SON DAKİKA
Hava Durumu

Yeter arkadaş yeter!

Yazının Giriş Tarihi: 04.09.2020 22:27
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.09.2020 22:27

İslam dini hiç çekmedi bu şarlatanlardan, soytarılardan, kepazelerden çektiği kadar. Yıllarca
Müslümanlar bu sarıklı külahlı sakallı ama ne olduğu belli olmayan kepazelerin diyetini ödedi durdu.
Daha yakın zaman önce bu kılıksız reziller gerekçe gösterilerek, onların İslam dışı yaptıkları öne
sürülerek on binlerce yüz binlerce insana zulüm edildi. Bir milletin üzerinden tanklarla geçilmeye
çalışıldı.
Eğitimi, bilgisi, becerisi ne olduğu belli olmayan saptın ruhlu adamlar ortalıkta şeyh bilmem ne diye
gezinip duruyor. Baksan kılığına kılık değil, baksan suratına nursuzluktan geberiyor.
Bu kepazeleri ortaya koyarak İslam’a saldıranlara zaten diyecek bir şey yok. İçlerindeki pisliği bunları
gerekçe göstererek vuruyorlar dışarıya. Ama yeter be arkadaş. Akıl dini İslam bunlara mı bırakılacak.
Öncelikle son hadiseden başlayarak aktaralım. Sapık, tecavüzcü, tacizci ne varsa dini dili rengi, siyasi
görüşe vs bakmadan sallandıracaksın. Nefes almasına fırsat vermeyeceksin arkadaş. Yetti artık ya.
Elini öpen cennete gidecekmiş, bilmen üfleyince günahlarından kurtuluyormuş. Cennet pazarlıyorlar
sapık ruhlarıyla.
İslam öğretisi kimseye garanti vermiyor ebedi alemden. Sen vazifeni yap gerisi Allah’ın takdiri. Bunlar
cennet garanti ediyor iyi mi?
İslam’da takva diye bir kavram var o da kişinin kendisiyle ilgili. Öyle el ayak öptürüp, sapık ruhlarını
tatmin etsinler diye değil.
İslam’ı temsil ediyormuş ahmak. Tipine baksan meczubun teki. Boyundan büyük laflar ediyor. Almış
eline Kur’an’ı saydırıyor Allah saydırıyor.
Nasıl imansız nasıl sahtekar olduklarını son olayda net bir şekilde yaşadık. Sapığın ondanı bundamı
olmaz. Yalancının sahtekarın sendeni bendeni olmaz.
Artık muhafazakar kesimin buna bir ses yükseltmesi şart. Bu şarlatanlara karşı ittifakla reddiye
yapmak şart. Bu sünepelerin yanına yöresine çocuk göndermek kadınların gitmesine zemin
hazırlamak imanlı bir Müslümanın yapacağı iş değil.
Başta yurtlar olmak üzere acilen kontrol altına alınıp vakıfmış dernekmiş dergahmış neyle bunların
elinde asla legal ya da illegal şekilde bu tür faaliyet göstermelerine müsaade etmemek lazım.
Müslüman iyi insandır. İlmi varsa kitap yazar, konferans verir legal şekilde ilmini anlatır. El ayak
öptürüp türlü sapıklıklar yapmaz. Müslüman böyle şıhlık şeyhlik gibi abuk sabuk şeyleri yapmaz ve bu
kepazelerin olmayan aklına kendini feda etmez.
İslam ilim emreder. Bilim emreder. Akıl kullanılmayan işleri reddeder. İslam’dan yana olan İslam’ın
emri yerine bu şarlatanları tercih etmez.
Bakın kardeşim sağınıza solunuza. Fırsat vermeyin bu sahtekârlara. Ne dinimize ne inancımıza ne de
insanımıza zarar vermelerine müsaade etmeyin.
Akıl dini İslam'ı üç beş şarlatana feda etmemeli...
Bu sapkın, soytarı, rezil kepazelere en büyük tepkiyi imanlı Müslümanlar vermeli...
Ne dinimiz ne töremiz bize birilerinin kuklası olmaya izin vermez. Öyle bir metre sakal bıraktı, şalvar
giyip takke taktı diye kimseye kul köle olmayı da kabul etmez.

İnsanların dini duygularını istismar ederek zenginleşen, zenginleştikçe azan sapıklaşan, çoluğu çocuğu
istismar etmeye kalkan bu rezillerin diğer sapkınlardan farkı olmadığı gibi çok daha şiddetle
cezalandırılmalılar.
Ve bir kez daha o enfes hikayeyi hatırlayarak konuyu kapatalım.
Bir gün yaralı bir kuş Hz. Süleyman'a gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler. Hz. Süleyman,
dervişi hemen huzuruna çağırtır. Ve ona sorar;
"Bu kuş senden şikâyetçi, neden kanadını kırdın?"
Derviş kendini savunur;
"Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de
bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacağım sırada kaçmaya çalıştı, o esnada
kanadı kırıldı."
Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa döner ve der ki;
"Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin.
Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun?"
Kuş'un kendisini savunması Hz. Süleyman'ı da şaşırtır;
"Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş
olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allah'tan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım."
Hz. Süleyman bu savunmayı doğru bulur ve kısasın yerine getirilmesini ister. "Kuş haklı, hemen
dervişin kolunu kırın" diye emreder. Yaralı kuş o anda; "Efendim, sakın öyle bir şey yaptırmayın"
diyerek öne atılır.
"Neden" diye sorar Hz. Süleyman. Kuş sebebini şöyle açıklar;
"Efendim, dervişin kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar... Siz en iyisi mi, bunun
üzerindeki derviş hırkasını çıkartın... Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın."

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.