SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Başarı mı mutluluk mu?

Yazının Giriş Tarihi: 11.02.2026 23:30
Yazının Güncellenme Tarihi: 11.02.2026 23:33

Bir veliyle konuştuğunuzda cümle genelde şöyle başlar:
“Çocuğum başarılı olsun istiyorum…”

Peki, başarılı olmak ne demek? Yüksek notlar mı? İyi bir lise mi? Prestijli bir üniversite mi? Yoksa sabah okula giderken yüzünde bir tebessüm olması mı?

Modern ebeveynliğin en büyük açmazı tam da burada başlıyor: Başarı ile mutluluğu iki ayrı kutup gibi görmek.

Oysa çocuk için hayat, bizim çizdiğimiz kariyer haritasından ibaret değil. Çocuk için hayat; anlaşılmak, değer görmek, hata yapabilmek ve sevilmek demek. Biz ise çoğu zaman sevgimizi bile performansa bağlama hatasına düşüyoruz. “Bu notlarla olmaz”, “Daha çok çalışmalısın”, “Bak komşunun çocuğu…” cümleleri, iyi niyetli kaygıların dışavurumu olsa da çocuğun iç dünyasında derin izler bırakabiliyor.

Başarı Baskısı mı, Destek mi?

Elbette hiçbir anne-baba çocuğunun başarısız olmasını istemez. Ancak başarıyı sadece akademik sonuçlarla ölçmek, çocuğun potansiyelini dar bir kalıba hapsetmek anlamına gelir.

Her çocuk aynı hızda öğrenmez.
Her çocuk aynı alanda parlamaz.
Ve her çocuk aynı hedefe koşmak zorunda değildir.

Asıl soru şu:
Çocuğumuzun kapasitesini mi büyütmek istiyoruz, yoksa kendi hayallerimizi mi tamamlatmak?

Mutluluk Tembellik Değildir

Bazı veliler için “mutlu olsun” demek, “rahat bırakalım, çalışmasa da olur” gibi algılanır. Oysa mutluluk; amaçsızlık değil, anlam bulmaktır. Çocuk yaptığı işte anlam buluyorsa, zaten çaba göstermeye daha isteklidir.

Araştırmalar da gösteriyor ki; duygusal olarak güvende hisseden, ailesinden koşulsuz destek gören çocuklar akademik olarak da daha başarılı oluyor. Yani mutluluk ve başarı birbirinin alternatifi değil; doğru zeminde birbirinin tamamlayıcısıdır.

Not Mu, Karakter Mi?

Yıllar sonra kimse çocuğun ilkokul matematik notunu hatırlamayacak. Ama özgüveni, iletişim becerisi, problem çözme yeteneği ve vicdanı hayat boyu onunla olacak.

Veliler olarak belki de şu soruyu sormalıyız:
“Çocuğumun karnesi mi güçlü olsun, karakteri mi?”

En ideal tablo elbette hem akademik yeterlilik hem de ruhsal denge. Ancak tercih yapmak zorunda kalırsak, sağlıklı bir ruh hali olmayan bir çocuğun kalıcı bir başarı yakalaması zaten mümkün değildir.

Başarıyı mutluluğun önüne koyduğumuzda; kaygılı, tükenmiş, kendini yetersiz hisseden bir nesil yetiştirme riskiyle karşı karşıyayız.
Mutluluğu merkeze aldığımızda ise; özgüveni yüksek, denemekten korkmayan, potansiyelini keşfetmeye cesaret eden bireyler yetiştirebiliriz.

Belki de doğru soru şu değil:
“Başarı mı, mutluluk mu?”

Asıl soru şu:
“Çocuğum hem başarılı hem mutlu olabilsin diye ben nasıl bir ebeveyn olmalıyım?”

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.