SON DAKİKA
Hava Durumu

Nasıl bir başkanlık?

Yazının Giriş Tarihi: 19.10.2016 23:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 19.10.2016 23:00
Aslında bugün yine algı yönetimi üzerine yazacaktım. Çünkü o konu çok önemli. Ancak güncelliğini kaybetmediği için bekleyebilecek durumda. O nedenle daha bir güncel ve çok da önemli olan Başkanlık Sistemi konusunda yazmak istedim. Bu kararımda Sayın Nezir Asaroğlu’nun sosyal medyada başlattığı tartışma da etkili oldu doğrusu. Önemli bir konuya parmak başmış. Valilerin halk tarafından seçilebileceğini ve coğrafi bölgelere göre eyaletler oluşturulabileceği önermesini getirmiş karşımıza.

Aynen katılıyorum. Ne diyor Sayın Asaroğlu?

“Anayasa'da yapılacak Başkanlık değişikliğiyle birlikte Vali'leri de halk seçse... Hatta Büyükşehir Belediye Başkanlığı kaldırılsa iki başlılık önlense.”

Bu çok doğru ve yerinde bir teklif. Elbet itirazlar da gelmiş. Yok, şöyle olur, yok böyle olur diye. Bu itirazların CHP mantığıyla yapılanlardan farkı yoktur. Ya bir PKK’lı seçilirse? Ya bizden başka birisi gelirse? Gibi endişeler ancak ve ancak o makamlara sittin sene gelemeyecek olanların içlerini kemiren kurt olabilir. Doğrudur, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın alternatifi şu anda yoktur. Ama şunu unutmayalım ki bu kaliteleri haiz liderler çok nadiren gelir. Sayın Erdoğan standartları ulaşılması oldukça güç bir seviyeye taşımıştır. Ancak görevi ondan devralacak o standartlara ulaşmamış olsa da yakınlaşan kişiler belki de yetişmekte veya yetiştirilmektedir. Demeye çalıştığım şeyin özü şudur; “Bizim çizgilerimizden başka birisi gelirse ne olacak?” korkusu yanlıştır. Halkımız o hizmete layık olanların değerini anladığını birçok kez göstermiştir. 15 Temmuz’da da bunu perçinlemiştir.

Aynı şekilde valilerin de seçimle gelmesi konusu çok akla yatkındır. O makama layık olabilecek kişilerin adaylığını düzenleyen şerait çerçevesinde (tamam şerait lafı geçti ya “Memlekete şeriat getirecek bunlar. Bak bu da şeriatçıymış. Lanet herif!” diye kükreyecek birkaç sazan çıkar elbet. Cahil herifler… Şerait şartlar anlamındadır. Hani ATATÜRK de demişti ya “Bu ahval ve şerait…” diyor ya hah işte öyle.) ve liyakat sınırları içerisinde kişilerin adaylığı düzenlenerek bu makamın hakkını verebilecek kişilerin seçime girmesi sağlanabilir.

Birileri de çıkmış, “Parlamenter sistemin sonu geldi.” Diye laf çarptırmaya çalışıyor. Sahipleri öyle yazılmasını istediği içindir tüm bu yaygarayı koparmaları. Parlamenter sistemin sonu geldiyse geldi. Daha ileri bir sistem geliyorsa, memleketin önünü tıkayan statükocu bir sistemde ihanet etmek yanlıştır. Esas gericilik odur.

Parlamento olmaz da senato olur. Kurul olur, şu olur bu olur. Sistem tartışılmaya başlandı mı elbet uygun bir yöntem bulunacaktır. Memleket şartlarına en uygunu ne ise ona karar verilecektir. Bütün bu istişare de o yüzdendir. İstişare eden çok daha az hata yapar.

Şöyle ya da böyle görünen o dur ki 2017 yılında Türkiye’de Başkanlık sistemi tesis edilecektir. Edilecektir diyorum çünkü bir referandumda o yönde oy çıkacağı malumdur. Vatanını düşünerek bu işe yeşil ışık yakan Sayın Devlet Bahçeli’yi de kutlamak gerekir. İyi bir devlet adamlığı sergilemektedir.

Vatanını düşünen muhalefet böyle yapılır. Seçilme şansı olmadığını bildiği için karşı çıkıp da eski tip bir noterin reisi cumhur olduğu koalisyonlarla yönetilip, kolay manipüle edilecek, incinebilir bir Türkiye için çabalamakla vatan sevgisinin uzak ya da yakın bir alakası yoktur.

 
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.