Ne siyaseten ne de bürokratik olarak Bursa ne yazık ki gereken manada güçlü bir yapıya bir türlü sahip olamıyor. Buna sanayicisini, tüccarını ve sivil toplumunu de eklemekte yarar var. Bursa’da atıp tutmak bedava ama iş sonuca gelince ortada ne yazık ki elle tutulur bir şey olmuyor.
Konumuz kentsel dönüşüm. Bursa özelinde kentsel dönüşüm. Malum olası depremde felaket senaryoları yazılan, data olarak da bilimsel anlamda mevcut hali bile aslında felaket olan Bursa. Olaya sadece bina müteahhit ve rant üzerinden bakarak devam ediyoruz. Oysa bunun çok ötesinde bir durum var. Yaşam, insan ve habitat….
Erzincan depreminde bu tür bir gündemimiz yoktu. Ama 1999 Büyük Marmara Depremi ile kentsel dönüşüm, afete dayanıklı binalar ve afete dirençli şehirler konusu ülkenin gündemine gelmeye başladı. Bir takım önlemler alındı alınmasına ama aradan geçen uzun yıllarda şehirleri yenilemek ve direnç kazanmalarını sağlamak mümkün olmadığı gibi, yine bu sorunlara yeni sorunlar ekleyerek, olayı afette yıkıma adeta çanak tutmaya devam etti.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti 6 Şubat 2023 depremlerinin ve büyük yıkımın üzerinden geçen 3 yılda 11 şehri ayağa kaldırmayı ve 450 binin üzerinde konutu vatandaşlarına teslim etmeyi başarmış, adeta bir mucizeyi ortaya koymuş bir devlet.
Buradan yola çıkarsak, Türkiye’nin hareket kabiliyeti, kararlılığı, direnci ve vizyonu açısından hiçbir sıkıntı yok. Ancak şehirler önce kendi dinamikleri ve kendi organizasyonları ile öne çıkmak ve hareket etmek durumunda. Devlet yol açacak ki açıyor şehirler de açılan bu yoldan adımlarını atacak. Bugün İstanbul ülkenin ve dünyanın en büyük ve önemli kentlerinden birisi. Lobisi, ekonomik ve siyasi gücü, etkisi çok üst düzeyde olan bir kent. Dolayısı ile merkezi idareden de en fazla ve katlayarak hizmet alan bir şehir.
Son yıllarda önemli kentsel dönüşüm projelerinin yanı sıra dinamik yapısıyla İstanbul büyük bir seferberlikle dönüşüyor. Bursa ise aynı hızla dövünüp duruyor. Bursa’da üretilen projeler, yapılan yatırımlar, ihtiyaçların karşılanması ve kentin geleceğe taşınma noktasında çok da umut vaad eden bir durumda olunmadığı ortada.
Herkesin bildiği ancak sadece Bursa’da konuşulan sorunların çözümü için vekilinden il başkanlarına bürokratından iş adamlarına, stklarından vatandaşa kadar güçlü bir birlikteliğe ve gür bir sesle birlikte Ankara’ya dolu dosyalar ve Bursa’nın baskısıyla gidilmesi gerekiyor ki, kimse buna yanaşmıyor açıkçası. Üretim ve ihracat açısından Türkiye’nin ilk 4 ilinden biri olan Bursa’da hava ve demiryolu sorunu ile ilgili durum ortada. İstanbul'da uygulanan yarısı bizden dönüşüm projesini bu şehre taşıyamamak nasıl bir zayıflık onu da bir kenara yazalım.
Ankara görmüyorsa Bursa’yı Bursa kendi orijinal projeleri ile Ankara’ya gösterir kendini. Ancak tekrar edelim yerel ve genel siyaset yapan isimlerin oldukça zayıf olmasının bir sonucu bu durum. Birde şehri sahiplenemeyen bürokrat tayfasının. Bursa’yı bir basamak gibi gören hiçbir bürokrattan Bursa’ya hayır gelmedi gelmeyecektir. Gelen bürokratların sessizliğe bürünmesi ve idare etmesinin en önemli nedenlerinin başında bu Bursa’yı bir geçiş alanı olarak görmelerinden kaynaklanıyor.
Bir şehrin aslında en önemli göstergelerinden birisi belediye meclisleridir. Buyrun Bursa’daki meclislerde yapılan tartışmaları bir izleyin. İşadamlarıdır buyrun izleyin. Milletvekilleridir buyrun izleyin. Bugün çıkın hangi bölgeye giderseniz gidin ve esnafından işadamına, bürokratından siyasetçisine sorun. Bursa milletvekillerinden 10 tanesini sayan kişiye rastlamak oldukça zor olacaktır. Valinin ismini, Milli Eğitim Müdürü ya da o ilçenin kaymakamının ismini sorun? Ya 10 tane etkili işadamı ismi sorun.
Kentsel dönüşümle ilgili ve Bursa’nın Bursalının geleceği ile ilgili birkaç istatistik ve birkaç hamasi lafın ötesinde bir şey yok gibi. Yıldırım Belediyesi’nin iki dönemdir ciddi bir dönüşüm gayreti ve ortaya koyduğu elle tutulur projeler var. Osmangazi’nin de belli bir aşamaya gelen projelerinin olduğunu biliyoruz. Eee gerisi?
Oysa tüm kurum kuruluşların, siyasetin, STK'ların ve halkın hep birlikte siyasetüstü bir tavır ortaya koyarak, Bursa’nın bugünü ve geleceği için hayati önem taşıyan bu konuyu birinci gündem yaparak mücadele etkeni ve güç birliği etmesi gerekmez mi?
Hala özel imarlarla hala tarım alanlarına rant projeleriyle, hala kişilerin ve zümrelerin durmak bilmeyen rant heveslerinin olumsuz sonuçlarıyla gündemimiz dolup taşarken, bu yönde bir adımı atmaya kimsenin gönüllü olmadığı da ortada.
O halde isim isim kimin ne yapmadığını anlatmaya, proje proje yapılması gerekenleri ve önerileri aktaralım bundan sonraki yazılarda.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Alpaslan Yıldız
Bursa’yı kemiren kanser: Düzensizlik düzeni!
Ne siyaseten ne de bürokratik olarak Bursa ne yazık ki gereken manada güçlü bir yapıya bir türlü sahip olamıyor. Buna sanayicisini, tüccarını ve sivil toplumunu de eklemekte yarar var. Bursa’da atıp tutmak bedava ama iş sonuca gelince ortada ne yazık ki elle tutulur bir şey olmuyor.
Konumuz kentsel dönüşüm. Bursa özelinde kentsel dönüşüm. Malum olası depremde felaket senaryoları yazılan, data olarak da bilimsel anlamda mevcut hali bile aslında felaket olan Bursa. Olaya sadece bina müteahhit ve rant üzerinden bakarak devam ediyoruz. Oysa bunun çok ötesinde bir durum var. Yaşam, insan ve habitat….
Erzincan depreminde bu tür bir gündemimiz yoktu. Ama 1999 Büyük Marmara Depremi ile kentsel dönüşüm, afete dayanıklı binalar ve afete dirençli şehirler konusu ülkenin gündemine gelmeye başladı. Bir takım önlemler alındı alınmasına ama aradan geçen uzun yıllarda şehirleri yenilemek ve direnç kazanmalarını sağlamak mümkün olmadığı gibi, yine bu sorunlara yeni sorunlar ekleyerek, olayı afette yıkıma adeta çanak tutmaya devam etti.
Bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti 6 Şubat 2023 depremlerinin ve büyük yıkımın üzerinden geçen 3 yılda 11 şehri ayağa kaldırmayı ve 450 binin üzerinde konutu vatandaşlarına teslim etmeyi başarmış, adeta bir mucizeyi ortaya koymuş bir devlet.
Buradan yola çıkarsak, Türkiye’nin hareket kabiliyeti, kararlılığı, direnci ve vizyonu açısından hiçbir sıkıntı yok. Ancak şehirler önce kendi dinamikleri ve kendi organizasyonları ile öne çıkmak ve hareket etmek durumunda. Devlet yol açacak ki açıyor şehirler de açılan bu yoldan adımlarını atacak. Bugün İstanbul ülkenin ve dünyanın en büyük ve önemli kentlerinden birisi. Lobisi, ekonomik ve siyasi gücü, etkisi çok üst düzeyde olan bir kent. Dolayısı ile merkezi idareden de en fazla ve katlayarak hizmet alan bir şehir.
Son yıllarda önemli kentsel dönüşüm projelerinin yanı sıra dinamik yapısıyla İstanbul büyük bir seferberlikle dönüşüyor. Bursa ise aynı hızla dövünüp duruyor. Bursa’da üretilen projeler, yapılan yatırımlar, ihtiyaçların karşılanması ve kentin geleceğe taşınma noktasında çok da umut vaad eden bir durumda olunmadığı ortada.
Herkesin bildiği ancak sadece Bursa’da konuşulan sorunların çözümü için vekilinden il başkanlarına bürokratından iş adamlarına, stklarından vatandaşa kadar güçlü bir birlikteliğe ve gür bir sesle birlikte Ankara’ya dolu dosyalar ve Bursa’nın baskısıyla gidilmesi gerekiyor ki, kimse buna yanaşmıyor açıkçası. Üretim ve ihracat açısından Türkiye’nin ilk 4 ilinden biri olan Bursa’da hava ve demiryolu sorunu ile ilgili durum ortada. İstanbul'da uygulanan yarısı bizden dönüşüm projesini bu şehre taşıyamamak nasıl bir zayıflık onu da bir kenara yazalım.
Ankara görmüyorsa Bursa’yı Bursa kendi orijinal projeleri ile Ankara’ya gösterir kendini. Ancak tekrar edelim yerel ve genel siyaset yapan isimlerin oldukça zayıf olmasının bir sonucu bu durum. Birde şehri sahiplenemeyen bürokrat tayfasının. Bursa’yı bir basamak gibi gören hiçbir bürokrattan Bursa’ya hayır gelmedi gelmeyecektir. Gelen bürokratların sessizliğe bürünmesi ve idare etmesinin en önemli nedenlerinin başında bu Bursa’yı bir geçiş alanı olarak görmelerinden kaynaklanıyor.
Bir şehrin aslında en önemli göstergelerinden birisi belediye meclisleridir. Buyrun Bursa’daki meclislerde yapılan tartışmaları bir izleyin. İşadamlarıdır buyrun izleyin. Milletvekilleridir buyrun izleyin. Bugün çıkın hangi bölgeye giderseniz gidin ve esnafından işadamına, bürokratından siyasetçisine sorun. Bursa milletvekillerinden 10 tanesini sayan kişiye rastlamak oldukça zor olacaktır. Valinin ismini, Milli Eğitim Müdürü ya da o ilçenin kaymakamının ismini sorun? Ya 10 tane etkili işadamı ismi sorun.
Kentsel dönüşümle ilgili ve Bursa’nın Bursalının geleceği ile ilgili birkaç istatistik ve birkaç hamasi lafın ötesinde bir şey yok gibi. Yıldırım Belediyesi’nin iki dönemdir ciddi bir dönüşüm gayreti ve ortaya koyduğu elle tutulur projeler var. Osmangazi’nin de belli bir aşamaya gelen projelerinin olduğunu biliyoruz. Eee gerisi?
Oysa tüm kurum kuruluşların, siyasetin, STK'ların ve halkın hep birlikte siyasetüstü bir tavır ortaya koyarak, Bursa’nın bugünü ve geleceği için hayati önem taşıyan bu konuyu birinci gündem yaparak mücadele etkeni ve güç birliği etmesi gerekmez mi?
Hala özel imarlarla hala tarım alanlarına rant projeleriyle, hala kişilerin ve zümrelerin durmak bilmeyen rant heveslerinin olumsuz sonuçlarıyla gündemimiz dolup taşarken, bu yönde bir adımı atmaya kimsenin gönüllü olmadığı da ortada.
O halde isim isim kimin ne yapmadığını anlatmaya, proje proje yapılması gerekenleri ve önerileri aktaralım bundan sonraki yazılarda.