SON DAKİKA
Hava Durumu

Tartışma alanı doğru seçilmeli…

Yazının Giriş Tarihi: 02.04.2024 16:17
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.04.2024 16:17

Makul çoğunluğu bir tarafa bırakırsak yerel seçimlerin ardından bir taraf karalara bürünüp hayat durdu algısı oluşturmaya çalışırken bir taraf sanırsın işgalden toprak kurtarmış havasında. 

Oysa yerel seçim yapıldı ve yerel seçimlerde kent yönetimleri seçildi. Bu genel seçimler içinde geçerli. İstisnalar kaideyi bozmak kaydıyla siyasi partiler ve siyasi akımlar ülkeyi daha iyi yönetme iddiasıyla sahaya çıkarlar. İyi ya da kötü yönettiklerinin kararını ise halk verir. 

Öncelikle yerel seçim sonuçlarına ülkedeki genel siyaset ve ekonomik durumun etki ettiğini ve bu etkisin her zamankinden fazla olduğunu söyleyebiliriz ancak bu tek etken değil. Evet iktidar elindeki bir çok belediyeyi kaybetti ama kazandıkları da var. Bursa’yı ele alırsak kentin en yoksul ve ekonomisi en geri olan bölgeleri olan Yıldırım ve dağ bölgesinde AK Parti yerel iktidarını korudu. Konuyu sadece ekonomi ve hayat pahalılığı üzerine yıkamayız. 

O halde bir önceliği daha buradan altını çizerek es geçmeyelim. Gazeteciler ya da medya üzerine tartışmaları yoğunlaştırarak asıl tartışılması gereken bölümleri kaçırmaya da müsaade etmeyelim. AK Parti başarısız olduysa bunun nedeni çok net kadroları nedeniyle başarısız oldu. Aynı şey belediyeler için de geçerli. Kaybeden belediye başkanlarının ilk bakmaları gereken yer kadroları ve danışmanları. 

Evet CHP’de de gerek aday belirleme gerekse seçim döneminde parti içinde sıkıntılar yaşandı ve yaşanıyor ancak onlarda normal süreç bu. Yani kavga etmezlerse sıkıntı var demektir. Eğri oturup doğru konuşalım. CHP içinde kavganın nedeni de orada bir derece demokrasi olması ve insanların konuşabiliyor olmasından kaynaklanıyor. İnsanlar fikirlerini bir siyasi partide getiremiyorsa nerede konuşacaklar? 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a olan sevginin yansıması olarak şehirlerde kasabalarda seçilen, mevki makam sahibi olan liyakatsiz ve tutarsız tiplerin baskı ve ciddiyetsiz tavırları da eninde sonunda milleti canından bezdirecek durumla getirdiğini de ispat ediyor bu sonuçlar. Erdoğan olmadan hiçbir şey olamayacak insanların kendilerini dev aynasında görüp hem partiyi hem devleti babasının çiftliği sanması da sonucun etkenlerinden birisi. 

Halkın oylarıyla makama gelenlerin halkın makamları ve kaynakları üzerinden kibirlenmesi ve (Haşa) küçük dağları ben yarattım edasıyla takındıkları tavırları da es geçmeyelim. Rant alanları, kirli ilişkiler, nedensiz zenginleşmeler, tutarsız davranışlar ve pastadan daha çok pay alma telaşı yine yıkımın bir başka etkeni diyebiliriz. 

Seçim sonuçlarının doğru okunması durumunda oyların yer değiştirmediği, sessiz çoğun sandıkta tarafsız kaldığı görülüyor. Yani çok az sayıda seçmen oy tercihini değiştirirken, büyük çoğunluk oy kullanacak bir neden bulamamış ve cezalandırma yöntemi olarak sessizliği tercih etmiş. 

Tüm bunların ışığında, başta AK Parti’nin kendi kendini sorgulayarak özellikle teşkilatlarında ciddi bir değişime ve yenilenmeye duyulan ihtiyacı gidermeli. Yine kamu kurumlarında ciddi bir değişime ve liyakatın ön planda tutulmaya ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz. Kamuya sendikalar başta olmak üzere STK’ların müdahalesini minimuma indirmek de atılabilecek önemli adımlar arasında. En önce yapılması gereken ise kamuda gerek işe alım gerekse makam tahsisi konusunda ölçülebilir kriterlere geri dönmek geliyor. 

Yerel yönetimlerde de kanunun tepeden tırnağa değişmesi en büyük aciliyet. Başkanlara verilen sınırsız yetkilerin gözden geçirilmesi gerekiyor. Bu durum aynı zamanda yerel yönetimlerin görevlerinin de yeniden düzenlemesini beraberinde getirmeli. Yerel yönetimler görev alanlarının dışına taşmamalı, taştıklarında menfi değil aksi yönde bir etki oluşturuyorlar. 

Türk milletinin feraseti her zaman doğru kararı almayı başarmıştır. Anadolu insanı her zorluktan bir çıkış bulmayı biliyor ve uyguluyor. Seçimi kimse kaybetmediği gibi kimse kazanmadı aslında. Millet kendisine göre doğru ile yanlışın yerini değiştirdi. Değişenler neden değiştirdiklerini muhasebe etmeliler. Bir daha geri gelmek için değil iyi birer insan ve milletin bir ferdi olabilmek için. Göreve gelenler de doğru yapmaları gerektiğini buradan görmeliler. Millete rağmen kimse var olamaz. Var olmak için milletten yana milletin yanında millet lehinde olmak lazım gelir. 

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.