Kuşkusuz 1980’lerin sonu, 90’lar ve 2 binlerin başında Türkiye’nin en etkin ve etkili sivil toplum kuruluşlarının başında geliyordu BAL-GÖÇ. 2010’lara gelindiğinde ise yavaş yavaş etkisini kaybetmeye başladığı gibi sürekli eriyen ve sıradan bir dernek haline adeta dönüşen bir yapı oluştu. Bugün ise kongre sürecinde şahit olduklarımız gerçekten oldukça üzücü. Ortaya atılan iddialar, ağır ithamlar ve karşılıklı salvolar. Ne seçim sürecinin ne de mevcut haliyle BAL-GÖÇ’ün ne kendi kitlesine ne de kamuya bir faydası olacağını düşünmüyoruz.
Sabah Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BALGÖÇ) Başkanlığı’na aday Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca’nın tanıtım ve toplantısı vardı Crown Plaza’da. Görünümü küçük bir salon olsa da katılım oldukça iyiydi. Zaten salonların bu durumda bir gösterge olmadığı çoğu zaman ispatlanmış bir durumdu. Ağca, yapmak istediklerini de anlattı ancak asıl son günlerde ortaya atılan iddialara sert tepki gösterdi. Sorumluları hakkında 5 kuruşluk dava açacağını belirten Ağca, “O kadar değerleri var mı onu da bilmiyorum” ifadeleri ile kızgınlığını ortaya koydu.
BÖLGÖÇ’in bir dava harekete olduğunu ve kendilerinin de bu davanın ta kendisi olduğunu anlatan Ağca, yıllar içinde BALGÖÇ’ün kurucu felsefesini unutarak sıradan bir dernek haline geldiğini savundu. BALGÖÇ’ün kurulduktan sonra 15 binleri bulan üyesi, salonlarda 20-30 bin kişiyi toplayan bir örgüt olduğuna dikkati çeken Ağca, bugün hazirun listesinde 2 bin 100 kişiye düşmesinin oldukça düşündürücü ve üzücü olduğunu dile getirdi.
Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca’nın sözlerine bir süre ara vererek son günlerde ortaya atılan iddialara ve ithamlara bakalım. Malum BALGÖÇ için hali hazırda 3 aday var. Emin Balkan, Fahriye Vatansever Ağca ve Elvan Demir. Buraya bir de parantez açalım. Emin Balkan, aralıklı dört dönem başkanlık yaptı BALGÖÇ’e. Bir dönem daha aday. Sivil toplum kuruluşlarında bu kadar uzun dönem yöneticilik yapmanın mantığının da faydasının da olmadığını düşünenlerdenim.
Bu kuruluşlar kitlelerine ve toplumu hizmet etme araçları ve belli bir süre görev yapılıp bayrağı arkadan gelene teslim edilmesinin çok daha faydalı olduğu kurumlar. Şimdiden sonra yazacaklarımı Emin Balkan yapıyor ya da yaptırıyor demiyorum. Ancak Balkan’a yakın olan odaklardan bu iddia ve dedikoduların yayıldığı da bir gerçek. Bu dedikodu ve ithamların Balkan camiasına bir şey katmadığı gibi böylesi tartışmaların ancak BALGÖÇ’e zarar verdiğini herkesin gördüğünü de söyleyebilirim.
Hedefteki isim Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca. Eşi de Uludağ Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Harun Ağca. Harun Ağca’nın 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Uludağ Üniversitesi’nden FETÖ bağlantısı iddiasıyla uzaklaştırıldığı fısıltı gazetesi tarafından yayılıyor. Ancak Harun Ağca hali hazırda Uludağ Üniversitesi’nde görev yapıyor. Bağlantı olsa görevine nasıl devam ediyor?
Dahası önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş başta olmak üzere AK Parti’den birçok isme Fahriye Vatansever Ağca’nın profesörlük alması için gidildiği ancak eldeki istihbari bilgiler nedeniyle olumsuz yanıt verildiği de fısıldanıyor. Ancak iktidardaki önemli isimlerin istihbari veriler ışığında sıcak bakmadıkları iddia edilen Fahriye Vatansever Ağca bugün Profesör ve Yüksek İhtisas Hastanesi’nde görev yapıyor iyi mi?
Neyse dillerde dolanan AK Partili önemli isimler var atıfta bulunulan. Ve sarsıcı sözlerle atıf yapılıyor. Yine meselenin merkezinde olan isim Emin Balkan. Hiç olmazsa Emin Balkan’ın konuyla ilgili iki satır resmi açıklama yapmasında fayda var. Aksi durum kafalarda şüphe uyandırabilir. Tabi birde Fahriye Vatansever Ağca’nın hali hazırda yönetim kurulu üyesi olması ve Emin Balkan tarafından 3 yıl önce yapılan kongrede listesine alınmış olması da ayrı bir konu.
Bu özetin ardından tekrar Fahriye Vatansever Ağca’nın basın toplantısına dönelim. Mevcut yönetimi çok sert bir dille eleştiren Ağca, yönetimin birkaç kişinin elinde olduğunu bunların da tabanla aralarındaki bağlantının kopuk olduğunu bu nedenle de BALGÖÇ’ün tabanıyla arasının her geçen gün daha da açıldığını kaydetti. Mevcut yönetimin Eylül ayından beri 100’den fazla kişinin üyelik başvurularını sonuçlandırmadığını, yine son kongre kararı alındığı gün aidat ödemenin de son günü olduğunu hatırlatan Ağca, 250 liralık aidat nedeniyle BALGÖÇ üyelerinin seçme ve seçilme hakkının kullandırılmamasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Haziran listelerine henüz ulaşamadıklarını dile getirdi yine Ağca ve demokratik bir yönetimin bu listelerin şeffaf bir şekilde vermesi gerektiğini, demokratik bir seçimin ancak böyle olabileceğini de ekledi. Mevcut yönetim ve ortaya atılan iddialara bir hayli etkili olan Ağca, “Bizi susturamayacaklar” diye yükselirken, seçilmesi halinde yönetimleri iki dönem sınırı getireceklerini yine aidat ödemenin oy kullanabilme şartı olmaktan çıkaracaklarını kaydetti. Ağca’nın bu sözleri salonda büyük alkış aldı.
Asimilasyon sürecini bizzat yaşayan birisi olduğunu, Türkan bebeğin şehit edilmesinin hemen ardından dedesinin torunlarını ve ailesini bir mağaraya götürdüğünü kasabaya döndüklerini anlattı. Bulgaristan Türklerinin davasını ve yaşadıklarını akrabalardan kitaplardan okuyarak öğrenmediğinin altını çizen Ağca, “Türkçüyüz, Atatürkçüyüz” dedi.
Konuşmasında Türkiye’ye gelişi, yaşadıkları zorluklar, eğitim süreci, elde ettiği başarılar ve kendisine yapılan yurtdışı tekliflerini de anlatan Ağca, bugün ve gelecekte nesillere sahip çıkmak ve onlara yol göstermek için aday olduğunu vurguladı. Bugün mevcut yönetimin koltuğundan kalkmamak için olmadık yöntemler kullandığını, bu kadar koltuktan kalkmak istememelerinin nedeninin koltukları kirletmeleri olduğunu da savundu.
Yukarıda özetlediğim şekliyle BALGÖÇ’te yaşananlar Balkan camiasını mutlu edecek sevindirecek gelişmeler olmadığı gibi süreç Balkan göçmeni Türkleri fazlasıyla üzecek ve yoracak konular. Oysa BALGÖÇ kamu yararına Balkan göçmeni Türklerin kurdukları ve örnek olarak bir dönem gösterilen çok önemli bir sivil toplum kuruluşu ve hareketi. Bu derece üzücü bir süreci keşke hiç yaşamasalardı.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Alpaslan Yıldız
BAL-GÖÇ nereden nereye?
Kuşkusuz 1980’lerin sonu, 90’lar ve 2 binlerin başında Türkiye’nin en etkin ve etkili sivil toplum kuruluşlarının başında geliyordu BAL-GÖÇ. 2010’lara gelindiğinde ise yavaş yavaş etkisini kaybetmeye başladığı gibi sürekli eriyen ve sıradan bir dernek haline adeta dönüşen bir yapı oluştu. Bugün ise kongre sürecinde şahit olduklarımız gerçekten oldukça üzücü. Ortaya atılan iddialar, ağır ithamlar ve karşılıklı salvolar. Ne seçim sürecinin ne de mevcut haliyle BAL-GÖÇ’ün ne kendi kitlesine ne de kamuya bir faydası olacağını düşünmüyoruz.
Sabah Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BALGÖÇ) Başkanlığı’na aday Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca’nın tanıtım ve toplantısı vardı Crown Plaza’da. Görünümü küçük bir salon olsa da katılım oldukça iyiydi. Zaten salonların bu durumda bir gösterge olmadığı çoğu zaman ispatlanmış bir durumdu. Ağca, yapmak istediklerini de anlattı ancak asıl son günlerde ortaya atılan iddialara sert tepki gösterdi. Sorumluları hakkında 5 kuruşluk dava açacağını belirten Ağca, “O kadar değerleri var mı onu da bilmiyorum” ifadeleri ile kızgınlığını ortaya koydu.
BÖLGÖÇ’in bir dava harekete olduğunu ve kendilerinin de bu davanın ta kendisi olduğunu anlatan Ağca, yıllar içinde BALGÖÇ’ün kurucu felsefesini unutarak sıradan bir dernek haline geldiğini savundu. BALGÖÇ’ün kurulduktan sonra 15 binleri bulan üyesi, salonlarda 20-30 bin kişiyi toplayan bir örgüt olduğuna dikkati çeken Ağca, bugün hazirun listesinde 2 bin 100 kişiye düşmesinin oldukça düşündürücü ve üzücü olduğunu dile getirdi.
Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca’nın sözlerine bir süre ara vererek son günlerde ortaya atılan iddialara ve ithamlara bakalım. Malum BALGÖÇ için hali hazırda 3 aday var. Emin Balkan, Fahriye Vatansever Ağca ve Elvan Demir. Buraya bir de parantez açalım. Emin Balkan, aralıklı dört dönem başkanlık yaptı BALGÖÇ’e. Bir dönem daha aday. Sivil toplum kuruluşlarında bu kadar uzun dönem yöneticilik yapmanın mantığının da faydasının da olmadığını düşünenlerdenim.
Bu kuruluşlar kitlelerine ve toplumu hizmet etme araçları ve belli bir süre görev yapılıp bayrağı arkadan gelene teslim edilmesinin çok daha faydalı olduğu kurumlar. Şimdiden sonra yazacaklarımı Emin Balkan yapıyor ya da yaptırıyor demiyorum. Ancak Balkan’a yakın olan odaklardan bu iddia ve dedikoduların yayıldığı da bir gerçek. Bu dedikodu ve ithamların Balkan camiasına bir şey katmadığı gibi böylesi tartışmaların ancak BALGÖÇ’e zarar verdiğini herkesin gördüğünü de söyleyebilirim.
Hedefteki isim Prof. Dr. Fahriye Vatansever Ağca. Eşi de Uludağ Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Harun Ağca. Harun Ağca’nın 15 Temmuz darbe girişiminin ardından Uludağ Üniversitesi’nden FETÖ bağlantısı iddiasıyla uzaklaştırıldığı fısıltı gazetesi tarafından yayılıyor. Ancak Harun Ağca hali hazırda Uludağ Üniversitesi’nde görev yapıyor. Bağlantı olsa görevine nasıl devam ediyor?
Dahası önceki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş başta olmak üzere AK Parti’den birçok isme Fahriye Vatansever Ağca’nın profesörlük alması için gidildiği ancak eldeki istihbari bilgiler nedeniyle olumsuz yanıt verildiği de fısıldanıyor. Ancak iktidardaki önemli isimlerin istihbari veriler ışığında sıcak bakmadıkları iddia edilen Fahriye Vatansever Ağca bugün Profesör ve Yüksek İhtisas Hastanesi’nde görev yapıyor iyi mi?
Neyse dillerde dolanan AK Partili önemli isimler var atıfta bulunulan. Ve sarsıcı sözlerle atıf yapılıyor. Yine meselenin merkezinde olan isim Emin Balkan. Hiç olmazsa Emin Balkan’ın konuyla ilgili iki satır resmi açıklama yapmasında fayda var. Aksi durum kafalarda şüphe uyandırabilir. Tabi birde Fahriye Vatansever Ağca’nın hali hazırda yönetim kurulu üyesi olması ve Emin Balkan tarafından 3 yıl önce yapılan kongrede listesine alınmış olması da ayrı bir konu.
Bu özetin ardından tekrar Fahriye Vatansever Ağca’nın basın toplantısına dönelim. Mevcut yönetimi çok sert bir dille eleştiren Ağca, yönetimin birkaç kişinin elinde olduğunu bunların da tabanla aralarındaki bağlantının kopuk olduğunu bu nedenle de BALGÖÇ’ün tabanıyla arasının her geçen gün daha da açıldığını kaydetti. Mevcut yönetimin Eylül ayından beri 100’den fazla kişinin üyelik başvurularını sonuçlandırmadığını, yine son kongre kararı alındığı gün aidat ödemenin de son günü olduğunu hatırlatan Ağca, 250 liralık aidat nedeniyle BALGÖÇ üyelerinin seçme ve seçilme hakkının kullandırılmamasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
Haziran listelerine henüz ulaşamadıklarını dile getirdi yine Ağca ve demokratik bir yönetimin bu listelerin şeffaf bir şekilde vermesi gerektiğini, demokratik bir seçimin ancak böyle olabileceğini de ekledi. Mevcut yönetim ve ortaya atılan iddialara bir hayli etkili olan Ağca, “Bizi susturamayacaklar” diye yükselirken, seçilmesi halinde yönetimleri iki dönem sınırı getireceklerini yine aidat ödemenin oy kullanabilme şartı olmaktan çıkaracaklarını kaydetti. Ağca’nın bu sözleri salonda büyük alkış aldı.
Asimilasyon sürecini bizzat yaşayan birisi olduğunu, Türkan bebeğin şehit edilmesinin hemen ardından dedesinin torunlarını ve ailesini bir mağaraya götürdüğünü kasabaya döndüklerini anlattı. Bulgaristan Türklerinin davasını ve yaşadıklarını akrabalardan kitaplardan okuyarak öğrenmediğinin altını çizen Ağca, “Türkçüyüz, Atatürkçüyüz” dedi.
Konuşmasında Türkiye’ye gelişi, yaşadıkları zorluklar, eğitim süreci, elde ettiği başarılar ve kendisine yapılan yurtdışı tekliflerini de anlatan Ağca, bugün ve gelecekte nesillere sahip çıkmak ve onlara yol göstermek için aday olduğunu vurguladı. Bugün mevcut yönetimin koltuğundan kalkmamak için olmadık yöntemler kullandığını, bu kadar koltuktan kalkmak istememelerinin nedeninin koltukları kirletmeleri olduğunu da savundu.
Yukarıda özetlediğim şekliyle BALGÖÇ’te yaşananlar Balkan camiasını mutlu edecek sevindirecek gelişmeler olmadığı gibi süreç Balkan göçmeni Türkleri fazlasıyla üzecek ve yoracak konular. Oysa BALGÖÇ kamu yararına Balkan göçmeni Türklerin kurdukları ve örnek olarak bir dönem gösterilen çok önemli bir sivil toplum kuruluşu ve hareketi. Bu derece üzücü bir süreci keşke hiç yaşamasalardı.