SON DAKİKA
Hava Durumu

Bu kadar başıboş olmaz bu işler!

Yazının Giriş Tarihi: 18.12.2019 21:35
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.12.2019 21:35

Tam 17 gün boyunca devlet seferber oldu. Onlarca kişi, ekip Uludağ’ı adeta samanlıkta iğne arar gibi aradı. Umutlu bekleyiş iki dağcının cesetlerine ulaşılmasıyla son buldu. Rahmet olsun ölenlere…
Burada Uludağ ve benzeri dağlarda her isteyenin istediği gibi hareket etme keyfiyetinin de artık tartışılması gerekiyor. Malum özellikle kışın oldukça tehlikeli bir iş dağcılık ve dağ yürüyüşü. 
Şehirde kafasına esen herkesin gidip böylesi tehlikeli bir işe girişmesine bir sınırlama getirilmesi şart. Dağ yürüyüşü başta olmak üzere bu bölgelerde bildirimsiz hareket yapılmaması için önlemler alınmalı. 


Bunun dışında dağcılık ve kampçılık faaliyetleri için teknoloji harekete geçirilmeli. İzin alan dağcılara çipli bir sistem verilerek sürekli izlenmeleri bu tür olayların yaşanmasının önüne geçebilir. 
Arama kurtarma faaliyetlerini yürüten ekipler için de kolaylık sağlanmış olur. Yine dağın belli bölümlerinde dağ yürüyüşü ve kampçılık faaliyetlerine açık olabilir. Buralarda sığınma alanları oluşturulabilir. 
Acı bir olayın ardından bunları yazmak da oldukça sarsıcı ancak işin insani boyutunun yanı sıra başka boyutları da var. 
İki insanı kurtarmak için onca ekip aynı risklerle bölgeyi tarıyor. Allah göstermesin bu ekipler arasında da kayıplar verilebilirdi. 


Devlet onca mesaisini sorumsuzla başına buyruk yapılan bu tür faaliyetlere harcıyor. Helikopterler, araçlar vs seferber oluyor. İnsan hayatı tabiki paha biçilemez bir durumdur. Ancak ortadan kaldırılabilir riskler mutlak suretle kaldırılmalıdır. 
Dağlar ve dağcılık faaliyetleri öyle herkesin kafasına estiği gibi yapılabilecek işler değil. 
Üstelik bu tür kuralsızlıklar nedeniyle eş dosttan gören ve bu konularla ilgili deneyimi bilgisi ve becerisi olmayan insanlar için de daha büyük bir risk oluşturuyor. 
Öncelikle Uludağ’da derhal bildirim zorunluluğu getirilmeli. Yapılmayan bildirim için de ciddi cezalar ortaya konulmalı. 
Devlet başıboş bırakarak insanını bu tür risklere açık hale getirmemeli. İnsanların keyfiyeti üzerinden bu kuralsızlık devam ettirilmemeli. 
Bir kez daha bu acı deneyimin bir ders olmasını, gereken tedbirlerin alınmasını, Uludağ için daha hassas bir yönetim şeklinin kurulmasını diliyoruz. 
Bu son olur inşallah!    


 

Bu milleti kandırmayı bırakın!

Bu sütunlardan Türk futbolu denen tiyatroyla ilgili bir çok kez yazı yazdım. Milletin kaynaklarının bu yalan dünyaya aktarılması ve heba edilmesinin önüne geçilmesi gerektiğini söyledim. Üç beş zibidinin keyfi için milletin kaynakları heba olmasın bu futbol falan değil tiyatro dedim durdum.
Çok şükür ki bunu en yüksek sesle MHP Kocaeli Milletvekili ve eski Milli futbolcu Saffet Sancaklı, TBMM kürsüsünden herkesin suratına suratına vurdu. 
Türkiye’de futbol maalesef illegalit bir yapının pençesinde. Sorumsuz ve sadece PR yapmak isteyen kulüpler üzerinden rant devşiren bir yönetim sistemi, milletin değerlerinden uzak sadece gözünü para bürümüş topçular, beceriksiz hocalar vs vs. İşin şike, kumar ve bahis boyutuna ise hiç girmiyorum. 


MHP Kocaeli Milletvekili ve eski futbolcu Saffet Sancaklı, meclis kürsüsünden yaptığı açıklamada bu milleti kandırmaktan vazgeçin diyerek sert sözler sarf etti. 
Sancaklı, “Holding patronları şirketlerini iyi yönetiyorlar ama kulüpleri yönetemiyorlar. Türk futbolunda deniz bitti, çıkın, doğruyu anlatın bu millete, deniz bitti iflas ettik diye söyleyin'' dedi. ‘'Eğer Türk futbolu şirket olsaydı, çoktan konkordato ilan etmişti. Artık rol yapmayın, yalanlar atmayın ve bu milleti kandırmayı bırakın” diyen Sancaklı, kral çıplak diyerek kepazeliği avaz avaz bağırdı. 
 Türk futbolunun son 20 yıldır holding patronlarının, büyük şirket patronlarının güç savaşı yaptığı bir mecraya dönüştüğünü anlatan Sancaklı,  Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş'ın toplam borcunun 9 milyar liraya ulaştığını vurguladı. 
Sancaklı’nın ibretlik açıklamaları şöyle, “Holding patronu olmak için parayı yönetmeyi bilmek lazım. Maşallah, holdinglerini çok iyi yönetiyorlar, aldı başını gidiyor holdingler; aynı adamlar kulüpleri de yönetiyor ama kulüpler iflas etti. Bankalar Birliği 8 ay önce müdahale etti, 12 milyar lira borcu vardı kulüplerin, 7 milyarını iki yıl ödemesiz öteledi. Adam boğuluyor, kafasından çıkardın, 2-3 nefes aldı, şimdi aşağıda devam et. Devlet her seferinde müdahale edemez size.”
Rol yapmayı yalan atmayı bırakın diyen Sancaklı sözlerini şöyle sürdürdü; “
“İşin geldiği nokta yine rezillik. Benim futbolseverlere kötü bir haberim var: Türk futbolunda deniz bitti. Yöneticiler çıkıp doğruyu anlatsın iflas ettik desin. Türk toplumunu kandırmaktan artık vazgeçin. Artık rol yapmayı ve yalan atmayı bırakın. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın oyunculara ödediği para yıllık ortalama 500 milyon TL. Peki, ne oldu? Avrupa kupalarında var mıyız? Avrupa'nın ikinci, üçüncü sınıf takımlarının arkasında bitirdik; ya sonuncu olduk ya sondan 2'nci olduk. Hani bu oyuncular bizi uçuracaktı Sivasspor Kulübü Başkanı Mecnun Otyakmaz'ın futbolculara sene boyunca ödediği para 90 milyon TL. Diğerleri 500 milyon TL ödüyor, Hani sizin bu futbolcularınız uçacaktı, 40'ar gol atacaktı. Artık bu milleti kandırmayı bırakın. Yoksa bu işin gidişatı çok kötü.”


Türk futbolunda efsane olmuş sonrasında siyasete girmiş bir isim olan Saffet Sancaklı’nın en bildiği ve hakim olduğu alanda böylesi bir çıkış yapmış olması çok değerli. Artık devlet futboldan elini çekerek profesyonel futbola destek vermekten vazgeçmeli. 
Biran önce dernekler kanunu yeniden düzenlenerek amatör dışında futbol kulüplerinin dernekler yasası ile yönetilmesinin önüne geçilmeli. Borçlanan yönetimler zarar edilmesi durumunda bu zarardan sorumlu tutulmalı. 
Türk futbolu denen tiyatro artık sahneyi kapatmalı, gerçekten spor kulüpleri ve gerçekten futbol için emek verenlerin etkili olduğu yönetimlerde olduğu bir dönemin kapıları açılmalı. 

Sosyal medyanın gücü…

Günümüzde doğru nokta da verilen doğru tepkilerle sonuç almak çok hızlı bir şekilde olabiliyor. İşte onlardan biri Ziraat Bankası’nın Simit Sarayı denen ve battığı öne sürülen firmayla ilgili atmaya kalktığı adımla ilgili gerçekleşti. Ziraat Bankası’nın Simit Sarayı’nı kurtarmak için kredi vererek ortak olacağının gündeme gelmesinin ardından sosyal medyada büyük tepki oluştu. Yaşanan tepkiler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kadar ulaştı. 


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Malezya’da gazetecilerin Ziraat Finans Grubu’nun Simit Sarayı’nın yüzde 51’ini satın almak için Rekabet Kurumu’na başvurmasını sorması üzerine: “Bunu tasvip etmem geçmişte kamu bankaları batmıştı. Duyar duymaz genel müdürümüzü aradım. Genel Müdür konu gündeme geldi ancak düşünmüyoruz dedi.” İfadelerini kullandı. 
Yani Ziraat’ın genel müdürü zoru görünce geri vitese takmış. Şükür ki takmış. Bu olay yerinde ve haklı sebeplerle özellikle sosyal medyadan verilen tepkilerin doğruya ulaşılması noktasında oldukça etkili olduğunu bir kez daha ortaya koydu. 


 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.