SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kimse kimsenin ayağına basmayınca…

Yazının Giriş Tarihi: 07.11.2025 13:23
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.11.2025 13:23


Bursa’da hemen her alanda sorunlar ve sıkıntılar yaşanıyor. Ancak belli dengeler oluşturulduğu için kimsenin sesi çıkmıyor çıkamıyor. Düşünün bir yanda ev almak isteyen binlerce kişi kamuoyunun gözünün içine soka soka dolandırılıyor, hormonlu binalar yükselmeye devam ediyor, tarla, bağ bahçe ova ne varsa talan ediliyor. Bursa’da yaşanan bir başka sorun da genel iktidarın yerelde muhalefet, yerel iktidarın ise genelde muhalefet olmasına rağmen her ikisinin de muhalefetliği yapamıyor olması. Ya da yapmıyor da denilebilir.

Bir çok şirket battı batacak, konkordatolar ardı ardına geliyor. Bir çoğunun iflasa gideceği iş dünyasında konuşuluyor. Burada Bursa’nın bir ortak akıl ve ortak mücadele iradesinin olmadığı da çok açık. Hava, su, toprak en önemlisi insan zehirleniyor ama kamu düzenini sağlamakla yükümlü arkadaşların, halk adına siyaset yaptığı varsayılan siyasilerin sözüm ona sivil toplum kuruluşlarının vs. sesi çıkmıyor. Konunun merkezinde olmak yerine çeperinde mış gibi yapmaya, kör sağır davranmaya devam ediyorlar. Bursa sahipsizliğin yanı sıra tarihte görülmemiş bir çaresizliği sindire sindire yaşıyor.

Kentin gözü önünde binlerce insan feryat ediyor. Daha önce de insanlar kira öder gibi ev sahibi olacakları vaadiyle dolandırıldı ama Atış Yapı boyutunda hatırladığımız bir olay olmadı. Bursa sessiz, mağdurlar cılız bir ses çıkarıyor ama kimseden ses çıkmıyor. Ya böylesi bir olayda kentte ciddi bir hareketlenme olması gerekir oysa. Siyasilerin devreye girip mağdur olan insanların yanında durduğunu göstermeleri gerekir en azından. Konunun TBMM’ye sıklıkla taşınıp, buradaki iki taraflı sorunun çözümü için bir mutabakat oluşturulması lazım. Var mı yok. Atış Yapı üzerinden inşaat sektöründe köklü bir reform ve önlem alınması için de adım atılması hemde ivedilikle adım atılması gerekiyor. Atış örneği sektörü de olumsuz yönde etkiliyor. Müteahhitler ev satamıyor, inandırıcılıkları yerle yeksan oluyor.

Kestel ah Kestel… Ya ölüm tehlikesi var diye bizzat belediye başkanının açıklaması var. Zaten hava kalitesini ölçen sistemlerde her nefesin ölüm anlamına geldiği ölçülüyor. Orada bir avuç fabrika kuralsızca sömürsün diye sesi çıkaran yok. Yalandan bakanlıktan yetkililer geliyor inceliyor, Ankara'ya dönünce konu unutuluyor ya da unutulması için özel gayretler gösteriliyor.

Ya arkadaş bu ülkenin bakanlığı kendisine gelen ve hukuku arkadan dolanmaya kalkan Bursa Çimento’ya ta 2018 yılında diyor ki yeni bir tesis kurmak için ÇED alman lazım. Modernizasyon adı altında yeni tesis yapamazsın, kapasite de artıramazsın. Bakanlık resmi yazıyla bildiriyor bunu. Umursamıyor bile Bursa Çimento, biliyor Bursa’da işlerin böyle gitmediğini. Başlıyor inşaata öyle gizli saklı da değil ha. Göstere göstere, göze soka soka, meydan okurcasına. Kamuoyunda zaman zaman gündeme geliyor konu ama kimsenin tınladığı yok.

Hadi AK Partili milletvekillerini geçiyorum iktidar partisi. Ya muhalefet. Onlar ne yapıyor. Muhalefetin birinci görevi iktidarı doğruyu yapmaya zorlamak, hizmetleri artırması için yol göstermek, tenkit etmek ya da öneri getirmek değil mi?

Örneğin MHP’nin kent adına uzun zamandır tek bir açıklamasının olmaması düşündürücü değil mi? İYİP milletvekilleri mesela. Bu şehir için bugüne kadar tek bir proje ya da öneri getirdiler mi? Cemalettin Kani Torun mesela kim olduğunu bilen var mı? Bu arkadaş Bursa Milletvekili. Hasan Toktaş var mı kim olduğunu bilen?

Ve CHP… Prof. Dr. Kayıhan Pala. Hocam siz halk sağlığı uzmanısınız nasıl olur ortalığı ayağa kaldırmıyorsunuz? Hakkını yemeyeyim geçtiğimiz günlerde Kestel’deki rezilliği sosyal medyasından paylaştı hoca. Ancak kamuoyu oluşturana kadar bu konunun peşini bırakmamasını beklemek hakkımız.

Ya Nurhayat Altaca Kayışoğlu. Kirazlı’da dozerin önüne yatan Nurhayat. Bursa Çimento ya da Kestel’deki ölüm kusan fabrikalar için neden hiç sesi çıkmıyor. Orhan Sarıbal’ın zirai üretim yaptığı köyüne bu fabrikalar kuş uçuşu 1 kilometre bile değil. Anadolu’yu karış karış gezip bu tür olaylara tepki gösteren Sarıbal, konu Kestel Gürsu olunca neden sessizliğe bürünüyor.

Geçtiğimiz günlerde İnşaat Mühendisleri Odası basın açıklaması yaptı. Soğuksu İleri Teknoloji Bölgesi ile ilgili mahkemenin planı iptal ettiği kararını kamuoyuyla paylaştı. Bursa’nın her metrekaresine sahip çıkmak herkesin görevi. Soğuksu’ya gösterilen hassasiyet neden Kestel’e, Kestel’de insanı zehirleyen bacalara, Bursa Çimento’nun kanunları arkadan dolanma gayretlerine gösterilmiyor? Sayın Vali, Cumhuriyet Savcıları neden bu konuyla ilgili adım atmıyorlar. İktidar Partisi mensupları, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve diğer parti il başkanları neden bu konularda tek satır açıklama yapmıyor?

Nihat Yeşiltaş… Her törende her merasimde var. Ancak şöyle bir hafızanızı yoklayın. Bursa ile ilgili herhangi konuda bir eylemi ya da fikrini duydunuz gördünüz mü? Bursa Büyükşehir Belediyesi'nin aksiyon aldığı Bursa Çimento, Nilüfer çayı gibi konularda fikri nedir bilen var mı?

İktidarı muhalefeti ayırt etmeksizin hizmet etsin diye beklenenlerin düğün, davet, manzara, açılış vs gibi yerlerde boy göstermesi ve asıl konularla ilgili ağzını açmaması normal mi?

Bu şehrin belediye başkanı Nilüfer deresine 155 kaçak bağlantı yani kaçak deşarj yapıldığını tespit ettiklerini açıklıyor. Ya bir tane müeyyide uygulanmaz mı? Bursa’yı Bursalıyı yok saymak bu kadar da olmamalı.

Büyükşehir Belediyesi, Bursa Çimento’ya ÇED raporu başta olmak üzere gereken evrakları getiremediği için işletme ruhsatı vermedi. Hemen ertesi gün mahkeme yürütmeyi durdurdu. Ya bir kişi de ağzını açıp neden diye sormaz mı? Kimse sorgulamaz mı? Misal STK’lar, akademik odalar ya da siyasetçiler, bunun arkasını yoklamaz mı? Yok.

Dokunulmazlar var Bursa’da. Ve bu bir konsorsiyum. Kimse kimsenin ayağına basmıyor. Bunu en güzel Merinos Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılan düğünlerde görürsünüz. Şöyle dikkatlice bir bakın kimlerle kimlerin nasıl can ciğer kuzu sarması olduğunu görürsünüz. Herkes herşeyi biliyor, konsorsiyum pastayı paylaşıyor, geri kalanlara da susmalarını sağlayacak yani nefes almalarına yetecek kadar kırıntı bırakıyor.

Atış Yapı skandalı, Bursa Çimento, Kestel fabrikalar, Nilüfer deresi, ovanın ortasına kurulan devasa boyahaneler, gelmeyen yatırımlar, kaçak fabrikalar, hormonlu siteler, fikri zikri olmayan, iki kelime edecek yüreği olmayan siyasiler, işini bilen bürokratlar, dümeni dönen seçkinler. Ne güzel Bursa. Suyundan da koy.

Çevre Şehircilik Bakanlığı görmüyor, Tarım Bakanlığı duymuyor, Altyapı bakanlığı ilgilenmiyor. Siyaset kılını kıpırdatmıyor, bürokrat bana dokunmayan yılan bin yaşasın yapıyor, yargı bile devreye girmiyor. Bursa’nın Bursalının hakkını hukukunu savunacak bir yapı yok, olamıyor. STK’sı, akademik odası, dernekler, vakıflar vs kimsenin umrunda değil Bursa.

Bu şehirde eski bir belediye başkanı ile bürokratları ve bazı iş adamları hapse atıldı. Korkunç iddialarla diyemeyeceğim herkesin dilinde olan konularla. Herkes konuların kimleri ilgilendirdiğini biliyor ama kimse bir sonraki aşamanın gelmesini istemiyor gibi. Kimse hakikati haykırmaya cesaret edemiyor. Kimse büyüklerin hesap vermesi yönünde bir irade koymuyor ortaya. Cephede ilk hatta konulacaklar feda edilirken, asıl konulanlar gözlerden kaçırılıyor.

Sonuç olarak Bursa bir çaresizliği yaşıyor ve umut ediyoruz ki iktidar artık bu tiyatroya bir son vererek, Bursa’nın canına okuyan her kim varsa hesap sorsun. Yargı hesap sorsun. STK’lar akademik odalar ve tüm kesimler Bursa’nın Bursalının hakkı için harekete geçsin. Bursa rant uğruna yok edilecek bir şehir değil.


Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.