SON DAKİKA
Hava Durumu

Konu CHP olunca gündem kayboluyor…

Yazının Giriş Tarihi: 17.11.2020 23:37
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.11.2020 23:37

CHP’li Küçükçekmece Belediyesi’nin çocuk parkına PKK’nın amblemini işlemesinin ardından kamuoyunda büyük bir tepki oluştu. 
Aylarca yıllarca tartışılması gereken ve kurulan oyunların ne denli tehlikeli ne denli ileriye dönük olduğunu gündemde tutulmasının elzem olduğunu gösteren bir işaret. 
Asla iki görevliye açılan soruşturma ile kapatılmaması, şiddetle ve hassasiyetle üzerine gidilmesi gereken çok ciddi bir tehlikeyi açık etti aslında bu olay. Ne pardon denilebilecek ne de sırandan görülebilecek bir konu değil. 
O parklara 0-10 yaş arası çocuklar gidiyor ve bir terör örgütünün bayrağının simgeleri parkın taban alanını kaplıyor. Zihinlere işleniyor. Aman Allah’ım ne korkunç bir durum. 
Bunun terörden eksik kalır yanı olmadığı gibi bin kez daha tehlikeli bir durum. Bunu bir başkan yardımcısı ile bir personelin düşünüp yapma olasılığı hiç yok. Organize ve bilinçli bir adım. Bir başkaldırıdan başka bir şey değil. 
Ve maalesef kamuoyu bunu tartışmadı bile. Öyle geldi geçti. Bir soruşturma haberi kanunun kapanmasına yetti de arttı bile. Oysa, konu CHP’li bir belediye olmasa kıyamet kopuyordu şimdi. Sol basın ortalığı ayağa kaldırmıştı bile. 
Bu durum bir kez daha CHP’ye hakim olan DHKP-C zihniyetinin ne kadar etkili olduğunu da gözler önüne seriyor. 
Bu ülkeyle bu milletle sorunu olmayan, bu milletin evladı olan ve değerlerine saygılı olan hiçbir solcu bu alçakça saldırıyı yapmaz yapamaz. 
Oysa CHP’de Anadolu insanının solcuları etkili değil. CHP’de DHKP-C zihniyeti yönetimi eline almış durumda. İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, belediye başkan adaylarının belirlenmesinde en belirleyici isimdi.
 İstanbul’daki belediyelerde ardı ardına gelen bu skandallar belirlenen isimlerle paralel. Çünkü gerçek solcuları değil, gerçek Atatürkçüleri değil, gerçek CHP’lileri değil, DHKP-C ve HDP çizgisinde olanları aday yaptılar. 
HDP’den milletvekili aday adayı olanları meclis üyesi yaptılar. Kol kola girdiler İstanbul başta olmak üzere birçok yerde. Seçilenlerin büyük kısmında oluşan sıkıntının ana nedeni bu. 
CHP işgal altında ve bu işgal partiyi Atatürkçü sol çizgiden DHKP-C HDP çizgisine doğru büyük bir süratle götürüyor. 
Yaşananlara bir tepki de MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’den geldi dün. 

Grup toplantısında CHP’yi çok sert bir dille eleştiren Bahçeli, “CHP’liler belediye işlerinden başka her şeyle meşguldür.
 CHP'li Küçükçekmece Belediyesinin PKK'nın mahut renklerinden oluşan melun kanlı amblemini bir çocuk parkının yer döşemesinde kullanması, Kılıçdaroğlu zihniyetinin, terör örgütü sempatisinde eşik ve sınır tanımadığının işaretidir. Bu vahim bir olaydır. 
Çocuklara bölücülük aşılamaya çalışan CHP’nin PKK’yı belediyelere taşımasının hesabı mutlaka sorulmalı, burunlarından fitil fitil getirilmelidir. Sorarım sizlere, aziz Atatürk’ün kurduğu CHP bu hallere, bu kötü ellere nasıl düştü?”
Atatürk isminin arkasına gizlenerek bölücülük yapanlara gerçek CHP’liler artık ses çıkarmalı, tepki göstermeli ve partilerini bunların elinden söküp almalı. Bugün CHP tabanını bu ülkeye yapacağı en büyük iyilik bu şer odaklarının partideki ablukasını söküp atmak olacak. 


Bu aslında CHP için bir kurtuluş savaşı anlamına da geliyor. Ya partilerini bu yapının elinden kurtarıp Atatürk’ün kurduğu çizgiye gelecekler ya da bu yapı onları tasfiye edip Atatürk’ün partisini illegalitenin merkezi haline getirecek. 
Sorun öncelikle CHP’nin ve gerçek anlamda CHP’lilerin olmakla birlikte bu yapının işgalinin son bulmaması durumunda CHP yakın bir gelecekte milli güvenlik sorunu da olacak. 
Şimdi gerçek CHP, amblemde yer alan 6 okla tasvir edilen ilkelerle partilerini geri almak için gereken mücadeleyi yapmalı…
Yarın çok geç olabilir.


Hayat durmamalı…
Çevrenize bakın hayatı durdurun diyenlerin hepsi ama hepsi dışarda geziyor. Hemen hemen hiçbiri kurallara uymuyor ve genel olarak hepsi muhalefet cephesindeki isimler. 
Korona virüs salgınıyla ilgili yavaş yavaş kafalar çok daha fazla karışmaya başladı. Konu çok daha fazla sorgulanacak. Özellikle belli merkezlerin ardı ardına açılarının başarılarını açıklaması kafalardaki karışıklığı daha da karmaşık hale getirdi. 
Salgının doğal olmadığını düşünenlerin sayısı hızla artıyor. Sabunun öldürdüğü bir virüsle başa çıkılamaması ise başka bir konu başlığı. 
Hayat durduğunda virüsten kesin olarak kurtulup kurtulamayacağımız belli değil oysa hayatı durdurduğumuzda çok daha büyük sorunlarla, çözümü karmaşık geleceği etkileyen önemli sıkıntılarla baş etmek zorunda kalacağız. 
Korku ile yaşamanın imkanı yoktur. Milleti korkutarak, korku ve belirsizlik pompalayarak elde edilebilecek menfi bir durum da olmayacak. O halde neden?
AK Parti eski İstanbul Milletvekili Metin Külünk’ün dün sosyal medyadan paylaştığı teori hiç de yabana atılacak gibi değil. Hayatın durması için bu ısrar neden?
İşte o yazı;


Gezinin sembol sloganını hatırlayalım “hayatı durdurun”!
Yasaklama lobisi devreye girdi, amaçları ülkeyi kapatmak esnafı zor duruma düşürmek ve hükümete karşı eylemlerin ateşini yakmak.  Lobinin vitrininde İBB’nin başındaki şahıs ve Tabipler Odası var.
İBB’nin başındaki şahıs siyasi figür olarak önde,  Tabipler Odası ise işin sözde bilim tarafı.  Arka planda ise BİDEN’in seçimi alması ise biti kanlanan güruh var. Sağlık bakanlığının veri açıklama Sistemi ne yazık ki bu lobinin işine gelmektedir. Sayın Bakanın çıkıp günlük tüm vakaların %40’ı İstanbul’da demesi İstanbul’un sanki %40’ın covidli algısına yol açmakta halbuki gerçek bu değildir 
Halbuki açıklamalar daha dikkatli yapılmalıdır
İBB’nin başındaki şahsın sağlık bakanını etiketleyip eleştirdiği ardından teşekkür edip övdüğü twitler atması meşruiyet hamlesidir. Kamuoyu ile hasta olanların ölüm oranı paylaşılmaktadır, oysaki semptom göstermeyenler de dahil edildiğinde ölüm oranı son derece düşüktür. PCR testlerinin güvenirliği tartışılmaktadır. Temaslı adı altında insanların ev hapsine alınması toplumsal psikolojiyi olumsuz etkilemektedir. Bu konuda da süreci yönetirken daha dikkatli olmalıyız. Hizmet sektörü ekonominin can damarıdır.  Yemek yeme mekanları, kahve çay içilen mekanlar kapandığında, seyahatler bitip oteller boşaldığında dev bir işsiz kitlesi ortaya çıkacaktır. İstedikleri kapatma ekonomik hayatın tamamen durdurulması peşinde olanların dertleri sağlık değil, dertleri memnuniyetsizliği tırmandırmak. Sonra da GEZİ 2 peşindeler. Dikkat! İlk dönem Çin’de ayakta düşüp ölen insanlar toplumu korkutmuş ve kapatma başarılı olmuştu. Artık virüs bulaşan insanların %99,9 unun hayatta kaldığı gözlemlendi.  İstedikleri ikinci kapatmanın sokak olaylarına sebep olmasının peşindekilere dikkat. Her ne kadar Medyada yeterince yer almasa da Avrupa’da ikinci kapatmaya karşı büyük sokak olayları meydana gelmiştir.  Türkiyemizde halkı polis ile karşı karşıya getirmek isteyenlerin beklentilerini sağlık tedbirlerimize devam edip, hayatı devam ettirerek boşa çıkarmalıyız Dünya genelinde DSÖ ve küreselcilerin estirmek istediği korku ülkemizde maalesef bazı Bilim Kurulu üyeleri ve Tabipler birliğince üretilmektedir. Bilim adamı kimliği ile devlet yönetiminin ve siyasetin üzerinde vesayet odağı oluşturmasına izin verilmemelidir. İBB’nin başındaki şahıs, Akşener, Davutoğlu, Babacan ve CHP/HDP/PKK yönetimi olası kapatmada oluşacak kriz ve çıkarılacak kaos sonrası çözüm olarak sunulmak üzere hazırlanmaktadırlar. Aman dikkat! Kapatma çözüm değildir! Gezinin sembol sloganını hatırlayalım “hayatı durdurun”!”
Yazı böylece tamamlanıyor. Yani hiçbir şey göründüğü gibi değildir!
 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.