SON DAKİKA
Hava Durumu

Sevsinler sizin demokratlığınızı…

Yazının Giriş Tarihi: 07.01.2019 21:45
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.01.2019 21:45
CHP Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’i, Nilüfer için de yardımcısı ve kara kutusu olarak bilinen Turgay Erdem’i aday yapınca, sol cenahtaki bazı tatlı su kurnazları sözüm ona önlem almak ve algı oluşturmak için harekete geçti.



Bozbey ve Erdem’in geride kalan dönemdeki kabarık sicilleri ve mahkemelere akseden dosyalarını bilen bu sözüm ona demokratlar, kamuoyunda bu dosyalar ve yargılamalarla ilgili sonucu maniple etmek için düğmeye bastılar. Neymiş efendim Bozbey ve Erdem’le ilgili birileri harekete geçmişmiş de, yargılanmaları ve önlerinin kesilmesi için çaba harcıyormuş da bu antidemokratikmiş de falanmış filanmış.

AK Partili ya da MHP’li isimlerle ilgili bu konular gündeme gelince en kahraman Rıdvan olan bu isimler, iş kendi ideolojisindekilere gelince hemen başlıyor tencere tava çalmaya. Ancak bu film fırıldaklardan bu millet artık bıktı usandı. Zerre inandırıcılığı olmayan bu tipler, güya oluşturacakları algı ile Bozbey ve Erdem’i yargı önünde hesap vermesini engelleme hayalindeler.

Buradan altını çizerek tekrar edelim, her kim milletin, ülkenin, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyorsa, en şiddetli şekilde cezalandırılmalı. Partisine, ideolojisine, diline dinine rengine bakılmadan yediği haklar burunlarından fitil fitil getirilmeli. İster AK Partili ister CHP’li ister MHP’li ya da başka bir partili hiç fark etmez.
Ancak bu kartondan kaplan arkadaşlar, iş kendilerinden olmayanlara geldiğinde kendi ideolojileri söz konusu olduğunda birden pek bir demokrat oluyorlar. Hak hukuk adalet o vakit tedavülden kalkıyor, bizden olana ne yaparsan yap dokunamazsın moduna geçiyorlar.

Çok değil 5 yıl önce AK Parti Mudanya’da kendi belediyesine operasyon yaptı. Seçimi kaybetme pahasına o operasyonu gerçekleştirdi. Bir buçuk yıl önce Bursa’da kötü bir yönetim sergileyen Recep Altepe istifa etmek zorunda kaldı. AK Parti bizden olsun ne olursa olsun mantığıyla hareket etmedi. MHP Adana’da Aytaç Durak’ın adının yolsuzluğa karışması sonucu partiden atarak git temizlen gel dedi.

Bugün Altepe’yi ağızlarında sakız yapanlar 20 yıldır rantın başkenti haline gelen Nilüfer söz konusu oldu mu hemen savunmaya ve algıya geçiyor. Dosyaların havada uçuştuğu, iddiaların akıllara durgunluk verdiği bir ortamda olası bir adli kararın önüne geçebilmek için çırpınıyorlar. Oysa doğru olan kimden olursa olsun suç işleyenin, kanunlar dışına çıkanın, hak yiyenin adaletin karşısına çıkmasını savunmaktır. Maden demokrasiden, haktan hukuktan bahsediyoruz, bu kıstasların herkes için aynı olması gerekmez mi?

AK Partililer deyip isim vermeden oluşturulmaya çalışılan algı bu kez tutmaz. Dosyalar, iddialar ortaya serildikçe birkaç tatlı su uyanığının çabası da sonucu değiştirmeye yetmez.

 

Devlet işe el koymalı


Son günlerde kamuoyunda en fazla tartışılan konuların başında köprü ve otoyollara yapılan zam ve bunlar için devletin verdiği garanti ödemeler. İş gerçekten çığırından çıkmış durumda. İhaleyi alarak yaptırım yapan firmalar pervasızca halkı çileden çıkarırcasına astronomik zamlar yaparken, halkın tepkisi de hükümete dolayısıyla AK Parti’ye yönlendiriliyor. Sosyal medya başta olmak üzere birçok platformda devletin büyük bir yük altına girdiği, köprü ve otoyolları kullanmayanların daha bu paraları ödediği propagandası almış başını gidiyor. Devletin verdiği geçiş garantisi nedeniyle bu eleştirilerin bir kısmı da haklı olarak yapılıyor. İşin daha da içinden çıkılamaz bir hal almaması için kamunun bu yatırımcılarla masaya oturarak köprü ve otoyolları geri alıp, verilen garantileri ödemesi gibi bir formül geliştirilmesinin zamanı geldi de geçiyor bile. Devlet köprü ve otoyolları alıp makul ücretlerle garanti edilen rakamı toplama imkanına sahip. Bu kadar yıpranmak yerine bir an önce adım atmasında fayda var. Köprü geçiş ücretleri nedeniyle vatandaşın tepkisini de devlet mutlak suretle değerlendirmeye almalı.

Futbol amatöre dönmeli…


Türk futbolu 1980’li yılların ortasından itibaren profesyonelleşti ve Türkiye Futbol Federasyonu özerk bir yapıya sahip oldu. İlk yıllarda bir sıkıntı olmamasına rağmen özellikle 2000’li yılların başından itibaren bu alandaki rant ve popülarite olayı bambaşka bir noktaya çekti. Gelen başkanlar yöneticiler milyon dolarlar milyon avrolarla transferler yapıyor, isim yapmış yıldızlar geldikçe popülerite artıyor, futbol rantından belli kesimler midelerini dolduruyor hale geldi. Birilerinin yıldızı parlarken kulüpler borç batağına düşmeye, borçları ödenemez hale gelmeye başladı. Birçok kez toplumun tepkisine rağmen vergi afları, SGK aflarıyla kulüpler kurtarıldı ancak değişen bir şey olmadı. Kulüpler borç batağında kıvranmaya, yöneticiler meşhur olup para saçmaya devam etti. Ve artık Türk futbolu toptan batma noktasına geldi. Kulüpleri batıran yöneticiler bunun hesabını vermediği kulüpler borçlanırken onlar zenginleştiği için düzen hiç değişmedi. Ve artık çark dönemez hale geldi. Devlet bu kulüplere asla artık tek kuruşluk tolerans göstermemeli. Fakir bir milletin milyon dolarlar alan ancak millete bir faydası olmayan profesyonel futbola kaynaklarının aktarılmasına daha fazla sabrı kalmadı. Futbol amatör olsun. Takımlar amatör ruhla mücadele etsin. Bu endüstriden Türkiye daha fazla zarar etmesin. Amatör sporlarda alınan büyük başarılar örnek olsun. Ya da kulüpler dernek statüsünden çıksın şirket olsun hepsi. Patronu olsun hepsinin. O zaman hiçbir kulüp zarar etmeyecektir. Milletin nafakası da bu rezilliğe harcanmaz olur biter.
Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.