SON DAKİKA
Hava Durumu

Zihniyet meselesi

Yazının Giriş Tarihi: 10.12.2016 11:18
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.12.2016 11:18
Zihniyet kelimesini yaşlı genç hemen herkes bilir. Anlayış demektir, düşünce biçimi demektir. Her kişinin bir zihniyeti vardır da bu kısır olabilir, kıt olabilir, yeniliklere açık olmayabilir, dogmatik olabilir. Dogmatik, yeniliklere kapalı zihniyetin elbet gerekçeleri vardır. Bu gerekçelerden en önemlileri arasında menfaat ve taş kafalılık yer alır. Diğer nedenleri saymaya sayfalar yetmez.

Bu zihniyet meselesi aynı zamanda günlük tartışmaların da vazgeçilmez malzemesidir. Tartışmalar genellikle, “Bu zihniyette olanlar…” diye başlayıp gider. İnsanların elbet belirli zihniyeti olacaktır ama bunun kemikleşmiş, değişmez olması onların yerinde saymasına ve de hatta gerilemesine yol açar. Zihniyeti günün gereklerine açık olmayan kişiler başkalarının bir uydusu haline gelirler. Yeniliklere açık olmak kendini yenilemek çok önemlidir. Bu yenilikçilik için de günümüzde kullanılan terim inovasyondur.

İşte Kemalistlerde, memleketimizin paganlarında ve CHP’de eksik olan da bu inovasyon meselesidir. Bürokrat sultasına takılıp kalmış, halkın gelişip, akıllanıp kendilerine karşı çıkmasını önlerken memleketi de geri bırakmışlardır böyle tipler.

Sayın Cumhurbaşkanımız işte bu kemikleşmiş zihniyete karşı bir mücadele başlattı. Memleketin gelişmesinin, artık yakalamış olduğumuz “muasır medeniyet” seviyesinin bu şekilde aşılacağını ısrarla vurguluyor. Bakın ne diyor Sayı Erdoğan?

“Türkiye ancak yenilikçi bir anlayış üzerinde inşa edilebilir. Bu konuda ümit verici gelişmeler görmekle birlikte kat etmemiz gereken bir mesafe olduğu ortadadır. İnovasyonu başaramazsak işin kaymağını başkalarına bizse hamallığını yaparız. Türkiye'nin 2023 hedefleri çok ciddi. Bence inovasyon her şeyden önce bir zihniyet değişikliğidir. Önce bunu anlamamız lazım.”

Ayrıca Dolar üzerinden oynanan oyunlardan da söz ederek diyor ki:

"Finans sektörü denilince tabii olarak aklımıza hemen son günlerdeki kur dalgalanmaları geliyor. Bazıları döviz kurunun artmasının arkasındaki gerçekleri, oynanan oyunları, kimlerin bunu niye yaptığını görmek istemiyor. Döviz yerine milli paramızı kullanma kararımız, bir başka ülkenin ekonomisi aleyhine bir faaliyet asla değildir. Biz, kendi ülkemizle birlikte dünyanın her köşesindeki insanların da refah ve huzur içinde yaşamalarını istiyoruz."

Ardından da çok önemli olan şu tespiti yapıyor:

“Yenlikçilik yolunda harcamamız gereken enerjiyi farklı alanlarda kullanmak zorunda kaldık. Her alanda Cumhuriyet tarihinin en üst seviyesine ulaştığımız 2013 2014 yılları aynı zamanda küresel saldırılara maruz kaldığımız zamanlar oldu. Şundan emin olunuz, Türkiye şayet Gezi olaylarını, FETÖ'nün 17-25 Aralık emniyet-yargı ve 15 Temmuz silahlı darbe girişimlerini, PKK ve DEAŞ örgütlerinin kanlı eylemlerini yaşamamış olsaydı, bugün çok başka bir noktada bulunacaktı. 800 milyar doları aşan milli gelirimiz, trilyon dolara dayanmış olacaktı. 410 milyar doları bulan dış ticaretimiz 600 milyar dolarlara yaklaşacaktı. Bu saldırılar olmasaydı Türkiye bugün çok farklı noktalara gelecekti. Çok sinsi bir oyunla bize diz çöktürmeye çalıştılar.”

Sırf kendilerine aşılanmış olan “Tayipfobi” yüzünden inovasyona karşı çıkanlar da artık gerçekleri görürse Türkiye’yi kimse tutamayacaktır.

Anlayın artık bunu…

 
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.