SON DAKİKA
Hava Durumu

CHP'nin nafile MHP gayreti…

Yazının Giriş Tarihi: 02.02.2017 22:54
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.02.2017 22:54
Başta CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere CHP’de hemen hemen herkes, ağız birliği etmiş Devlet Bahçeli ve MHP’yi hedef alıyor. MHP üzerine oynayarak ülkücülerin referandumda “Hayır” demesini umut ediyor. Hakaretler, suçlamalar, aşağılamalar gırla gidiyor. 7 Haziran seçimlerinin ardından MHP’ye başbakanlık koltuğunu dahi teklif edip CHP-MHP-HDP koalisyonu önermiş, doğal olarak Devlet Bahçeli ağır bir cevap vermişti.

Sonrasında CHP ve Kılıçdaroğlu, MHP ve Bahçeli üzerine oynamaya devam etti. 1 Kasım seçimlerinin ardından da yine hedef Bahçeli ve MHP’ydi. Referandum sürecinde bu durum doruğa ulaştı. TBMM’de CHP’li konuşmacılar MHP ve Devlet Bahçeli’yi eleştirdi, hatta günlerce konuşulan Ankara Bağımsız Milletvekili Aylin Nazlıaka Meclis’teki eylemini Bahçeli’ye dönerek ve onu hedef alarak yaptı.

MHP ve Devlet Bahçeli’yi hedef alarak ülkücü tabanı MHP’den koparıp “Hayır” oyu vermelerini sağlamak istiyor CHP ancak bunun bu yöntemle olmayacağı olamayacağı ortada. Bir yandan MHP’nin felsefesine hakaretler yağdırıp, aşağılayıp diğer taraftan ülkücülerin kendileriyle birlikte hareket edeceğini beklemek saflıktan ileri bir şey değildir. İstisnalar dışında hiçbir Ülkücünün bölücü örgüt PKK ve siyasi kanadı olan HDP ile aynı kanatta olmaz, oy kullanmaz. Hiçbir ülkücü parti içi ya da dışı siyasi çekişme nedeniyle ülkeyi, milleti, devletin geleceğini riske atmaz. HDP’nin PKK’nın destek verdiği bir ittifakın içinde olmaz. MHP’lilerin CHP söylemlerine itibar etmeyeceği tecrübelerle sabit.

Üstelik 1982 Anayasası ve sözde parlamenter sistem bugüne kadar en çok MHP ve ülkücülere zarar vermişken. Her seferinde antidemokratik yapılar tarafından kapısına kilit vurulan, zindanlara atılan, hakaret gören, aşağılanmaya çalışılan ülkücülerin parlamenter sistemin yanında olması da hayatın doğal akışına zaten uymayan bir durumdur.

MHP ile CHP arasındaki en temel fark MHP’nin kendi politikalarını, kendi bakışını ortaya koyup, onun ardından yürümesidir. CHP ise kendi siyasetini üretmek yerine karşısında üretilen siyaseti eleştirmek, ona karşı çıkmakla konumlandırıyor kendini. Sadece buradan baktığımızda bile CHP-MHP’nin yol yürümesinin mümkün olmadığı ortada. Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin çabası da beyhude.

CHP’nin öncelikle 70 yıldır neden tek başına iktidara gelemediğini sorgulaması, hiç olmasa son 15 yılda aldığı yenilgilerin nedenini bulgur kömür söyleminden öteye geçerek araştırması daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır. Referandum sürecinde de MHP ve Bahçeli üzerine oynamak yerine neden bu değişikliğin yapılmaması gerektiğine halkı inandıracak çalışmalar yapması daha iyi bir yöntem olabilir.

--------------

 
İHA ile DHA’yı kapıştıran haber


Hafta başında İHA tarafından servis edilen Alemdar Mahallesi’nden mahallelinin silahla uyuşturucu nöbeti tuttuğu yönündeki haber, dün yeni bir boyut kazandı. Haberin ardından, silahla poz veren vatandaş emniyet tarafından gözaltına alındı. Muhtar hakkında da soruşturma başlatıldı. Haber dün sabah erken saatte DHA tarafından servis edildi. Yapılan haberin düzenlenecek operasyonu engellediği de açık açık yazıldı haberde. Birkaç saat sonra da İHA benzer bir haberi yayına sürdü. İki ajansın kapışmasında emniyetin DHA’yı seçtiği de haberin ilk bu ajanstan yayınlanmasıyla belli oldu. İki ajansın kapışması sosyal medyada da sürdü.

-------------------------------
Bakan’a rağmen ekmeğe zam!


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, çok değil yaklaşık bir ay önce ekmek zammı söylemlerine,  "Ekmek fiyatlarıyla ilgili buğday kaynaklı bir artış kesinlikle söz konusu değil, ama başka nedenlerle olabilir mi? Bugün itibarıyla ekmeğe zam falan söz konusu değil. Federasyon ile birlikte değerlendiriyoruz. Un ve buğday kaynaklı hiç bir artış söz konusu değil. Yani kapıda zam yok" demişti.

Ancak önceki gün Bursa Fırıncılar Odası ekmeğe yüzde 25 oranında şok bir zam yaptı. 250 gramlık ekmeğin fiyatı 1 liradan 1 lira 25 kuruşa çıktı. Simit için de aynı zam geçerli olacak.  Bursa Fırıncılar Odası Başkanı Adnan Yılmaz, zammı zorunlu yaptıklarını ileri sürdü.

Ucuza satanın da gramdan çaldığını iddia etti. Yılmaz’ın açıklamalarında bir de itiraf var. Zam kararı aslında 4 ay önce alınmış. Büyükşehir ertelenmesini rica etmiş. Onlar da ertelemiş. Yani bu zam kararı Bakan Çelik’in açıklama yaptığı anda vardı.

Ve Bakan’a rağmen fırıncılar zamdan vazgeçmedi. Oysa halen 60-70 kuruşa marketlerde ekmek satışı yapılıyor. Fırınların marketlere 50-60 kuruştan ekmek verdiği de biliniyor. BESAŞ ise 2017 yılı içinde zam yapmayacağını açıklamış. Yani 400 gram ekmek 1 liradan satılmaya devam edecek.

Referandum öncesi bu tür adımlar birkaç gün önce köşemizde yer verdiğimiz Turgut Özal’ın o ünlü sözünü akıllara getiriyor. Seçime kısa bir süre kala Şeker Fabrikaları Genel Müdürü zam yapınca Özal derhal görevden almıştı. Özal, gazetecilere “Seçim öncesi zam yapacak kadar enayi miyim?” Şimdi Bursa’da referandum öncesi bu yapılanlara bakarsak, acaba birileri referandumla ilgili farklı hesaplar peşinde mi koşuyor?

Yazımızı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in uyarısı ile tamamlayalım: "Kimse milletin sofrasının ayrılmaz bir parçası olan ekmeği vatandaşımızın boğazına dizmeye kalkmasın. Vatandaşın yediği ekmekle uğraşmak kimsenin ekmek kapısı olmamalıdır."

----------------------------

 

 
Zeyrek’in alınması
Yaklaşık 3 yıl önce Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayımlanan yönetici atama yönetmeliği kapsamında Bursa’da birçok okul müdürüyle birlikte İl Milli Eğitim Müdürü’nün yanı sıra İlçe Milli Eğitim Müdürleri de değiştirilmişti. Her ne kadar o dönem kamuoyunda çok tartışılsa da bu tür görevlerde insanların çok uzun süreler kalmasının mahsurları da hep söylenegelir.  İşte o dönem görevden alınan İlçe Müdürlerinden bazıları yargı yoluna gitti. İdare Mahkeme bir süre önce bunlarla ilgili göreve iade kararı aldı. Nitekim Osmangazi İlçe Milli Eğitim Müdürüyken görevden alınan Mustafa Zeyrek’te 10 gün önce mahkeme kararı ile görevine iade edildi. Mahkeme kararı ile göreve dönen Zeyrek’in yeniden alınması sürpriz olmadı. Beklenen bir sonuçtu. Bu tarihinden beri böyle devam eden bir uygulama. Nitekim son yıllarda görmesek de 2000’li yılların başı ve öncesinde 30-40 defa görevden alınıp mahkeme kararı ile göreve dönen müdürler oldu. Yöneten iradenin en azından yönetici pozisyonunda kendi ekibiyle çalışma isteğinin anormal karşılanmaması gerekir. Mahkeme kararı ile koltuğuna dönme imkânı olmasına rağmen başlamayıp bu hakkını kullanmayanlar olduğunu biliyoruz. Bizce doğrusunu yapıyorlar. 3 gün o koltuğa oturmanın çok da bir önemi yok. Asıl olan eğitimse uzun yıllar görev yapan bu yöneticilerin, bayrağı teslim ettim diyerek, arkadan gelenlere yerlerini bırakmaları en doğru karar olacaktır.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.