Bursa’nın en öncelikli konularının başında kentsel dönüşüm geliyor ancak en sorunlu konularının başında da ne yazık ki bu acil ve hayati konudaki handikaplar var. 0.50 emsal ve hormonlu binalar başta olmak üzere şehirde yaşanan olumsuzluklar, bugünde konunun çözümünün önündeki en büyük engellerden birisi. Kökünden yanlış uygulanan bir sistem bugün gelinen noktada çoklu problem çözümlerine de zorluyor. Bu noktada İMSİAD Başkanı Şeref Demir’in önemli tespit ve önerileri oldukça dikkat çekici.
Aslında 1999 Büyük Marmara Depremi’nin ardından hayatımıza giren bir kavram kentsel dönüşüm. Yani geniş kitlelerin ilgisini çeken, geniş kitlelere etki eden. Sonrasında yaşanan depremler ve afetlerle birlikte önce İstanbul ardından da Türkiye’nin belli başlı büyük kentlerinde uygulamaya geçilen de bir alan. Çok iyi örnekler var tabiki.
Ancak Bursa’da tam da bunun aksine çok kötü örneklerle adeta dönüşümün önüne engeller konuldu. 0.50 emsal uygulaması ayrıcalığı ile özellikle Nilüfer’de başlatılan projeler, gerek hormonlu yapılaşma, gerek insanı ve yaşamı değil betonu ve daha fazla rantı önceleyen adımlarla şehrimize adeta bir travma yaşattı. Hormonlu binaları dikmek için vatandaşa verilen havuçlar, sonrasını düşünmeden atılan adımlar ve gelinen noktada kangrene dönüşen bir Bursa gerçeği.
Bugün Yıldırım Belediyesi’nin uyguladığı ve tüm kesimlerinin desteğini alan kentsel dönüşüm çalışmaları, belki de bu noktada umut vaad eden nadir örneklerden birisi. Osmangazi Belediyesi ve Nilüfer belediyesi’nin de en azından niyeti ve adımlarının olduğunu söyleyebiliriz. Mudanya Belediyesi ise planlamalarla bir süreç yönetiyor.
Peki nasıl çözümlenecek bu acil ve hayatı sorunumuz. Konunun en önemli ayaklarından birisi şüphesiz müteahhitlik müessesesi. İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İMSİAD) Başkanı ve Akyükselen İnşaat’ın sahiplerinden Şeref Demir’e uğradım geçen hafta. Aslında hak kamu ayağının hem de yüklenici olan müteahhitler tarafının daha çok kamuoyunu bilgilendirmeleri ve daha fazla proje ve fikir üretmelerinin gerekliliği ortada.
Şeref bey, konuya kafa yoran ve gerçekten bu alanda çözüm odaklı yaklaşımları ortaya koyan bir isim. Belli bir kesimin rat odaklı saçmalıklarına değil, Bursa ve geleceğe yönelik sürdürülebilir adımlara yönelik düşüncelerini dinleme fırsatı buldum. Tüm söyledikleri önemli ancak iki konu gerçekten oldukça dikkat çekici Bunlardan birincisi belki de bu alanda sürdürülebilirliği ve dönüşümü sürekli hale getirebilecek, sorunun tamamen ortadan kaldırabilecek bir öneri.
Malum Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türk devleti müthiş bir başarıya imza atarak sadece 5 yıl içinde şehirleri yeniden ayağa kaldırarak imar etti. 455 bin konut sahiplerine teslim edilirken kalan son 50 bin konut da yakın zamanda teslim edilecek. Bu yanı zamanda ufuk açan ve geleceğe umut veren bir gücün ortaya çıkması.
Şeref Demir işte tam da bu noktayı hatırlatarak, şöyle bir projeden bahsediyor. Bugün yapılan yapılan maksimum ömrünün 100 yıl olabileceğinden hareketle, konutlara bir kentsel dönüşüm fonu kurulup konut sahiplerinin bu fona katılımını sağlamak. DASK gibi uygulamalar var ancak çözüm noktasında çok da sorunu ortadan kaldırmadığı için yeterli olmuyor. Buradaki öneride ev sahipleri aylık bu fona 1-2 bin lira ödeyecek.
Türkiye’de 28 milyon civarında konut ve bağımsız birim olduğu göz önünde bulundurulduğunda çok ciddi bir kaynağın bu fonda toplanması anlamına geliyor bu durum. Fon, günü geldiğinde binaları yenileyecek. Böylece kentsel dönüşümde bir anda ortaya çıkan ve bireyleri zorlayan ekonomik koşullar ortadan kaldırılmış olacak. Yine bu bağımsız fon ülkenin çok önemli yatırımlarının yapılmasında ciddi bir güç olacak.
Belki çok tartışılan özelleştirmelerle ilgili yani köprü, yol vs bu fon tarafından işletilmesinin de önü açılabilecek. Fonda biriken paralar başka yere aktarılamayacak ve fon ülkedeki yapıların gerçek sigortası haline gelecek. Süreç içinde binaları yenileyecek, mülk sahipleri de meselenin bu tarafını düşünmeyecek. Oldukça yerinde ve mutlak suretle kamuoyu ve konunun muhatabı kesimler tarafından tartışılması gereken bir öneri.
Şeref beye uğramışken Altıparmak Çarşamba dönüşümü ile ilgili tartışmaları da sordum. Malum, en öncelikli kentsel dönüşüm muhtaç bölgelerin başında geliyor şehrin merkezindeki Altıparmak Çarşamba bölgesi. Yüksek kantı binalar ve sıkışıklık nedeniyle kentsel dönüşüm sorunun nasıl çözümleneceği uzun zamandır konuşulup tartışılıyor. Alinur Aktaş döneminde başlatılan ve bu dönemde sürdürülen bir çalışma var ancak ortaya çıkan bir şey henüz yok. Doysa bölgenin dönüşümü acil ve hayati.
Şeref Demir, bu bölgede kentsel dönüşüm için oldukça ayağı yere basan önerilerini sıralıyor. Bu bölgenin turizm açısından çok değerli bir alan olduğunu ve planlamayı ona göre yapmak gerektiğini anlatan Demir, yeme içme yerlerinden eğlence mekanlarına kadar otellerden kültür sanat merkezlerine kadar bölgenin çok dikkatli planlanması, bakkal sayısından işyeri sayısına kadar ayrıntıların belirlenerek değer katacak bir yapılanmanın sağlanması gerektiğine işaret ediyor.
Bu bölgede kentsel dönüşümde 1’e bir gibi realitesi olmayan bir dönüşümün mümkün olamayacağına dikkati çeken Demir, arsa payı kadar insanların ortak olacağı bir sistemin dönüşümün yolunu açacağını kaydediyor. Buradaki rantın dönüşüm başladıktan sonra oldukça yüksek bir hale geleceğini de anlatan Demir, insanların arsa payı kadar katıldıkları organizasyonda proje tamamlandığında o günkü değerler parasını alıp çıkabileceği gibi yine o oranda bölgenin ticaretinden kazanç da sağlamaya devam edebileceğine dikkati çekiyor.
Bölgenin konuta boğulmasından çok turisti 3-4 gece kalmasını sağlayacak, Hanlar Bölgesi, Huisar ve devamında Emir Sultan bölgesine kadar uzayacak eski Bursa’nın ayağa kalkmasını da içinde barındıran devama bir dönüşümün önünü açacağına da vurgu yapıyor. Burada bölgenin değeri göz önünde bulundurulduğunda kaynak sorunun da olmayacağını anlatan Demir’in bir de eleştirisi var. Bu bölge için uzun zamandı yapılan planlama çalışmalarına işaret eden Demir, bölgenin planlamasının açılacak bir yarışmayla ele alınmasının çok da realist olmayacağını, evet yarışmada çok önemli projeler çıkabileceğini ancak Bursa dışında çizilecek projelerin Bursa ruhunu ve kentin karakterini yansıtamayabileceğini vurguluyor.
Bu konuları ve daha fazlasını ele almaya devam edeceğiz….
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Alpaslan Yıldız
Bursa’nın dönüşümü için çok önemli öneriler!
Bursa’nın en öncelikli konularının başında kentsel dönüşüm geliyor ancak en sorunlu konularının başında da ne yazık ki bu acil ve hayati konudaki handikaplar var. 0.50 emsal ve hormonlu binalar başta olmak üzere şehirde yaşanan olumsuzluklar, bugünde konunun çözümünün önündeki en büyük engellerden birisi. Kökünden yanlış uygulanan bir sistem bugün gelinen noktada çoklu problem çözümlerine de zorluyor. Bu noktada İMSİAD Başkanı Şeref Demir’in önemli tespit ve önerileri oldukça dikkat çekici.
Aslında 1999 Büyük Marmara Depremi’nin ardından hayatımıza giren bir kavram kentsel dönüşüm. Yani geniş kitlelerin ilgisini çeken, geniş kitlelere etki eden. Sonrasında yaşanan depremler ve afetlerle birlikte önce İstanbul ardından da Türkiye’nin belli başlı büyük kentlerinde uygulamaya geçilen de bir alan. Çok iyi örnekler var tabiki.
Ancak Bursa’da tam da bunun aksine çok kötü örneklerle adeta dönüşümün önüne engeller konuldu. 0.50 emsal uygulaması ayrıcalığı ile özellikle Nilüfer’de başlatılan projeler, gerek hormonlu yapılaşma, gerek insanı ve yaşamı değil betonu ve daha fazla rantı önceleyen adımlarla şehrimize adeta bir travma yaşattı. Hormonlu binaları dikmek için vatandaşa verilen havuçlar, sonrasını düşünmeden atılan adımlar ve gelinen noktada kangrene dönüşen bir Bursa gerçeği.
Bugün Yıldırım Belediyesi’nin uyguladığı ve tüm kesimlerinin desteğini alan kentsel dönüşüm çalışmaları, belki de bu noktada umut vaad eden nadir örneklerden birisi. Osmangazi Belediyesi ve Nilüfer belediyesi’nin de en azından niyeti ve adımlarının olduğunu söyleyebiliriz. Mudanya Belediyesi ise planlamalarla bir süreç yönetiyor.
Peki nasıl çözümlenecek bu acil ve hayatı sorunumuz. Konunun en önemli ayaklarından birisi şüphesiz müteahhitlik müessesesi. İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İMSİAD) Başkanı ve Akyükselen İnşaat’ın sahiplerinden Şeref Demir’e uğradım geçen hafta. Aslında hak kamu ayağının hem de yüklenici olan müteahhitler tarafının daha çok kamuoyunu bilgilendirmeleri ve daha fazla proje ve fikir üretmelerinin gerekliliği ortada.
Şeref bey, konuya kafa yoran ve gerçekten bu alanda çözüm odaklı yaklaşımları ortaya koyan bir isim. Belli bir kesimin rat odaklı saçmalıklarına değil, Bursa ve geleceğe yönelik sürdürülebilir adımlara yönelik düşüncelerini dinleme fırsatı buldum. Tüm söyledikleri önemli ancak iki konu gerçekten oldukça dikkat çekici Bunlardan birincisi belki de bu alanda sürdürülebilirliği ve dönüşümü sürekli hale getirebilecek, sorunun tamamen ortadan kaldırabilecek bir öneri.
Malum Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Türk devleti müthiş bir başarıya imza atarak sadece 5 yıl içinde şehirleri yeniden ayağa kaldırarak imar etti. 455 bin konut sahiplerine teslim edilirken kalan son 50 bin konut da yakın zamanda teslim edilecek. Bu yanı zamanda ufuk açan ve geleceğe umut veren bir gücün ortaya çıkması.
Şeref Demir işte tam da bu noktayı hatırlatarak, şöyle bir projeden bahsediyor. Bugün yapılan yapılan maksimum ömrünün 100 yıl olabileceğinden hareketle, konutlara bir kentsel dönüşüm fonu kurulup konut sahiplerinin bu fona katılımını sağlamak. DASK gibi uygulamalar var ancak çözüm noktasında çok da sorunu ortadan kaldırmadığı için yeterli olmuyor. Buradaki öneride ev sahipleri aylık bu fona 1-2 bin lira ödeyecek.
Türkiye’de 28 milyon civarında konut ve bağımsız birim olduğu göz önünde bulundurulduğunda çok ciddi bir kaynağın bu fonda toplanması anlamına geliyor bu durum. Fon, günü geldiğinde binaları yenileyecek. Böylece kentsel dönüşümde bir anda ortaya çıkan ve bireyleri zorlayan ekonomik koşullar ortadan kaldırılmış olacak. Yine bu bağımsız fon ülkenin çok önemli yatırımlarının yapılmasında ciddi bir güç olacak.
Belki çok tartışılan özelleştirmelerle ilgili yani köprü, yol vs bu fon tarafından işletilmesinin de önü açılabilecek. Fonda biriken paralar başka yere aktarılamayacak ve fon ülkedeki yapıların gerçek sigortası haline gelecek. Süreç içinde binaları yenileyecek, mülk sahipleri de meselenin bu tarafını düşünmeyecek. Oldukça yerinde ve mutlak suretle kamuoyu ve konunun muhatabı kesimler tarafından tartışılması gereken bir öneri.
Şeref beye uğramışken Altıparmak Çarşamba dönüşümü ile ilgili tartışmaları da sordum. Malum, en öncelikli kentsel dönüşüm muhtaç bölgelerin başında geliyor şehrin merkezindeki Altıparmak Çarşamba bölgesi. Yüksek kantı binalar ve sıkışıklık nedeniyle kentsel dönüşüm sorunun nasıl çözümleneceği uzun zamandır konuşulup tartışılıyor. Alinur Aktaş döneminde başlatılan ve bu dönemde sürdürülen bir çalışma var ancak ortaya çıkan bir şey henüz yok. Doysa bölgenin dönüşümü acil ve hayati.
Şeref Demir, bu bölgede kentsel dönüşüm için oldukça ayağı yere basan önerilerini sıralıyor. Bu bölgenin turizm açısından çok değerli bir alan olduğunu ve planlamayı ona göre yapmak gerektiğini anlatan Demir, yeme içme yerlerinden eğlence mekanlarına kadar otellerden kültür sanat merkezlerine kadar bölgenin çok dikkatli planlanması, bakkal sayısından işyeri sayısına kadar ayrıntıların belirlenerek değer katacak bir yapılanmanın sağlanması gerektiğine işaret ediyor.
Bu bölgede kentsel dönüşümde 1’e bir gibi realitesi olmayan bir dönüşümün mümkün olamayacağına dikkati çeken Demir, arsa payı kadar insanların ortak olacağı bir sistemin dönüşümün yolunu açacağını kaydediyor. Buradaki rantın dönüşüm başladıktan sonra oldukça yüksek bir hale geleceğini de anlatan Demir, insanların arsa payı kadar katıldıkları organizasyonda proje tamamlandığında o günkü değerler parasını alıp çıkabileceği gibi yine o oranda bölgenin ticaretinden kazanç da sağlamaya devam edebileceğine dikkati çekiyor.
Bölgenin konuta boğulmasından çok turisti 3-4 gece kalmasını sağlayacak, Hanlar Bölgesi, Huisar ve devamında Emir Sultan bölgesine kadar uzayacak eski Bursa’nın ayağa kalkmasını da içinde barındıran devama bir dönüşümün önünü açacağına da vurgu yapıyor. Burada bölgenin değeri göz önünde bulundurulduğunda kaynak sorunun da olmayacağını anlatan Demir’in bir de eleştirisi var. Bu bölge için uzun zamandı yapılan planlama çalışmalarına işaret eden Demir, bölgenin planlamasının açılacak bir yarışmayla ele alınmasının çok da realist olmayacağını, evet yarışmada çok önemli projeler çıkabileceğini ancak Bursa dışında çizilecek projelerin Bursa ruhunu ve kentin karakterini yansıtamayabileceğini vurguluyor.
Bu konuları ve daha fazlasını ele almaya devam edeceğiz….