulaştığını görüyoruz. Ayrıca hamasetin, karşılıklı hakaretlerin siyaseti esir aldığını görüyoruz.” Diye özetliyor bunu. Biraz Bülent Arınç söylemlerini andırıyor gibi geldi bana. Arkadaşlarım dedikleri arasında o zat da var galiba. Bilmem ben mi yanılıyorum?

Bu tezat “Gelecekle ilgili kaygılarım varken toplumun büyük kesiminden de talep gelince böyle bir sorumsuzluk göstermeyeceğimizi de ifade etmişimdir.” Sözleriyle ortadan kalkmaz.

Kaldı ki çıkıp hala “Ben kardeşim Erdoğan’ı destekliyorum.” Da demiyor. Yine suskunluğa sığınıp sessiz muhalefet yapmaya devam ediyor. Hakkında söylenenlere de epey kızmış. Hakaret sayıyor edilen lafları.

Peki ama neden çıkıp da açıkça “Ben muhalifim.” Demiyor? Bunda ne beis olabilir ki?
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.