Bursa’nın gözüne baka baka, Kestel insanların zehirlendiğini hiçe sayarak, kanunen ÇED raporu alamayacağı 2018 tarihinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının gönderdiği yazı ile sabit olan Bursa Çimento, devasa bir tesis daha yaptı zehir kusan fabrikanın yanına. Bir süre önce TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası’nın da suç duyurusunda bulunduğu bu kanun tanımazlıkla ilgili Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü bünyesinde bir çalışma başlattı. Şimdi Bursa’nın gözü bu kurumda. Umuyoruz ki hukuku arkadan dolaşıp adeta devlete meydan okumaya kalkan bu işletmeyle ilgili gereken yapılır ve kaçak yaptığı tesisler yıkılır.
Bursa’da yıllardır hava kirliliğinin en fazla etkilediği bölgelerin başında Kestel geliyor. Buradaki fabrikaların baca takmamak için binbir yola başvurduğunu da ibretle izliyoruz. Bir yandan ilçe halkı feryat ederken bir yandan da bilimsel veriler ilçede kanser hastalarının artışını gözler önüne seriyor. İki yıldır ben ve birkaç gazeteci arkadaşım konuyu sık sık gündeme taşıyor, kamunun neden bu hukuksuzluğa ses çıkarmadığını soruyoruz. Bursa Çimento bir yandan da borsaya kote. Yani her işlemini KAP’a ve ortaklarına duyurmak zorunda olan bir kuruluş. Ancak ya bu duyuruları yapmıyor ya da yaparken de kısmen yapıyor tüm gerçekliği ile aktarmıyor.
Son genel kurulda da tartışmalara yol açan bu durum Bursa kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, nihayet Bursa Valiliği ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü harekete geçti. Mimarlar Odası, CİMER, savcılık ve ilgili tüm kurumlar nezdinde şikayetlerde bulunmuştu. Bunun etkisiyle bu hareketin gerçekleştiğini ve olumlu bir durum ortaya çıktığını söyleyebiliriz.
Müdürlükte yapılan görevlendirmeyle Bursa Çimento meselesini inceleyecek. Ancak sermayenin Türkiye genelinde kanun tanımaz tavrını göz önünde bulundurduğumuzda, burada ortaya çıkaracağı rapor ve verilecek karar oldukça kritik. Umuyoruz ki burada toprağı, havayı ve en önemlisi insanı zehirleyen bu fabrikanın mevcut tesisinin rehabilite edilip tam bir filtreleme sistemi ile kirliliği minimuma düşürmesi sağlanırken, kapasite artışı sağlayan 250’ye yakın ruhsatsız yapıyla ilgili de yıkım kararları alınır. Umuyoruz ve takip de ediyoruz ki kapasite artıyı izne tabi olmasına rağmen yeni tesisler günlük kapasitesini 3’e çıkaran ve ÇED almadan bu tesisleri inşa eden Bursa Çimento, Bursalılara yaşattıklarının bedelini öder. Bu arada Çimento’nun özel kanunla korunan Orman alanına girdiği de ortaya çıkmıştı. Dolayısıyla firma ne yazık ki ne Bursa’yı ne Bursalıyı ne de kanunları hiçe sayıyor.
Bursa Valisi Erol Ayyıldız beyden de süreçle ilgili kamuoyunun beklentilerini ve bilgi edinme haklarını göz önünde bulundurarak en kısa zamanda kamuoyuna tüm ayrıntıları ile Bursa Çimento gerçeğini aktarmasını beklemek tüm Bursalıların hakkı. Öyle ki devletin temsilcisi olan Vali’nin dahi bu konuda sessiz kalması kabul edilebilir bir durum asla olamaz.
Bursa çimento ile ilgili yakın tarihte bir gelişme daha yaşanmıştı. Önceki yazılarımızda kaleme aldığımız konu TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası’nın tüm girişimlerine rağmen Kestel ve Büyükşehir Belediyesi’nden alamadığı planlar ile ilgili Mimarlar Odası, uydu görüntülerini inceleyerek tespit edilen kaçak ve ruhsatsız yapılarla ilgili suç duyurusunda bulunmuştu. Bu suç duyurusuyla ilgili süreci de dikkatle takip ediyoruz. Dün konuyla ilgili bir yazı kaleme alan Gazeteci Yaman Kaya, suç duyurusunun ayrıntılarını kamuoyuna duyurdu. İşte o suç duyurusunun bazı bölümleri;
"Bursa Çimento'ya ait olduğu değerlendirilen parseller üzerinde yürütülen yapılaşma ve kullanım faaliyetlerine ilişkin tarafımıza ulaşan bilgiler ve yapılan saha incelemeleri neticesinde; söz konusu alanlarda ruhsatsız ve imar mevzuatına aykırı yapılaşmalar bulunduğu...
Mevcut yapıların bir kısmının onaylı mimari projelerde yer almadığı...
Ayrıca fabrika tesislerinin orman vasfı taşıyan alanlara doğru genişlediği ve bu alanlarda herhangi bir yapılaşma izni bulunmaksızın çeşitli tesis, uzantı ve kullanım alanlarının oluşturulduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında, yalnızca maden işletme izni kapsamında kullanılması gereken alanların bu amaç dışında kullanıldığı... Orman alanları içerisinde fabrika faaliyetlerine hizmet eden yapı, tır otoparkı ve ticari işletmelerin bulunduğu... Tarla vasfındaki parsellerin de amacı dışında sanayi faaliyetlerine tahsis edildiği anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu faaliyetlerin 3194 sayılı İmar Kanunu, 6831 sayılı Orman Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil ettiği ve ruhsatsız yapılaşma, orman alanlarının izinsiz kullanımı ile tahsis amacı dışına çıkılması suretiyle suç teşkil edebileceği değerlendirilmektedir."
"Çimento fabrikasının faaliyetlerine hizmet eden ağır vasıta (tır) araçları için otopark alanı olarak kullanılan 1129 ada 1 parselin, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre "tarla" vasfında olduğu anlaşılmasına rağmen fabrikaya hizmet edecek şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir."
"Söz konusu parselin üç cephesinin bitişiğinde 1119 ada 1 parselde yer alan Devlet Ormanı bulunmakta olup, yapılan saha incelemelerinde tır otoparkı olarak kullanılan alanın bir kısmının bu orman alanına taşmış olduğu açıkça gözlemlenmiştir."
"Devlet Ormanı sınırları içerisinde yine tır otoparkına hizmet eder nitelikte faaliyet gösteren bir lokanta işletmesinin bulunduğu da tespit edilmiştir. Bu durum, hem tarla vasıflı taşınmazın amacı dışında kullanıldığını hem de orman alanının izinsiz şekilde işgal edilerek ticari faaliyetlere tahsis edildiğini ortaya koymakta olup, ilgili mevzuat kapsamında açık bir hukuka aykırılık teşkil etmektedir."
Aslında her şey gün gibi net ortada. Bir hukuk tanımazlık ve paranın gücüyle her şeyi yaparım mantığı hüküm sürüyor. Bursa siyaseti ve bürokrasisi de izliyor. Bir iki muhalif ses dışında kimsenin sesi çıkmıyor ve çıkamıyor. Nasıl bir korku düzenine teslim oluyorsa Bursa, doğruya doğru yanlışa yanlış demekten bile imtina ediyor siyasetinden bürokrasisine herkes. Oysa Bursa, bu kadar değersiz bir şehir değil. Bu kadar hırpalanmasına müsaade edilebilecek bir şehir değil. Bursa rant uğruna feda edilebilecek bir şehir değil.
Bursa bir karar almalı ve arkasında durmalı. Bursa Çimento, havaya suya ve insana zarar vermeyeceği bir alana taşınmalı. Hiçbir şey insan hayatından ve yaşam alanımız Bursa’dan değerli olamaz. Bursa Çimento’yu izlemeye ve süreçleri aktarmaya devam edeceğiz. Bursa Valiliği ve ilgili kurumlarla siyaseti de bu konuda dikkatle takip ediyoruz.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Alpaslan Yıldız
Çimento için gözler Valilikte!
Bursa’nın gözüne baka baka, Kestel insanların zehirlendiğini hiçe sayarak, kanunen ÇED raporu alamayacağı 2018 tarihinde Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının gönderdiği yazı ile sabit olan Bursa Çimento, devasa bir tesis daha yaptı zehir kusan fabrikanın yanına. Bir süre önce TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası’nın da suç duyurusunda bulunduğu bu kanun tanımazlıkla ilgili Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü bünyesinde bir çalışma başlattı. Şimdi Bursa’nın gözü bu kurumda. Umuyoruz ki hukuku arkadan dolaşıp adeta devlete meydan okumaya kalkan bu işletmeyle ilgili gereken yapılır ve kaçak yaptığı tesisler yıkılır.
Bursa’da yıllardır hava kirliliğinin en fazla etkilediği bölgelerin başında Kestel geliyor. Buradaki fabrikaların baca takmamak için binbir yola başvurduğunu da ibretle izliyoruz. Bir yandan ilçe halkı feryat ederken bir yandan da bilimsel veriler ilçede kanser hastalarının artışını gözler önüne seriyor. İki yıldır ben ve birkaç gazeteci arkadaşım konuyu sık sık gündeme taşıyor, kamunun neden bu hukuksuzluğa ses çıkarmadığını soruyoruz. Bursa Çimento bir yandan da borsaya kote. Yani her işlemini KAP’a ve ortaklarına duyurmak zorunda olan bir kuruluş. Ancak ya bu duyuruları yapmıyor ya da yaparken de kısmen yapıyor tüm gerçekliği ile aktarmıyor.
Son genel kurulda da tartışmalara yol açan bu durum Bursa kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, nihayet Bursa Valiliği ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü harekete geçti. Mimarlar Odası, CİMER, savcılık ve ilgili tüm kurumlar nezdinde şikayetlerde bulunmuştu. Bunun etkisiyle bu hareketin gerçekleştiğini ve olumlu bir durum ortaya çıktığını söyleyebiliriz.
Müdürlükte yapılan görevlendirmeyle Bursa Çimento meselesini inceleyecek. Ancak sermayenin Türkiye genelinde kanun tanımaz tavrını göz önünde bulundurduğumuzda, burada ortaya çıkaracağı rapor ve verilecek karar oldukça kritik. Umuyoruz ki burada toprağı, havayı ve en önemlisi insanı zehirleyen bu fabrikanın mevcut tesisinin rehabilite edilip tam bir filtreleme sistemi ile kirliliği minimuma düşürmesi sağlanırken, kapasite artışı sağlayan 250’ye yakın ruhsatsız yapıyla ilgili de yıkım kararları alınır. Umuyoruz ve takip de ediyoruz ki kapasite artıyı izne tabi olmasına rağmen yeni tesisler günlük kapasitesini 3’e çıkaran ve ÇED almadan bu tesisleri inşa eden Bursa Çimento, Bursalılara yaşattıklarının bedelini öder. Bu arada Çimento’nun özel kanunla korunan Orman alanına girdiği de ortaya çıkmıştı. Dolayısıyla firma ne yazık ki ne Bursa’yı ne Bursalıyı ne de kanunları hiçe sayıyor.
Bursa Valisi Erol Ayyıldız beyden de süreçle ilgili kamuoyunun beklentilerini ve bilgi edinme haklarını göz önünde bulundurarak en kısa zamanda kamuoyuna tüm ayrıntıları ile Bursa Çimento gerçeğini aktarmasını beklemek tüm Bursalıların hakkı. Öyle ki devletin temsilcisi olan Vali’nin dahi bu konuda sessiz kalması kabul edilebilir bir durum asla olamaz.
Bursa çimento ile ilgili yakın tarihte bir gelişme daha yaşanmıştı. Önceki yazılarımızda kaleme aldığımız konu TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası’nın tüm girişimlerine rağmen Kestel ve Büyükşehir Belediyesi’nden alamadığı planlar ile ilgili Mimarlar Odası, uydu görüntülerini inceleyerek tespit edilen kaçak ve ruhsatsız yapılarla ilgili suç duyurusunda bulunmuştu. Bu suç duyurusuyla ilgili süreci de dikkatle takip ediyoruz. Dün konuyla ilgili bir yazı kaleme alan Gazeteci Yaman Kaya, suç duyurusunun ayrıntılarını kamuoyuna duyurdu. İşte o suç duyurusunun bazı bölümleri;
"Bursa Çimento'ya ait olduğu değerlendirilen parseller üzerinde yürütülen yapılaşma ve kullanım faaliyetlerine ilişkin tarafımıza ulaşan bilgiler ve yapılan saha incelemeleri neticesinde; söz konusu alanlarda ruhsatsız ve imar mevzuatına aykırı yapılaşmalar bulunduğu...
Mevcut yapıların bir kısmının onaylı mimari projelerde yer almadığı...
Ayrıca fabrika tesislerinin orman vasfı taşıyan alanlara doğru genişlediği ve bu alanlarda herhangi bir yapılaşma izni bulunmaksızın çeşitli tesis, uzantı ve kullanım alanlarının oluşturulduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında, yalnızca maden işletme izni kapsamında kullanılması gereken alanların bu amaç dışında kullanıldığı... Orman alanları içerisinde fabrika faaliyetlerine hizmet eden yapı, tır otoparkı ve ticari işletmelerin bulunduğu... Tarla vasfındaki parsellerin de amacı dışında sanayi faaliyetlerine tahsis edildiği anlaşılmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu faaliyetlerin 3194 sayılı İmar Kanunu, 6831 sayılı Orman Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil ettiği ve ruhsatsız yapılaşma, orman alanlarının izinsiz kullanımı ile tahsis amacı dışına çıkılması suretiyle suç teşkil edebileceği değerlendirilmektedir."
"Çimento fabrikasının faaliyetlerine hizmet eden ağır vasıta (tır) araçları için otopark alanı olarak kullanılan 1129 ada 1 parselin, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü kayıtlarına göre "tarla" vasfında olduğu anlaşılmasına rağmen fabrikaya hizmet edecek şekilde kullanıldığı tespit edilmiştir."
"Söz konusu parselin üç cephesinin bitişiğinde 1119 ada 1 parselde yer alan Devlet Ormanı bulunmakta olup, yapılan saha incelemelerinde tır otoparkı olarak kullanılan alanın bir kısmının bu orman alanına taşmış olduğu açıkça gözlemlenmiştir."
"Devlet Ormanı sınırları içerisinde yine tır otoparkına hizmet eder nitelikte faaliyet gösteren bir lokanta işletmesinin bulunduğu da tespit edilmiştir. Bu durum, hem tarla vasıflı taşınmazın amacı dışında kullanıldığını hem de orman alanının izinsiz şekilde işgal edilerek ticari faaliyetlere tahsis edildiğini ortaya koymakta olup, ilgili mevzuat kapsamında açık bir hukuka aykırılık teşkil etmektedir."
Aslında her şey gün gibi net ortada. Bir hukuk tanımazlık ve paranın gücüyle her şeyi yaparım mantığı hüküm sürüyor. Bursa siyaseti ve bürokrasisi de izliyor. Bir iki muhalif ses dışında kimsenin sesi çıkmıyor ve çıkamıyor. Nasıl bir korku düzenine teslim oluyorsa Bursa, doğruya doğru yanlışa yanlış demekten bile imtina ediyor siyasetinden bürokrasisine herkes. Oysa Bursa, bu kadar değersiz bir şehir değil. Bu kadar hırpalanmasına müsaade edilebilecek bir şehir değil. Bursa rant uğruna feda edilebilecek bir şehir değil.
Bursa bir karar almalı ve arkasında durmalı. Bursa Çimento, havaya suya ve insana zarar vermeyeceği bir alana taşınmalı. Hiçbir şey insan hayatından ve yaşam alanımız Bursa’dan değerli olamaz. Bursa Çimento’yu izlemeye ve süreçleri aktarmaya devam edeceğiz. Bursa Valiliği ve ilgili kurumlarla siyaseti de bu konuda dikkatle takip ediyoruz.