SON DAKİKA
Hava Durumu

Tezkere kulisleri hatırası

Yazının Giriş Tarihi: 09.02.2016 06:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.02.2016 06:00
 

 

Bugün gazetelerde gördüğüm bir haber beni aldı 2003 yılına götürdü. Tarih 27 Şubat. Mardin Havaalanı’na inerken neyle karşılaşacağımı çok iyi bilmesem de kapıdan çıkmamla öğrenmem arasında dakikalar var. Oradaki herkes, her şeyi çok iyi biliyor.

En yakın yer olan Kızıltepe ilçesine gidiyorum bir taksiyle. İlk gördüğüm oteli gözüm tutmuyor, çevredekilere göre oranın “en iyi oteli” olan bir yere yönlendiriyorlar beni.

Otel,  ehven i şer kabilinden bir yer. Oda fiyatları ise Hilton ile yarışır durumda. Talep olunca birden bire artmış fiyatlar. Gezici bir tüccar resepsiyonda kavga ederken kulak misafiri oluyorum. Adam geçen ay geldiğinde dörtte bir fiyatına kalmış…

Ertesi gün cep telefonuma gelen çağrı buluşma yeri ve zamanını bildiriyor. Geceyi yarı uyur, yarı tetikte geçirip ertesi gün buluşma yerine, sanayi bölgesindeki Sinan Duyan’ın sahibi olduğu un fabrikasına gidiyoruz. Amerikan Ordusu oraya yerleşmiş. Sinan Duyan’dan çok ağabeyinin kim olduğu konuşuluyor. CHP milletvekiliymiş.

Görevi anlatıyorlar, kabul edip ertesi gün başlamak üzere otele dönüyorum, vakit geçmek bilmiyor. Ertesi gün akşamüzeri orada kalmak üzere un fabrikasına taşınacağım. Otel lobisi kalabalık, çay içerken konuşulanları dinliyorum. Herkes bir şey anlatıyor ama genel konu harekât. Orada oturanlar tezkerenin çıkacağından çok emin ama otel sahibinin akrabası olduğu anlaşılan bir adam farklı düşünüyor.

“Ben, şahsen tezkere çıksın isterim. İşime gelir. Ama bu Abdullah Gül ve Bülent Arınç yok mu?” diyor… İki öksürüp, sigarasını tazeledikten sonra çayından bir yudum alarak sözlerine devam ediyor. Herkes pür dikkat dinliyor. Belli ki adam orada lafı dinlenir bir zat.

“Necdet (Necdet Sezer’i kastediyor) hiç istemiyor ama o etkisiz eleman. Onun isteyip istememesi önemli değil. Abdullah Gül direk karşı çıkamıyor. Aslında karşı ama Tayyip Erdoğan ile ters düşmek istemiyor. Arada derede kalıp idare i maslahat ediyor. Ammaaa o Arınç var ya o Arınç… Herkesi el altından örgütledi. Göreceksiniz bu teskere çıkmayacak. Ankara’dan bibi aradı o söyledi he…”

Konuşma devam ediyor, herkes, “yok Erdoğan’ın sözünden çıkmazlar.” İddiasında. Bizimki cevabı verdikten sonra kalkıp gidiyor; “Ola ki derya tutuşa…”

Ertesi gün televizyonda tezkerenin çıkmadığını izliyoruz… Hayretle… Bunları “Dost Bombalar” adlı kitabımda üstü kapalı yazmıştım. Keşke daha geniş aktarsaymışım diyorum şimdi kendi kendime. Kim bilir? Belki kitabı revize edip ikinci baskıyı öyle yapıveririm.

Beni taa o günlere götüren haber ne miydi? Bakın gazetelerdeki o haberden bir bölüm;

Erdoğan gazetecilerle sohbetinde şu ifadeleri kullandı: “Ben 1 Mart tezkeresinin yanındaydım, karşı olanlar bunu açıkça söylemediler. Birileri de gizli kulisler attılar. O insanların kimler olduğunu araştırır bulursunuz. 1 Mart tezkeresi ilk anda kabul edilip Türkiye, Irak’ta olsaydı, Irak’ın durumu böyle olmazdı. 1 Mart tezkeresi ilk anda geçseydi, Türkiye masada olacaktı. O zaman Bush (ABD Başkanı), benimle yaptığı görüşmelerde bir ricada bulundu. Ama maalesef biz kendi arkadaşlarımızın yanlışıyla baş başa kaldık.”

 
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.