Avrupa Hisarı

 

İngiltere başbakanı Davıd Cameron geçtiğimiz hafta Bulgaristan’a bir ziyaret gerçekleştirmiş. Bulgar mevkidaşı ile Suriyeli mültecilerin AB topraklarına girişine engel olacak üç metre yükseklikte ve iki sıra muhkem tel örgüleri yerinde gezerken fotoğrafı yayınlanmıştı medyada. Tüm kaynaklarını sömürdükleri halkların, kapıya dayanıp yüzlerce yıllık emek mahsulü sahte cennetlerini berbat etmelerine göz yumacak değillerdi elbet. Hem mültecilerin Avrupa içlerinde yerlerde süründürülmeleri, itilip kakılmaları, joplanmaları yakışık almıyordu. Sonra el alem ne derdi? Hem insanlık onları demokrat, özgürlükçü, insan hakları bekçisi, hümanist sanıyordu.
En iyisi Yunanistan’ın yaptığı gibi botlarını batırmak ya da kıtanın etrafını yüksek duvarlarla veya çelik tellerle çevirmek. Belki de ataları Bizanslıların yaptığı gibi tüm kıtayı bir kalenin içine almaları ve adını ‘Avrupa Hisarı’ koymalarıdır.

Aynı günlerde Hollandalı Özgürlük (!) Partili ırkçı parlementer Geert Wilders özel çekilmiş bir video ile Türk halkına hitap etmiş ve: “Türkiye gibi bir İslam devleti Avrupa’nın bir parçası olamaz. Avrupa’nın savunduğu tüm değerler –Özgürlük, Demokrasi, İnsan hakları—İslam ile uyumsuzdur. Türklerin vizesiz bir şekilde Avrupa’ya seyahat etmesini de istemiyoruz. Halk bunu kabul eden Avrupa hükümetlerine oy vermeyerek görevden uzaklaştıracaktır. Türkiye, tehlikeli bir İslamcı olup İslam bayrağını taşıyan Erdoğan’a oy vermiş bulunmaktadır. Daha fazla İslam istemiyoruz. Azalmasını istiyoruz. Bu nedenle, Türkiye, bizden uzak dur. Seni burada istemiyoruz” demiş.

Üstüne Fransa’da hafta sonu yapılan seçimlerde göçmen karşıtı aşırı sağcıların en yüksek oyu almalarını ekleyin…
Bir ses te Amerika’dan Cumhuriyetçi partinin başkan adayı Trump’tan geldi. O da “Müslümanların ABD’ye girişi yasaklansın” gibi şeyler zırvaladı.

Belli ki bu betondan tanrıların kulu kibirli faşistler, helvadan yaptıkları ‘Demokrasi, İnsan hakları ve Özgürlük’ putlarını hamudu ile götürmeye karar verecek kadar acıkmış durumdalar.

Hani diyorum ki, madem tüm putlarınızı yiyeceksiniz ve çala-çırpa inşa ettiğiniz sahte cennetinizin etrafını bir kale ile çevireceksiniz, bari siz de kalenin içine çekilin. O kanlı ellerinizi ve taşeronlarınızı bu coğrafyadan çekin. Soğuk cennetinizi ısıtmak için geri kalan dünyayı ateşe vermeyi bırakın. Avrupa hisarınızın arkasında tükenmekte olan nesliniz ve boş sokaklarınız/ caddelerinizle huzur içinde yaşayın.

Biliyoruz, Eskisi kadar kolay sömüremiyorsunuz, ondandır düşmanlığınız/ nefretiniz. ‘Biz de varız’ diyoruz diyedir tüm kudurmuşluğunuz. Cehenneme çevirdiğiniz ülkelerimizden çaldıklarınızın peşinden gelip yaşam standartlarınızı düşüreceğimizden endişe ediyorsunuz. Sokaklarınız, caddeleriniz, alışveriş merkezleriniz ‘insanlar’ tarafından işgal edilecek diyedir korkunuz.

O kadar kolay değil bizden kurtulmanız. Kolay olmayacak. Sizin taptığınız ve şimdilerde mideye indirmeye kalktığınız putlarınızı size yedirmeyeceğiz. Size İnsan hakları, demokrasi, hümanizm, empati, vicdan, merhamet, paylaşım, diğerkamlık, tevazu, eşitlik… gibi tüm insani değerler konusunda ders vermeden bırakmayacağız. Bu derslerden çaktınız.
Bizden çaldığınız ve çalmakta olduğunuz kaynaklarımızı asıl size lazım olan ‘değerlerimiz’den ayırmanıza izin vermeyeceğiz. ‘Kaynaklarını çalarız, değerlerini almayız’ mantığını kabul etmiyoruz.
Ahir ömrünüzde sizi insan yapacağız.
Tel örgülerinizin ve kalelerinizin arkasında insanlıktan nasibinizi almadan yok olup gitmenize gönlümüz razı olmayacak.

Kalenizin içinde size rahat-huzur vermeyeceğiz.

ahmet günaydın (1)

İlginizi Çekebilir

Bütün ülkeler eşittir ama bazıları daha eşit

Dünyanın küresel bir köye dönüşmesiyle birlikte Türkiye’nin taptaze kirazları İngiliz Kraliyet ailesinin sofralarını süslerken elbette ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir