Bir yıl daha bitmek üzere…
Takvim yaprakları sessizce azalırken, ömürden eksilen zamanı çoğu zaman fark etmiyoruz. Yeni bir yılın heyecanı, yeni hedefler, yeni umutlar konuşulurken asıl sormamız gereken soruyu çoğu kez erteliyoruz: Ben bu yıl ne oldum?
Peygamber Efendimiz’in (sav) asırlar ötesinden bugünümüze ışık tutan şu uyarısı tam da bu noktada duruyor: “Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Aciz kişi ise nefsinin arzu ve isteklerine göre yaşayan ve buna rağmen hâlâ Allah’tan iyilik temenni edendir.”
Bu söz, bir tanım yapmaktan çok bir ayna sunuyor bize.
Akıllı olmak; çok bilmek, çok konuşmak ya da çok kazanmak değil. Akıllı olmak; nefsine “dur” diyebilmek, her istediğini yapma özgürlüğünü değil, doğru olanı seçme iradesini gösterebilmektir.
Bir yıl boyunca neleri erteledik?
“Sonra yaparım” dediğimiz ibadetleri,
“Bir gün barışırım” dediğimiz gönül kırıklıklarını,
“Zamanım olunca” diye ihmal ettiğimiz iyilikleri…
Nefis hep bugünü ister. Hazzı, kolay olanı, anı…
Ama akıl, sonrasını düşünür. Hesabı, sonucu, ahireti…
Asıl tehlike ise ikinci kısımda gizli:
Nefsinin peşinden sürüklenip, hatalarına rağmen hiçbir çaba göstermeden, “Allah affeder” demek… Bu, tevekkül değil; aldanıştır. Dua, gayretin yerine geçmez. Temenni, sorumluluğun örtüsü olamaz.
Yeni yıla girerken listeler yapıyoruz: daha çok kazanacağım, daha fit olacağım, daha mutlu olacağım…
Peki ya şu soruyu ekleyebiliyor muyuz: Daha iyi bir kul olabilecek miyim?
Bir yıl daha bitiyor.
Belki daha fazla paramız oldu, belki olmadı.
Ama asıl mesele şu: Nefsimiz bize mi hâkimdi, biz mi nefsimize?
Yeni yıl; yeni bir başlangıçtan önce, samimi bir hesaplaşma fırsatıdır.
Çünkü akıllı insan, yarını süsleyen değil; ölüm sonrasını inşa edendir.
Ve belki de en doğru yılbaşı temennisi şudur:
Allah, nefsimizin değil, hakikatin peşinden gidenlerden eylesin…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Azize Yüksel
Bir yıl daha biterken…
Bir yıl daha bitmek üzere…
Takvim yaprakları sessizce azalırken, ömürden eksilen zamanı çoğu zaman fark etmiyoruz. Yeni bir yılın heyecanı, yeni hedefler, yeni umutlar konuşulurken asıl sormamız gereken soruyu çoğu kez erteliyoruz: Ben bu yıl ne oldum?
Peygamber Efendimiz’in (sav) asırlar ötesinden bugünümüze ışık tutan şu uyarısı tam da bu noktada duruyor:
“Akıllı kişi, nefsine hâkim olan ve ölüm sonrası için çalışandır. Aciz kişi ise nefsinin arzu ve isteklerine göre yaşayan ve buna rağmen hâlâ Allah’tan iyilik temenni edendir.”
Bu söz, bir tanım yapmaktan çok bir ayna sunuyor bize.
Akıllı olmak; çok bilmek, çok konuşmak ya da çok kazanmak değil. Akıllı olmak; nefsine “dur” diyebilmek, her istediğini yapma özgürlüğünü değil, doğru olanı seçme iradesini gösterebilmektir.
Bir yıl boyunca neleri erteledik?
“Sonra yaparım” dediğimiz ibadetleri,
“Bir gün barışırım” dediğimiz gönül kırıklıklarını,
“Zamanım olunca” diye ihmal ettiğimiz iyilikleri…
Nefis hep bugünü ister. Hazzı, kolay olanı, anı…
Ama akıl, sonrasını düşünür. Hesabı, sonucu, ahireti…
Asıl tehlike ise ikinci kısımda gizli:
Nefsinin peşinden sürüklenip, hatalarına rağmen hiçbir çaba göstermeden, “Allah affeder” demek… Bu, tevekkül değil; aldanıştır. Dua, gayretin yerine geçmez. Temenni, sorumluluğun örtüsü olamaz.
Yeni yıla girerken listeler yapıyoruz: daha çok kazanacağım, daha fit olacağım, daha mutlu olacağım…
Peki ya şu soruyu ekleyebiliyor muyuz:
Daha iyi bir kul olabilecek miyim?
Bir yıl daha bitiyor.
Belki daha fazla paramız oldu, belki olmadı.
Ama asıl mesele şu: Nefsimiz bize mi hâkimdi, biz mi nefsimize?
Yeni yıl; yeni bir başlangıçtan önce, samimi bir hesaplaşma fırsatıdır.
Çünkü akıllı insan, yarını süsleyen değil; ölüm sonrasını inşa edendir.
Ve belki de en doğru yılbaşı temennisi şudur:
Allah, nefsimizin değil, hakikatin peşinden gidenlerden eylesin…