SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

ABD-İran-İsrail hattında dünya nereye gidiyor?

Yazının Giriş Tarihi: 01.03.2026 19:53
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.03.2026 19:53

Son yıllarda dünya siyaseti uzun süredir unutulduğu sanılan bir gerçeği yeniden hatırlatıyor: Küresel barış artık garanti değil. Özellikle ABD, İran ve İsrail arasında giderek sertleşen gerilim, yalnızca bölgesel bir kriz olmaktan çıkıp dünya dengelerini doğrudan etkileyen bir güç mücadelesine dönüşmüş durumda.

Bugün Orta Doğu’da yaşanan her askeri hareketlilik, aslında üç ülkenin doğrudan ya da dolaylı hesaplaşmasının bir yansımasıdır. İsrail güvenlik tehdidi algısıyla operasyonlarını artırırken, İran bölgedeki nüfuzunu koruma ve genişletme stratejisini sürdürüyor. ABD ise bir yandan müttefiklerini koruma söylemini devam ettirirken diğer yandan küresel liderliğini kaybetmemek adına sahadaki varlığını güçlü tutmaya çalışıyor.

Ancak mesele artık yalnızca üç ülke arasındaki gerilim değil. Asıl soru şu: Dünya yeni bir soğuk savaş dönemine mi giriyor?

Enerji yolları, ticaret koridorları ve stratejik boğazlar bu gerilimin merkezinde yer alıyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek en küçük kriz bile petrol fiyatlarını küresel ölçekte sarsmaya yetiyor. Bu durum yalnızca bölge ülkelerini değil, Avrupa’dan Asya’ya kadar tüm ekonomileri etkiliyor. Çünkü modern dünyada savaş artık sadece cephede değil; enerji fiyatlarında, borsalarda ve diplomasi masalarında yaşanıyor.

İran’ın askeri kapasitesini artırması ve vekil güçler üzerinden etki alanını genişletmesi, İsrail açısından varoluşsal bir tehdit olarak görülüyor. İsrail’in önleyici saldırı doktrini ise gerilimi sürekli sıcak tutuyor. ABD’nin bölgedeki askeri varlığı da denge unsuru olmaktan çok zaman zaman tansiyonu yükselten bir faktör hâline geliyor.

Daha da dikkat çekici olan ise savaş dilinin yeniden normalleşmesi. Diplomatik açıklamaların yerini tehdit söylemleri, ekonomik yaptırımların yerini askeri hazırlıklar almaya başladı. Bu tablo, uluslararası sistemin artık kriz yönetmekte zorlandığını gösteriyor.

Peki dünya gerçekten büyük bir savaşın eşiğinde mi?

Muhtemelen hayır. Ancak daha tehlikeli bir döneme girildiği açık: Sürekli kriz hali. Yani tam anlamıyla savaşın yaşanmadığı ama barışın da kalıcı olmadığı bir dönem. Küçük çaplı çatışmalar, siber saldırılar, vekalet savaşları ve ekonomik baskılar yeni dünya düzeninin temel araçları hâline geliyor.

Bu süreçte en büyük bedeli ise her zaman olduğu gibi sıradan insanlar ödüyor. Artan enerji maliyetleri, göç dalgaları, ekonomik belirsizlikler ve güvenlik kaygıları artık sadece Orta Doğu’nun değil, tüm dünyanın ortak sorunu hâline geliyor.

ABD-İran-İsrail hattında yaşanan gerilim bize şunu gösteriyor: Dünya artık tek kutuplu değil. Güç dengeleri yeniden kuruluyor ve bu yeniden yapılanma sancısız olmayacak.

Belki de asıl mesele şu soruda gizli:
Yeni dünya düzeni diplomasiyle mi kurulacak, yoksa krizler üzerinden mi şekillenecek?

Çünkü tarih defalarca gösterdi ki, büyük savaşlar bir anda başlamaz. Önce gerilim normalleşir, sonra dünya buna alışır.

Ve en tehlikeli dönem, tam da o alışma anıdır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.