2000’li yılların başı idi.
Okullarda, Haziran ve Eylül döneminde bütünleme sınavları yapılırdı.
Dersinden bütünlemeye kalan öğrenci olsun olmasın, her Öğretmene komisyon görevi verilirdi. Komisyon görevi verildiğinde o ay full ek ders ücreti alırdınız. (66 saat gibi) Bir iki de gözetmenlik görevi verilirdi.
Komisyon göreviniz olduğunda okula gidip, ‘Sınava giren öğrenci olmadığından soru hazırlanmamıştır’ şeklinde bir tutanak hazırlardınız, imzalayıp/ imzalatıp giderdiniz. Yarım saat çalışıp 66 saat ücret alıyordunuz.
Okul yönetimine, ‘Benim dersimden öğrenci olmadığını önceden bilmiyor musunuz da sınav açıyorsunuz’ diye sorduğumda, ‘Arkadaşlar ücret alsınlar diye sınav açıyoruz’ diyorlardı.
‘Benim dersimden lütfen sınav açmayın’ deyince, arkadaşlarım, ‘herifler, bankaları hortumluyorlar, millet hamudu ile götürüyor, senin takıldığın şeye bak’ diyorlardı.
Ben de, ‘Bu durumda Cavit Çağlar’dan ne farkımız kalır?, Onun hortumladığı paralar söz konusu olsaydı birbirimizi vururduk” diye cevap veriyordum.
Bunu daha sonradan o kadar çok kullandım ki, kendi literatürüme, ‘Cavit Çağlardan Bir Farkın Olsun’ terimini kazandırdım.
Banka hortumladığından, devletin parasına çöktüğünden dolayı, TMSF’nin, Çağlar’ın mallarına el koyması, adalet duygumu/ adalete güvenimi oldukça pekiştirmesine rağmen, daha sonradan –nasıl olduysa- iade etmesi ve sonrasında, Bursa kamuoyunda itibar görmesi adalete olan güvenimi yeniden sarstı.
Çekirge’de, evinin yerine yaptırdığı ve herkesten yüksekliği ile dikkat çeken hotel binası, adeta benim gibi Bursa’da yaşayan ve yaptığı yolsuzluklara şahit olanlara nanik yapıyor. Her gün önünden geçerken ben de, yapana, yaptırana, müsaade edene derin dualarımı hak ettiği şekilde yapmaktan geri durmuyorum.
Nezir Asaroğlu, TMSF tarafından Olay Medyaya yönetici olarak atandığı zamandan beri Çağlar dahil, Bursa’nın kadrolu tüm haramilerinin uykusunu kaçıran adam oldu. Parti/ grup ayırmaksızın Bursa’nın iliğini kemiğini sömüren kim olursa olsun ifşa etmekten çekinmedi. Öyle ki, belki de sadece Bursa’da, asla bir araya gelemeyecek olan kesimler, Nezir beye karşı tek millet/ tek cephe olup, sıvacılıktan müteahhitliğe terfi ettirdikleri bir tetikçiye medya organı bile oluşturdular.
Bu medya şirketine tüm tetikçileri doldurup günlerce Nezir Asaroğlu aleyhinde yayın yaptırdılar.
Bununla da yetinmeyip, evinin otoparkında çeyrek mafya tetikçisi tutup saldırdılar.
“Arkasından 40 köpek havlamayan kurt, kurt değildir” diye bir söz vardır. Bu söz, Nezir bey için el hak doğrudur. 2015’ten beri yanındayım. Bilfiil yazılarımla destek veriyorum. Aslında yerinde olmayı isterdim. Yerinde olsaydım bu kadar cesur olabilir miydim, bilemiyorum.
Nezir Asaroğlu, Cavit Çağlar’a karşı kazandığı davanın fotoğrafını, TCKN kapatmadan yayınlamış. Bu, yasalara göre bir suçmuş. Bunu yayınlarken Cavit Çağlar dahil herhangi birisine zarar vermeyi düşünmemiş. İhmal etmiş yayınlamış. Ve suçunun cezasını çekmek için onurlu bir şekilde cezaevine girdi. Bu, onun için bir madalyadır.
‘İbretlik Son’ diye manşet yapmış olay gazetesi.
Cavit Çağlar’ın İbretlik Son’unu görmemize engel olan, Ona itibar eden ne kadar resmi /gayri resmi kişi /kurum varsa, 28 Şubat sürecinde, sonrasında ve yakın zamanda yaptıklarının tüm günahına ortaktırlar.
Nezir Asaroğlu’nun İbretlik Sonundan nasıl bir İbret almak gerekir?
Ben şu ibreti çıkardım:
Her zaman, her şartta, hangi kesimden olursa olsun, ne pahasına olursa olsun, yanlış yapanın karşısında, Nezir Asaroğlu gibi durmak insani ve islami sorumluluktur.
Gazan Mübarek, Cihadın makbul olsun Nezir Asaroğlu!!!
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ahmet Günaydin
Nezir Asaroğlu’nun Madalyası…
2000’li yılların başı idi.
Okullarda, Haziran ve Eylül döneminde bütünleme sınavları yapılırdı.
Dersinden bütünlemeye kalan öğrenci olsun olmasın, her Öğretmene komisyon görevi verilirdi. Komisyon görevi verildiğinde o ay full ek ders ücreti alırdınız. (66 saat gibi) Bir iki de gözetmenlik görevi verilirdi.
Komisyon göreviniz olduğunda okula gidip, ‘Sınava giren öğrenci olmadığından soru hazırlanmamıştır’ şeklinde bir tutanak hazırlardınız, imzalayıp/ imzalatıp giderdiniz. Yarım saat çalışıp 66 saat ücret alıyordunuz.
Okul yönetimine, ‘Benim dersimden öğrenci olmadığını önceden bilmiyor musunuz da sınav açıyorsunuz’ diye sorduğumda, ‘Arkadaşlar ücret alsınlar diye sınav açıyoruz’ diyorlardı.
‘Benim dersimden lütfen sınav açmayın’ deyince, arkadaşlarım, ‘herifler, bankaları hortumluyorlar, millet hamudu ile götürüyor, senin takıldığın şeye bak’ diyorlardı.
Ben de, ‘Bu durumda Cavit Çağlar’dan ne farkımız kalır?, Onun hortumladığı paralar söz konusu olsaydı birbirimizi vururduk” diye cevap veriyordum.
Bunu daha sonradan o kadar çok kullandım ki, kendi literatürüme, ‘Cavit Çağlardan Bir Farkın Olsun’ terimini kazandırdım.
Banka hortumladığından, devletin parasına çöktüğünden dolayı, TMSF’nin, Çağlar’ın mallarına el koyması, adalet duygumu/ adalete güvenimi oldukça pekiştirmesine rağmen, daha sonradan –nasıl olduysa- iade etmesi ve sonrasında, Bursa kamuoyunda itibar görmesi adalete olan güvenimi yeniden sarstı.
Çekirge’de, evinin yerine yaptırdığı ve herkesten yüksekliği ile dikkat çeken hotel binası, adeta benim gibi Bursa’da yaşayan ve yaptığı yolsuzluklara şahit olanlara nanik yapıyor. Her gün önünden geçerken ben de, yapana, yaptırana, müsaade edene derin dualarımı hak ettiği şekilde yapmaktan geri durmuyorum.
Nezir Asaroğlu, TMSF tarafından Olay Medyaya yönetici olarak atandığı zamandan beri Çağlar dahil, Bursa’nın kadrolu tüm haramilerinin uykusunu kaçıran adam oldu. Parti/ grup ayırmaksızın Bursa’nın iliğini kemiğini sömüren kim olursa olsun ifşa etmekten çekinmedi. Öyle ki, belki de sadece Bursa’da, asla bir araya gelemeyecek olan kesimler, Nezir beye karşı tek millet/ tek cephe olup, sıvacılıktan müteahhitliğe terfi ettirdikleri bir tetikçiye medya organı bile oluşturdular.
Bu medya şirketine tüm tetikçileri doldurup günlerce Nezir Asaroğlu aleyhinde yayın yaptırdılar.
Bununla da yetinmeyip, evinin otoparkında çeyrek mafya tetikçisi tutup saldırdılar.
“Arkasından 40 köpek havlamayan kurt, kurt değildir” diye bir söz vardır. Bu söz, Nezir bey için el hak doğrudur. 2015’ten beri yanındayım. Bilfiil yazılarımla destek veriyorum. Aslında yerinde olmayı isterdim. Yerinde olsaydım bu kadar cesur olabilir miydim, bilemiyorum.
Nezir Asaroğlu, Cavit Çağlar’a karşı kazandığı davanın fotoğrafını, TCKN kapatmadan yayınlamış. Bu, yasalara göre bir suçmuş. Bunu yayınlarken Cavit Çağlar dahil herhangi birisine zarar vermeyi düşünmemiş. İhmal etmiş yayınlamış. Ve suçunun cezasını çekmek için onurlu bir şekilde cezaevine girdi. Bu, onun için bir madalyadır.
‘İbretlik Son’ diye manşet yapmış olay gazetesi.
Cavit Çağlar’ın İbretlik Son’unu görmemize engel olan, Ona itibar eden ne kadar resmi /gayri resmi kişi /kurum varsa, 28 Şubat sürecinde, sonrasında ve yakın zamanda yaptıklarının tüm günahına ortaktırlar.
Nezir Asaroğlu’nun İbretlik Sonundan nasıl bir İbret almak gerekir?
Ben şu ibreti çıkardım:
Her zaman, her şartta, hangi kesimden olursa olsun, ne pahasına olursa olsun, yanlış yapanın karşısında, Nezir Asaroğlu gibi durmak insani ve islami sorumluluktur.
Gazan Mübarek, Cihadın makbul olsun Nezir Asaroğlu!!!