SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Alışmanın kısa tarihi...

Yazının Giriş Tarihi: 24.12.2025 16:41
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.12.2025 16:41

İnsan, başına gelen her şeye alışabilir denir. Bu cümle ilk bakışta bir dayanıklılık övgüsü gibi durur. Oysa biraz yakından bakıldığında, içinde ürkütücü bir teslimiyet barındırır. Çünkü insanın alışma yeteneği, her zaman güçlenmenin değil, çoğu zaman kaybetmenin sonucudur.

Bugün toplum olarak yaşadığımız tam da bu: Büyük kırılmalarla değil, küçük eksilmelerle ilerleyen bir kayıp hali. Bir sabah uyandığımızda her şeyin değiştiğini fark etmiyoruz. Ama dönüp birkaç yıl öncesine baktığımızda, hayatın daraldığını, beklentilerin küçüldüğünü, hayallerin daha temkinli kurulduğunu görüyoruz.

Önce “idare ederiz” dedik. Sonra “şimdilik böyle”. Ardından “herkes aynı durumda”. Bu cümleler, bireysel birer teselli olmaktan çıkıp toplumsal bir refleks haline geldi. Alıştık. Daha pahalıya, daha azına, daha güvencesiz olana…

Alışmak, ilk aşamada insanı ayakta tutar. Ama uzun vadede sorgulama yetisini törpüler. Bir zamanlar itiraz ettiğimiz koşullar, zamanla hayatın olağan parçası gibi sunulur. Market etiketleri değişir ama tepki değişmez. Gelir düşer ama beklenti de onunla birlikte düşürülür. Hayat, adım adım daha dar bir alanda yaşanır.

Bu sessiz daralma yalnızca ekonomik değildir. Sosyal hayatta, kamusal alanda, hatta dilimizde bile kendini gösterir. Daha az konuşur, daha az talep eder, daha az hayal kurar hale geliriz. Çünkü hayal kırıklığı pahalı bir duygudur; insan, kendini korumak için beklentilerini kısmayı öğrenir.

Sessizlik çoğu zaman yanlış okunur. Sessiz kalan toplumların razı olduğu düşünülür. Oysa sessizlik her zaman onay değildir; çoğu zaman yorgunluktur. Uzun süre yük taşıyanlar, sesini yükseltmekte zorlanır. Çünkü itiraz etmek de bir enerji meselesidir.

Belki de bugün yaşadığımız en büyük sorun, kaybettiklerimizi hatırlayamıyor oluşumuzdur. Orta sınıfın eriyişi, güvencenin aşınması, geleceğin belirsizleşmesi… Bunlar bir gecede olmadı. Alıştıra alıştıra, adım adım gerçekleşti.

Bu yüzden mesele yalnızca bugünün koşulları değil; bu koşulları ne kadar normalleştirdiğimizdir. Çünkü her şeye alışılabilir ama her şeye alışmak, insanı ve toplumu yavaş yavaş sessizleştirir.

Belki de artık sormamız gereken soru şudur: Gerçekten alıştık mı, yoksa hatırlamaktan mı vazgeçtik?..


Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.