SON DAKİKA
Hava Durumu

Şeytan ayrıntıda gizlidir!

Yazının Giriş Tarihi: 04.04.2018 21:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.04.2018 21:00
Şeytan ayrıntıda gizlidir!

Birileri esamisi okunmayan tiplerden olan Prof. Zeynep Sayın diye biriyle bir mülakat yapmış. Ertuğrul da kalkmış bu mülakata dayandırarak laf çarpmaya çalışmış. Sözde bir kitaptan bahsediyor. Tavsiye ederek okuyacağını söylüyor ve böylece kendi çapında sinsi bir ustalıkla gizlemiş olsa da yazdıkları netice itibarıyla kast ı mahssusayı açıkça ortaya koyuyor. Önce ne yazdığına bir bakalım. Bakın mülakatta yazanları iktibas ederek neler diyor?

“Diyor ki...(Bugün) “Bir ölü diğer ölüden daha değerli. Oysa ölüm insanın sınırı. Ölüm devletler üstü. Devletlerin tasarrufunda olan bir şey değil. Ölümün siyasallaştığı yerde, devletin ölüm üzerinde de bir tasarrufu var.”

2008 yılında Mehmet Ergüven’in “Pusudaki Ten” kitabını okuduğumda çok etkilenmiştim...

Bu mülakattan sonra şimdi, Zeynep Sayın’ın “Ölüm Terbiyesi” adlı yeni kitabını okuyacağım...

Türkiye sığlaştıkça, bendeki derinleşme arzusu da artıyor...”

Şimdi Ertuğrul’un bu yazdıklarını inceleyelim;

Alıntıyla başlayarak paçayı kurtardığını düşündüğü yazıda bu Zeynep nam zatın dediklerini öne çıkartıyor. Ne diyor Zeynep? “Bir ölü diğerinden değerli” burada kastedilen elbet şehitlerimiz. Onların ulaştığı mertebe su kadını ziyadesiyle rahatsız etmiş. Ölümü yüceltir görünerek şehitlere bu mertebenin verilemeyeceğini veya verilmemesi gerektiğini ihsas ettiriyor. Argümanında “Ölüm devletler üstü. Devletlerin tasarrufunda olan bir şey değil.” Diyerek yapmaya gayret ediyor bunu. Daha sonra ikinci defa abanıyor ve şehitlik mertebesine tekrar dil uzatarak “Ölümün siyasallaştığı yerde, devletin ölüm üzerinde de bir tasarrufu var.” Diyor. Yani bu kadına göre şehitlik mertebesi Devlet tarafından siyasal kaygılarla dağıtılıyor.

Şimdi kalkıp da “şehit” ve “şehadet” kavramlarının ne olduğunu bilip bilmediğini soracak değilim. Adının önünde “profesör” titri bulunan biri elbet neyin ne olduğunu biliyordur. Böyle yazması onun işine bu türlü gelmesinden dolayıdır.

Bunun nedenleri bizce ve kendisini tanıyanlarca malumdur. O şanlı şehitler bu mertebeye terörle, teröristle savaşırken ulaşmışlardır. Onları küçümsemeye kalkışmak ister profesör olsun isterse allaim-i cihan hiç kimsenin haddi değildir. Daha fazla konuşup da ağzımı bozma raddesine gelmeden bu bölüme nihayet veriyim.

Gelelim Ertuğrul’a;

Gazetecilikte bir atraksiyon vardır. Dikkat çekmek istediğiniz bir konuya ait haber yapmak istediğinizde söylemeye çalıştıklarınızı birilerine söyletir ve onun dediklerini tırnak içine alarak “Falanca kişi filan dedi.” Kalıbıyla haber yaparsınız. Böylece anlatmak istediklerinizi siz söylememiş olursunuz ama sütunlarınızda yer verip objektifmiş ayaklarına yatarsınız.

Ne var ki, bu durum köşe yazıları için geçerli değildir. Haber objektif olmalı, fikirler değil olan biten anlatılmalıdır ama köşe yazısı zaten yazarının fikirlerini beyan ettiği bir türdür. Yani bu atraksiyon gereksizdir. Ertuğrul bunu kendini garantiye alabilme amacı güderek yapmıştır. Birileri laf ettiğinde derhal kıvırıp “Olur mu canım? Ben şehitlere dil uzatmadım. Bu hanım söylemiş, ilginç bulduğum için kitabı tanıtıp okuyacağımı söyledim.” Diyebilmeyi ummaktadır.

Ancak, oraya koyduğu bir görüşü vardır ve bu onu kesinlikle bağlar. Ertuğrul “Türkiye sığlaştıkça, bendeki derinleşme arzusu da artıyor...” diyerek fikrini beyan etmiştir ve bunun anlamı epey sarihtir.

Yazıyı bitirirken ben de fikrimi beyan edeyim;

Yüce Rabbim şehitlerimize gani gani rahmet eylesin. Onlara uzanan dillere layığını versin İnşallah.

 

 
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.