SON DAKİKA
Hava Durumu

Miadı dolanlar

Yazının Giriş Tarihi: 11.02.2016 06:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.02.2016 06:00
dolanlar 

 

Miâd kelimesini gençler pek bilmiyor ne yazık ki. Azıcık züppe olanlar İngilizce “expiry date” veya “expired”  terimlerini kullanırken, öz Türkçe saplantılı zavallılar sırf modern olduğunu düşündüklerinden “kullanım süresi” deyiminde ısrarlı. Ne var ki, miâd denince anlam daha kuvvetleniyor. Daha çok şey anlatıyor bu kelime.

Sözlükler miâd kelimesini şöyle açıklıyor; “Belirlenen Zaman, vaat Edilen Süre, Âhiret Hayatı, insan için bu dünyada tanınan süreden sonra gelen zaman, ölüm.”

Miâdı dolmuş olmak gençlerin anlayabileceği şekliyle söylersek, kullanım süresi bitmiş anlamına geliyor yani. (Yahu çok değil, birazcık Osmanlıca öğrenseniz bu lisanı hakkıyla konuşup, derdinizi hakkıyla anlatacaksınız ama…)

Bu miâd dolması işi yalnız ilaçlarda, konservelerde olmuyor tabii. İnsanların da, makamların da miâdları dolabiliyor elbet. Cansız varlıklar için mesele yok da iş insana gelince miâd dolmasını kabullenmek zor oluyor. Bir inkâr dönemi başlıyor, “Benim miâdım dolmaz. Ben çok emek sarf ettim. Beni bir kenara atamazsınız.” Gibi çığlıklarla çırpınmaya başlıyor bazıları.

Hele bir de etrafta onları çeşitli amaçlarla, “Sen koca çınarsın, aslansın, kaplansın. Sen olmasan bunlar hiçbir şey yapamaz.” Diye gaza getirenler varsa çırpınış daha da şiddetli oluyor elbet.

Hal böyle olunca ne oluyor? Bu miâdı dolanlar kendilerini gaza getirenlerin oyunlarına düşüp farkında olmadan bu şer odaklarının bir oyuncağı haline gelebiliyorlar.

Sonra da Aydın’ın tetikçisi Ahmet bunları piyasaya sürüp bir vaiz bozmasının tezgâhlarını desteklemek için veriyor gazı…

Sonra bu miâdı dolmuşlar, “Beni şu göreve getirmediler, bu göreve getirmediler.” Diye bağırmaya başlıyor.

Arada ürkek edilmiş laflara bir bakıyorsunuz, çaktırmadan hizmet ettiğini iddia ettiği davanın liderine karşı;

“Daha önce katıldığım bir TV programında “Tayyip Bey bu hareketin lideri olarak Everest tepesidir. Fakat Everest tepesi, oradaki duruşunu ve varlığını Himalayalar’a borçludur. Himalayalar olmazsa Everest diye bir şey olmaz” dedim. Bazı arkadaşlarımız bunu bile mesele yaptılar. Biz Kemalistlere neden kızıyoruz? Bütün bir milletin iman ve haysiyet mücadelesi olan Milli Mücadele’yi sadece bir kişiye izafe ettikleri için değil mi? Şimdi biz de Kemalistlerin düştüğü hataya düşmüyor muyuz? Tayyip Bey’i savunuyor görünüp edepsizce laflar edenler şunu bilmelidirler ki Tayyip Bey’e iyilik etmiyorlar.” Diyebiliyor…

Bunun ne anlama geldiğini açıklamaya gerek var mı? Kimdir bu “himalaya”? Fetö mü? Ben sordum siz cevabını verin. Zaten biliyorsunuz.

Bu Ahmet’in köşesindeki röportajdan sonra paganlar, kemalistler, CeHaPeliler göbek atıyor. Tam da hislerine tercüman olmuş.

Şimdi, “Bak bak birbirlerine düştüler işte. Tamam, böyle gidere bunları düşüreceğiz. Az kaldı.” Diye bayram ediyorlar.

Yani muhalif cephenin son çare, bulabildikleri son ilaç bu. Onu alıyorlar şimdi.

Aman dikkat!

Miâdı dolmuş kelimesini internette aradığınızda en çok ilaçla ilgili sayfalar çıkıyor. İster istemez göz gezdirirken bir açıklama gözüme çarptı. Bir haberde şöyle diyor;

“Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ahmet Oğul Araman, ''İçerdiği etken maddenin yüzde 10'unu bile kaybeden ilaç artık ölüdür, yarardan çok zarar verir'' uyarısında bulundu.”

Daha sonra bir forum gözüme ilişti. Hasta soruyor, doktor cevaplıyor;

Lütfen yardım edin son kullanma tarihi geçmiş kullandım ne zararı olur?
Korkma hiçbir şey olmaz, sadece etkisi görülmez merak etme…

 

 

 
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.