SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kamu yönetiminde reform acil bir zorunluluk!

Yazının Giriş Tarihi: 26.01.2026 15:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.01.2026 16:00

Türkiye genelinde kamu idaresiyle ilgili gerçekten sıkıntılar her geçen gün artıyor. Daha önce önlem alınması ve tepeden tırnağa yenilenmesi gerekiyordu ve gerçekten çok geç kalındı. Ancak zararın neresinden dönersen kardır sözünden hareketle bugün Anayasa’dan çok daha acil ele alınması gereken konu Kamu Yönetim Reformu olmalıdır.

Genel idarelerle yerel iradeleri çok da birbirinden ayırmak mümkün değil ancak biz geneli bırakın Bursa üzerinden örnekleyerek gidelim. Zaman zaman da merkezi idareye atıfta bulunalım. Bugün Bursa’da hem genel hem de yerel yönetimler açısından oldukça zor bir süreç işliyor. Ne yazık ki her şey birbirine girmiş durumda ve birbirini tetikleyen meseleler nedeniyle şehir her geçen gün daha fazla kaosa doğru gidiyor.

Öncelikle örneğin kaymakamların ve birkaç tanesi hariç ilçe belediyelerinin hareket kabiliyetleri ortadan kalkmış durumda. Kaymakamlar ve bağlı birimleri Büyükşehir Yasası ile birlikte işlevsiz ve görevsiz kalırken, ne yazık ki kaymakamlar artık temsil ağırlama ile memur disiplin işlerini yapan güdük bir sistem dahilinde görev yapıyorlar. Zaman zaman yerel yönetimlerle kaymakamlar arasında uyuşmazlıklar da aslında bu alanın yetki sınırlarının ve görevlerinin tam olarak belirlenmemiş olması.

Nüfusu olan ve gücü bir nebze de olsa bulunan ilçe belediyeleri dışındaki belediyeler ise maaş ödemekten ve toplayabilirlerle çöpleri toplamaktan ileriye gidemiyorlar. İlçe belediyeleri ile Büyükşehir Belediyeleri arasında hizmet alanlarının sınırlarının çizilmiş olması nedeniyle de ilçe belediyeleri şu anda üstlerine düşen görevleri yapamaz durumda.

Büyük ilçeler ve Büyükşehirlerde de siyasetin kamu görevinin önüne geçiyor olması nedeniyle büyük sorun ve sıkıntılar yaşanıyor. Burada artık belediyeler çarkı döndüremez hale geliyor ve belediyelerin hizmet sınırlarının, personel rejiminin, iktisadi işlemlerinin, yönetim organizasyon tablosunun tekrar ele alınarak, sınırlarının ve kurallarının net olarak belirlenmesi oldukça önemli.

Büyükşehir Belediyesi ile ilgili son dönemde yaşayan birkaç tartışmaya bakalım burada. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey göreve gelmeden önce seçilirse suya yüzde 25 indirim uygulayacağını duyurmuştu. Seçildikten sonra da bu sözünü yerine getirerek, indirimi yapmıştı. Ancak devam eden süreçte BUSKİ’nin borçlarının bu şekilde çevrilemeyeceği, mevcut durum ile devam edilmesi durumunda BUSKİ’nin iflas bayrağını çekeceği ortaya çıktı. Nitekim Bozbey de bu durumu kabul ederek indirim yapılmasının yanlış olduğunu kabul etti. Suya ciddi bir zam yapılırken, önceki yıllarda kaldırılan katı atık bedeli de faturalara geri döndü.

Aslında herkesin durumu idare ettiğinin en bariz örneklerinden birisi BUSKİ su zammı ve ulaşım zamları oldu. Her iki zam da Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’ne geldi. Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran AK Parti, her iki zam konusunda da aynı yöntemi uyguladı. BUSKİ ve BURULAŞ’ın bu şartlarda batacağını sokaktaki çocuk bile görebilirken, siyasetin görmeme ihtimali yoktu.

AK Parti, iki şirketin batmasına yol açacak bir siyasi direnişte bulunmadı ancak sorumluluğu da CHP’nin alması için oylamalara az sayıda üyenin katılmasını sağlayarak zam kararlarının CHP grubu tarafından kabul edilmesine olanak tanıdı. Pek tabiki bu yolu açtıktan sonra eleştirilerini de sıralamaya ve kamuoyunda gündem oluşturma yoluna gitti ve gidiyor. Siyaseten oldukça mantıklı hamleler.

Sırtında küfe taşıyan Mustafa Bozbey ve ekibi ise zorunlu zamları yaptıktan sonra bu zamların nedenini açıklamaya çalışıyor ancak hayatın her anında vatandaşın en doğal hakkı ve ihtiyacı olan su faturalarının astronomik rakamlara ulaşması, yine ulaşımın neredeyse lüks haline geliyor olması Bozbey ve ekibinin sahada oldukça zorlanacağı en önemli konu başlıkları.

Bursa’da örnekleri çoğaltmak mümkün ancak hem iktidar hem de muhalefet açısından önceliklendirilmesi vatandaşların yaşam koşullarının her geçen gün zorlaşması. Buna iktidarı muhalefeti çözüm bulmak durumunda. Malum insan ömrünün bir sınırı var ve sürekli kemer sıkarak, mahrum kalarak, şükür ederek o yaşamı tamamlamak kimsenin arzu ettiği bir şey olamaz. Yıllar geçtikçe iyiye gitmek ister insan. Gelinen noktada ise o umutların zayıflıyor olduğunu kabul etmek lazım.

Bozbey ve ekibinin mutlak suretle mevcut durumun aşılması için yeni adımlar atması ve yeni yöntemler geliştirmesi gerekiyor. Yeni bir kamu yönetimi reformu olana kadar gerek bünyesindeki uzmanlar gerekse dışarıdan bulacağı isimler ile bu döngüden çıkmanın yöntemlerini arayıp, bu girdaptan çıkmak zorundalar. Bu sadece onlar için değil Bursalılar için de hayati öneme sahip.

Ve bunun ilk adımının da Genel Sekreter belirlenmesi ile yardımcılarının gözden geçirilmesiyle başlayacağını düşünüyorum. Buraya siyaset bilgisi olan değil teknik ve yönetim bilgisi üst düzeyde isimlerin getirilmesi, kamu makamı olan Genel Sekreterlik makamının kamu hizmetlerinin döngüsü sağlayacak bilgi birikim ve beceriye sahip olması büyük önem taşıyor. Son 1,5 yılda bu makam ile başkanlık makamı arasındaki uyuşmazlığın, siyasi manevraların Bursa’ya zaman kaybettirmekten başka bir getirisi olmadığını da görmeliyiz.

Tekrar etmekte yarar var. Kamu yönetim reformu öncelikli ihtiyaçtır. Ancak o olana kadar belediyeler kendi çarelerini üretmekle yükümlüler. Valisinden il müdürlerine kaymakamlarından taşra teşkilatlarına kadar kamu idaresinde oluşan boşluğun ve çözümsüzlüğün standart hizmetlerin bile yürümesinde sıkıntı oluşturduğu, hizmetlerin her geçen gün daha da ulaşılamaz hale geldiğini kabul etmekte yarar var. Unutmayalım ki ne kadar şık binalar yaparsak yapalım, ne kadar görmekli tesisler ortaya koyarsak koyalım, vatandaşın hizmete ulaşımı bürokratik yapılar, eskimiş kamu yönetim sistemi, güncele ayak uyduramama benzeri nedenlerle hizmete ulaşım zorlaştıkça ve ekonomik güçlükler buna eklenince siyaset mekanizmasına ve kamu yönetim mekanizmasına güvenin hızla düşmesi engellenemez. Hamasi nutuklar ve taraftar alkışları da bunun üstünü örtmeye yetmez.

Türkiye’nin ekonomik anlamda mevcut durumdan kurtarılması için de kamu yönetim reformunun ivedilikle çıkarılması şart. Mevcut ekonomik şartlar kamu mekanizmasını hantallaştırıp, masraflı hale getirirken, daha alttaki yerel yönetimleri ise hareket edemez hale getiriyor. Ne yazık ki şu anda kamu mekanizması 1990-2000’lerde askerlik yapanların hatırlayacağı gibi 400 litre mazotla 200 kilometre giden askeri kamyonlara benzemiş durumda. Bu kamyonların değişmekten başka çaresi yoktu. Hem çok sorunlu ve masraflı hem de hareket kabiliyeti neredeyse sıfırdı. Kamu idarelerini ve kamu yönetimini bu hantallıktan bir an önce kurtarmak gerek…

Devam edeceğiz….

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.