Modern ve güçlü bir devlet kartel oluşmasına, sektörel bazda toplum aleyhine çeteleşmeye izin vermez. Hele kendisine kafa tutulmasına asla izin vermez. Serbest piyasa demek tamamen kontrolsüz bir piyasa demek değil. Tamamen kontrolsüz piyasa demek gücü gücü yetene anlamına gelir ki devlet erki zaten bunu önlemek ve düzen kurmak için var.
Türkiye son birkaç gündür beyaz et sektörüne düzenlenen operasyonu konuşuyor. Büyük bir kısmı da siyasi propagandadan ibaret olan bu değerlendirmeler, her zaman olduğu gibi sığ sloganlardan ileriye gidemiyor. Vay efendim yabancı sermaye bu görüntüyü görünce Türkiye’ye gelir mi? Hukuk güvenliği olmayan ülkeye yabancı sermaye girmez falan filan. Tam da hukuk güvenliği budur. Rekabet etmek yerine anlaşarak ülkeyi ve insanını soymaya izin verilmediği görüntüsü, gelecek sermayeyi yüreklendirir. Kanunlar var ve bu kanunlar o ülkede mağdur olmamı engeller düşüncesi ortaya çıkar.
Tartışmanın Bursa boyutu ise daha vahim bir görüntü almış durumda. Ancak önce süreci bir özetleyelim. Beyaz et üreticileri ile sorun yeni değil. Sadece 2025 yılında kartel oluşturma ve fiyatları anlaşarak yukarıya çekme girişimleri nedeniyle 3.7 milyar lira bu 13 firmaya ceza kesiliyor. Ancak rant ve kazanç o kadar astronomik durumda ki umurlarında bile olmuyor. Milim geri adım atmıyorlar cezayı yatırıp aynı düzene devam.
Devlet bu 13 firmayla masaya oturuyor, haksız zam yapılmaması yönünde de sık sık bu firmalar uyarılıyor. Bir yanda enflasyonu düşürmek için büyük mücadele veren devlet bir yandan da piyasanın doğru ve kurallarıyla işlemesi için elinden geleni yapıyor. Zaman zaman kanatlı hayvan ihracatı kısıtlanıyor, ancak firmalar stok fazlası oluştuğunda başvuru yapıyor ve kanatlı ihracat yasağı firmalar lehine gevşetiliyor. Ama kazanç çok tatlı ve oluk oluk para akıyor.
Ramazan öncesi devlet yine bu firmaları toplayıp zam yapmamalarını istiyor. Bana mısın demiyorlar. Fırsat bu fırsat yapıştırıyorlar zamları. Devamında yine ihracatla ilgili talepleri oluyor ve devlet yine izin veriyor. Son olarak bu firmalarla devlet bir kez daha görüşüyor. Düzen için yapılması gereken ne varsa devlet fazlasını yapıyor ancak 13 firma zam yapmaktan ve ekonomik zulümden geri durmuyor. Sonuç, devlet bu kez kurdukları kümes konseyinde aldıkları kararları, kartel oluşturarak insanları mağdur eden bu sisteme müdahale ederek firmalara kayyum atıyor. Her ay düzenledikleri yemekte yapılacak zamları görüşen 13 firmanın üst yöneticileri bu kez kendilerini polise ifade verirken buluyorlar.
Gelelim konunun bizi daha çok ilgilendiren yanına. Konu yeni değil. Matlı sadece beyaz etle ilgili değil aynı zamanda bölgesel kartel kurma girişimleri nedeniyle sık sık ceza yiyen bir kuruluş. Özer Matlı ve Matlı Holding’in bu cezalar nedeniyle toplumdan daha önce özür dilemesi lazımdı ama umurlarında olmadan devam ettiler. Burada da kimi kesimler vatandaşın mağduriyetini görmezden gelirken, bu firmaların mağduriyeti algısı oluşturmaya çalışıyorlar.
Operasyonun yöntemi tartışılabilir. Ancak serbest piyasa adı altında bir milletin sömürülmesine bir devlet yol vermez, veremez. Hele devlete rağmen devleti yok sayarak iş ve işlem yapmak ancak çete devletlerinde olabilir. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir derebeylik değil, mafya devleti değil. Dolayısıyla kanun ve kurallar içinde kalmazsanız, devlet gücünü gösterir.
Soruşturma devam ediyor. Firmalarda kayyumlar aracılığıyla denetleniyor. Önümüzdeki süreçte gerçekleri tüm çıplaklığı ile göreceğiz. Ancak devletin kanunlar çerçevesindeki müdahalesini Bursa'yı ve Bursalıları manipüle etmek için kullanılmasına da ne Bursalılar ne devlet müsaade eder.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Alpaslan Yıldız
Matlı ve Beyaz et operasyonu
Modern ve güçlü bir devlet kartel oluşmasına, sektörel bazda toplum aleyhine çeteleşmeye izin vermez. Hele kendisine kafa tutulmasına asla izin vermez. Serbest piyasa demek tamamen kontrolsüz bir piyasa demek değil. Tamamen kontrolsüz piyasa demek gücü gücü yetene anlamına gelir ki devlet erki zaten bunu önlemek ve düzen kurmak için var.
Türkiye son birkaç gündür beyaz et sektörüne düzenlenen operasyonu konuşuyor. Büyük bir kısmı da siyasi propagandadan ibaret olan bu değerlendirmeler, her zaman olduğu gibi sığ sloganlardan ileriye gidemiyor. Vay efendim yabancı sermaye bu görüntüyü görünce Türkiye’ye gelir mi? Hukuk güvenliği olmayan ülkeye yabancı sermaye girmez falan filan. Tam da hukuk güvenliği budur. Rekabet etmek yerine anlaşarak ülkeyi ve insanını soymaya izin verilmediği görüntüsü, gelecek sermayeyi yüreklendirir. Kanunlar var ve bu kanunlar o ülkede mağdur olmamı engeller düşüncesi ortaya çıkar.
Tartışmanın Bursa boyutu ise daha vahim bir görüntü almış durumda. Ancak önce süreci bir özetleyelim. Beyaz et üreticileri ile sorun yeni değil. Sadece 2025 yılında kartel oluşturma ve fiyatları anlaşarak yukarıya çekme girişimleri nedeniyle 3.7 milyar lira bu 13 firmaya ceza kesiliyor. Ancak rant ve kazanç o kadar astronomik durumda ki umurlarında bile olmuyor. Milim geri adım atmıyorlar cezayı yatırıp aynı düzene devam.
Devlet bu 13 firmayla masaya oturuyor, haksız zam yapılmaması yönünde de sık sık bu firmalar uyarılıyor. Bir yanda enflasyonu düşürmek için büyük mücadele veren devlet bir yandan da piyasanın doğru ve kurallarıyla işlemesi için elinden geleni yapıyor. Zaman zaman kanatlı hayvan ihracatı kısıtlanıyor, ancak firmalar stok fazlası oluştuğunda başvuru yapıyor ve kanatlı ihracat yasağı firmalar lehine gevşetiliyor. Ama kazanç çok tatlı ve oluk oluk para akıyor.
Ramazan öncesi devlet yine bu firmaları toplayıp zam yapmamalarını istiyor. Bana mısın demiyorlar. Fırsat bu fırsat yapıştırıyorlar zamları. Devamında yine ihracatla ilgili talepleri oluyor ve devlet yine izin veriyor. Son olarak bu firmalarla devlet bir kez daha görüşüyor. Düzen için yapılması gereken ne varsa devlet fazlasını yapıyor ancak 13 firma zam yapmaktan ve ekonomik zulümden geri durmuyor. Sonuç, devlet bu kez kurdukları kümes konseyinde aldıkları kararları, kartel oluşturarak insanları mağdur eden bu sisteme müdahale ederek firmalara kayyum atıyor. Her ay düzenledikleri yemekte yapılacak zamları görüşen 13 firmanın üst yöneticileri bu kez kendilerini polise ifade verirken buluyorlar.
Gelelim konunun bizi daha çok ilgilendiren yanına. Konu yeni değil. Matlı sadece beyaz etle ilgili değil aynı zamanda bölgesel kartel kurma girişimleri nedeniyle sık sık ceza yiyen bir kuruluş. Özer Matlı ve Matlı Holding’in bu cezalar nedeniyle toplumdan daha önce özür dilemesi lazımdı ama umurlarında olmadan devam ettiler. Burada da kimi kesimler vatandaşın mağduriyetini görmezden gelirken, bu firmaların mağduriyeti algısı oluşturmaya çalışıyorlar.
Operasyonun yöntemi tartışılabilir. Ancak serbest piyasa adı altında bir milletin sömürülmesine bir devlet yol vermez, veremez. Hele devlete rağmen devleti yok sayarak iş ve işlem yapmak ancak çete devletlerinde olabilir. Türkiye Cumhuriyeti devleti bir derebeylik değil, mafya devleti değil. Dolayısıyla kanun ve kurallar içinde kalmazsanız, devlet gücünü gösterir.
Soruşturma devam ediyor. Firmalarda kayyumlar aracılığıyla denetleniyor. Önümüzdeki süreçte gerçekleri tüm çıplaklığı ile göreceğiz. Ancak devletin kanunlar çerçevesindeki müdahalesini Bursa'yı ve Bursalıları manipüle etmek için kullanılmasına da ne Bursalılar ne devlet müsaade eder.